Dik durmadan dikleşmeye çalışırken…

Bazen gün o kadar kötü geçer ki, “Keşke hiç dışarı çıkmasaydım” dersiniz. Avustralya Başbakanı Scott Morrison, önce G20, ardından da İskoçya’daki COP26 İklim Zirvesine katılımının ardından ihtimal ki böyle düşünüyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, G20’de elçisini kapı dışarı etmekle tehdit eden Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ne dediğini bilmiyoruz. Ancak Avustralya Başbakanı Scott “Scomo” Morrison’a lafını sakınmadığını biliyoruz.

Fransa’yla 90 milyar dolarlık denizaltı anlaşmasını iptal edip ABD ve İngiltere’yle nükleer denizaltı anlaşması imzalayan Avustralya’ya Paris’in tepkisi sert olmuştu. Elçiyi geri çeken Macron, sırtından bıçaklandığını söyledi. İtalya’daki G20 zirvesine kadar geçen birkaç hafta Macron’un öfkesini dindirmedi. Macron zirvede ABD Başkanı Joe Biden’la görüştüğünde de konuyu açtı. Biden da tek kelimeyle Morrison’ı sattı ve Fransa’nın gelişmelerden habersiz olduğunu bilmediğini ve sürecin “beceriksizce” yönetildiğini söyledi.

Zirve sırasında devlet kanalı ABC’den gazetecilerin “Scott Morrison’ın yalan söylediğini mi düşünüyorsunuz?” sorusuna “Düşünmüyorum, biliyorum!” cevabını veren Macron, sadece bir ülkenin başbakanına değil, tüm ülkeye hakaret etti.

En azından Morrison böyle düşünüyordu.

Yaptığı basın toplantısında, kendisine yönelik hakaretleri kabul edebileceğini, ancak Avustralya’ya yönelik saldırıları kabul etmesinin söz konusu olamayacağını söyledi.

Ülkede Macron’a tepki büyük oldu.

Binlerce insan Sydney’deki Hollanda Konsolosluğu’nun önünde toplanıp sokağa -görece daha ucuz olan- İtalyan şarabı döktü. Sonra bayrakları karıştırdıklarının farkına varıp yakındaki Fransa Konsolosluğu’na gittiklerinde ellerinde dökecek bir şey kalmamıştı.

Fransız büyükelçisi, Dışişlerine çağrılıp, Macron’un söylediğinin yok hükmünde olduğu söylendi. Scomo’nun sözcüsü Frank Goldun da Scomo’nun FIFA 22’de Fransa’ya gol atarkenki görüntüsünü paylaştı.

Yok, şaka…

Macron’un söylediklerini üzerine alan Avustralyalı sayısının bir olduğunu söyleyebiliriz.

Mesela, Fransa’yla denizaltı anlaşmasını imzalayan ve Morrison’ın yerinden ettiği eski Başbakan Malcolm Turnbull, Macron’un haklı olduğunu söyledi.

“Bana çok kez yalan söylemişliği vardır” diyen Turnbull, “Zaten yalan söylemesiyle bilinir” diye de ekledi.

Ayrıca Twitter’da da birçok Avustralyalı, Macron’un söylediklerinin Avustralya’yı değil başbakanını bağlayacağını belirten mesajlar paylaştı. Zaten Avustralyalıların siyasetçilerden beklentisi pek de yüksek değil.

Dünya çapında “yalan söyleyen siyasetçi” büyük şok yaratacak bir kavram değil.

G20’de Avustralyalı gazetecilerin ısrarlı sorularına kızan Morrison, “Zaten siz Fransız cumhurbaşkanıyla selfie de çektirdiniz” diye kendini savundu. Tabii daha sonra bunun doğru olmadığı ortaya çıkınca, yanlış bilgilendirildiğini söyleyip özür diledi.

Ancak diplomatik krizin burada bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

Morrison, Haziran’da Fransızlara denizaltının beklentileri karşılamayacağını söylediğini ifade ediyor.

G20’deki kriz sonrası Fransa’nın anlaşmanın iptalinden son anda haberi olduğu açıklamalarına itiraz eden Morrison’ı destekleyen özel mesaj ortaya çıktı.

Anlaşmanın iptalinden iki gün önce Macron’un, Morrison’ın özel telefonuna attığı mesajda Fransa cumhurbaşkanı, “Ortak denizaltı planlarımız hakkında sizden gelecek haber olumlu mu olacak, olumsuz mu?” diye sormuş.

Aradaki saat farkını düşününce, umarım Macron önce “Uyanık mısın?” diye sormuştur.

Anlaşmanın iptalinden iki gün önce süreçte bazı sıkıntılar olduğu hissiyatının olması Morrison’ı ne kadar korur bilinmez, ama Fransızlar iki lider arasındaki mesajın sızmasından dolayı haliyle küplere bindi.

Fransa’nın Avustralya’daki Büyükelçisi Jean-Pierre Thebault da başkent Canberra’daki Ulusal Basın Kulübü’nde bu hafta yaptığı konuşmada Morrison’ın süreç içinde yalan söylediğini iddia etti.

“Belki yanıltmakla yalan söylemek arasında bir fark vardır. Ancak dost ve müttefik ülkelerin hükümet ve devlet başkanları arasında, biri diğerini yanıltıyorsa, bu yalan söylüyor demektir” dedi.

Macron ile Morrison arasındaki özel bir mesajın nasıl sızdırıldığı, Başbakanlık Ofisi’nin sorumlu olup olmadığı sorulunca da Morrison, artık krizin yeterince uzadığını ve ülkenin ihtiyaçlarına cevap vermeyecek bir denizaltı inşasını iptal ettiği için özür dilemeyeceğini söyledi.

G20’den sonra da İskoçya’daki COP26 İklim Zirvesine katılan Scomo, yaptığı konuşmada “İklim değişikliğiyle mücadelede küresel momentumun yakalandığını” söyleyeceğine, yanlışlıkla “Çin’le mücadelede küresel momentumun yakalandığını” söyledi. Bunun basit bir hata olmadığını düşünen Çinli sayısı ise az değil. Çin sosyal medya platformu Weibo’da “Avustralya başbakanı küresel ısınmayla mücadeleyi Çin’le mücadele olarak gösteriyor” mesajı 130 milyon defa paylaşıldı. Çin’de bir gazete, Morrison’ın aklında sürekli Çin olduğu için böyle bir hata yaptığını ifade etti.

Tabii, Çin’de birçok yorumcu “Zaten pek çok dünya lideri Avustralya başbakanının sözüne güvenilemediğini düşünüyor” notunu düşmekten kendilerini alamadı.

Bazen gün o kadar kötü geçer ki, “Keşke hiç çıkmasaydım” dersiniz. Morrison’ın son yurt dışı seyahate çıkmamış olmayı umduğunu tahmin ediyorum.

Birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan bu günlerde, Avustralya başbakanının meclisten Yeni Zelanda’ya sınır ötesi müdahale izni geçirmesi muhtemel.