Euro 2020: İlk maçlardan sonra en iyi 11

Avrupa Futbol Şampiyonası’nda Millilerin tatmin etmeyen performansı, Christian Eriksen’in sağlık sorunu, Patrick Schick’in deneysel golü derken gruplarda ilk maçlar tamamlandı. En iyi 11 üzerinden ilk maçlara geniş açıdan bakalım.

Robin Olsen: İsveç’in sıkışık 4-4-2’sini açamayan İspanya aslına baktığımızda Guardiola Manchester City’sine yakın bir futbolla hâkim oyun oynasa da forvet hattında Morata’nın oyunda kaldığı 66 dakika boyunca çok az üretebilmesi ve ayağına gelen fırsatların değerini bilmemesinin sonucunda İspanya karşısında kalesini gole kapatan Olsen’e maçın adamı oldum dedirtti. Forvet hattında sıkıntı çekeceğe benzeyen İspanya’da maça yedek kulübesinden giren G.Moreno ve Oyarzabal’ın desteği ve oyuna sonradan giren bir diğer isim olan Thiago’nun orta sahada ipleri eline almasıyla belki de bu performanslar maç boyunca olsa idi şu an İspanya’nın üç puanını konuşuyor olacaktık. Bu durumda Luis Enrique’yi farklı bir 11 opsiyonuna götürecek gibi duruyor.

Milan Skriniar: E Grubu’nun en güçsüz ekibi olarak anılan Slovenya, oyun planında bulunan az sayıdaki hücum seçenekleriyle Polonya karşısında hem hızlı çıkacakları ataklarla hem de duran toplarda yaratabilecekleri fırsatlarla maça başladılar ve nitekim bu şansları disiplinli oyunlarıyla harmanlayarak zorlu Polonya maçından 2-1’lik galibiyetle ayrıldılar. İstatistik kağıdına baktığımızda 17 şut çeken bir Polonya görsek de yalnızca 3 tanesinde Slovenya kalesini buldular. Bu karşılaşmada öne çıkan Skriniar önce Lewandowski gibi bir gol makinesine karşı hem ikili mücadeleleri kazandı hem de kalesini tehlikeye sokacak net bir fırsat vermedi. Bunun yanında Hamsik’in kullandığı köşe vuruşunda kalabalıktan seken topu ağlara göndererek takımına beklenmeyen bir galibiyet kazandırmış oldu.

Simon Kjaer: Christian Eriksen’in yaşadığı sağlık durumu herkesin malumu olacaktır ki bu maçı konuşmaya gerek duymuyorum. Asıl konuşulması gereken konu Simon Kjaer’in ne büyük bir kaptan ne yüce bir insan olduğudur. Herkes nefeslerini tutmuş Eriksen’i izlerken büyük soğuk kanlılığı ile takım arkadaşına ilk yardımı yapan isimlerden biri olmuştu, sonrasında arkadaşı o halde görünmesin diye bütün takımı Eriksen’in etrafına siper etmişti ve son olarak da Eriksen’in eşi Sabrina Kvist’i sakinleştirme işi de ona düşmüştü. Gerçek bir insanlık örneğini başta Danimarka rejisi olmak üzere bütün dünyaya gösterdiğini ve bu 11’e insani performansıyla en üst sıradan girmesi gerektiğini düşünüyorum.

Leandro Spinazzola: Türkiye’nin karakterinden uzak oyunu İtalya’ya istediklerini yapma konusunda büyük yardım sağlasa da maçta karşısında kim olursa olsun yine de bu baskılı oyunu oynayabilecekmiş gibi gözüken takım, bütün yararlı istatistiklerde maçı açık ara önde tamamladı. Durum bu olunca İtalya için birçok maçın adamı seçeneği bulunsa da sağ ayaklı sol bek Spinazzola takım atağa çıkarken oyunun yönünü bir anda değiştirmesi, hücumda bir kanat forvet gibi Türkiye ceza sahasında birçok kez topla buluşması ve 2 şutla maçın en çok şut çeken oyuncusu olması onu maçın “x faktörü” yaptı.

Denzel Dumfries: Hollanda’da eleştirilerin odak noktası Frank de Boer, Ukrayna maçına 3’lü savunma ile çıkarak belki de iki yıldır ilk kez böyle bir savunma kurgusu izletti. Gol düellosu olarak geçen 3-2’lik maç Hollanda adına çok hızlı başladı ve ilk yarım saatte 8 kez şut şansı bulurken ve maçın toplamında da 15 kez şut şansı buldular. Bunun yanında orta sahada hücum da olduğu kadar savunmada da tempolu olan oyuncular, Ukrayna orta sahasının maestrosu olarak görülen Zinchenko dahil olmak bütün orta sahalara kilit vurdular. Dakikalar 59’u gösterdiğinde 2-0 geride olan Ukraynalılar 20 dakika içinde eşitliği sağlasa da maç boyu sağ kanattan etkili olan Denzel Dumfries’in 85. dakikada “buzzer beater” diyebileceğimiz golüyle Portakallar ilk maçında üç puan ile tanıştı.

Marcel Sabitzer: Avrupa Şampiyonası’nda kendine ilk kez yer bulan Kuzey Makedonya ve Avrupa Şampiyonası’nda hiç galibiyeti bulunmayan Avusturya. İki takım içinde tarihi önem taşıyan bu maç gösterdi ki K. Makedonya grubun en zayıf takımı olsa da umut verici futboluyla kendinden söz ettirecek. Tempolu geçen maçta orta sahada general rolü üstlenen Sabitzer hem hücum aksiyonlarında karar merciinde hem de savunmaya dönüşlerde topa hamle yapan ilk ya da ikinci oyuncu oldu, karşı tarafa ağır basan yetenek ve fiziksel setinden midir bilinmez ama maçta orta saha dominyonunu sağladı. 78. dakikada beraberlik kilidini açabilen Avusturya, 89’da Arnautovic’in fişi çektiği golden sonra rakip takım oyuncusuna ettiği küfürler de gözden kaçmadı.

Kalvin Philips: 2018 Dünya Kupası yarı finalinin rövanşı niteliğinde olan bu maç, iki taraf için grup liderliğinin belirleneceği maç niteliğindeydi. İstatistiklere bakınca maç başa baş geçmiş gibi görünüyor iki takımı birbirinden ayıran tek parametre gol beklentisi oldu; İngiltere 1.51, Hırvatistan 0.36 gol beklentisiyle oynarken savunmalar arasındaki farkı da buradan anlayabiliriz. Kadroda alternatif isimlere yer veren Southgate, Kalvin Philips’e de bu geniş rotasyon sayesinde süre vermiş oldu ve bu sorumluluğu iki ceza sahası arasında mekik dokuyarak yerine getiren oyuncu bir asistle de maçı İngilizlere kazandıran golü attırdı.

Raphael Guerreiro: Sol bek mevkiini başka bir isimle doldursak da Guerreiro Macaristan-Portekiz maçındaki performansı ile sol kanatta kendine bir yer bulabilir. Maçı 3-0 kazanan Portekiz’in maçı çözmesi çok uzun zaman alsa da Macaristan’ın sıkı savunmasını bir sol bekten çok sol kanat/sol iç gibi oynayarak Guerrieiro’nun ver-kaçları, bindirmeleri ve cezasına yaptığı boş koşularıyla açtı diyebiliriz. Zaten ilk golü attığı maçta Guerreiro kilit oyuncu olmayı başardı. Buna karşılık zaman zaman etkili çıkılarıyla tehlikeler yaratmaya çalışan Macaristan içinse hiç de fena bir maç geçirmediler diyebiliriz.

Kylian Mbappe: Erken final niteliğindeki Fransa-Almanya maçından önce de Löw’ün 3’lü savunmaya yakın olduğu söyleniyordu ve bu maçta da yakınlığını gösterdi. Santrafor eksikliği, yumuşak orta sahası ve ağır savunmasıyla ibreyi Fransa’ya çeviren Panzerlerde Kimmich’in de kanat bek başlaması herkesi şaşırttı. Fransa’ya gelecek olursak Pogba’nın sürklase ettiği ilk yarıyla birlikte ne kadar Almanya topu alsa da aslında çeyrek şans bile bulamamasıyla oyunu Fransızlara vermişlerdi bile. İlkay ve Kroos topla ne kadar haşır neşir olabilse de top ayaklarındayken Pogba ve Kante’den yedikleri baskı sonucu oyun kurma fırsatı bile bulamadılar. Mbappe maçın başından beri Alman savunmasını zorlayarak savunmacıları hataya düşürmesiyle takımını 1-0 öne geçirdi diyebiliriz. Bugün sahada gördüğümüz Fransa 2018 Fransa’nın bir devamı ve erken öne geçtikleri maçlarda onları açmak çok zor.

Patrick Schick: 21 yıl sonra büyük bir turnuvaya katılan İskoçların yüzünden gerginlikleri belli oluyordu ve bu maç onlar için öğrenilmesi gereken zor bir ders oldu. Robertson ile yakaladıkları şansı değerlendiremeyen İskoçlar, 42. dakikada Schick’in şık kafa vuruşuyla devreye 1-0 geride girdiler. Bir de bunun üstüne Schick’in laboratuvar ortamında hazırlayıp dünya futboluna sunduğu golü Çekya adına maçı tasdikledi. Bu iki golle birlikte maçtaki santrafor kalitesini net bir biçimde ortaya seren oyuncu maçın adamı olma şansını kimseye bırakmadı.

Romelu Lukaku: Ezici bir üstünlük ve ilk maçtan şampiyonluk için buradayım mesajı veren Belçika, kolay rakibi Rusya’ya hiçbir şans tanımadı. Karşılaşmayı 3-0 tamamlayan Belçika De Bruyne olmadan da büyük bir takım olduklarını gösterdiler ve gol krallığı için yarışacak Lukaku da bu maçla görücüye çıktı. İnter ile ligi şampiyon tamamlayan oyuncu formuna milli takımda da devam ediyor. Dünya futbol efsanesi Thierry Henry ile de çalıştığı bilinen Lukaku’nun oyuna bakış açısı bu sayede değişti demek yanlış olmaz. Turnuvanın geri kalanında da her oyuncusuyla adından söz ettirecek Belçika ilk maçını oyun ve skor anlamında en güçlü şekilde kazanan şampiyonluk adayı oldu.

EN İYİ 12.ADAM:

Breel Embolo: Türkiye Milli Takımı’nı yakından ilgilendiren Galler-İsviçre mücadelesi 1-1 biterken akılda kalan İsviçre’nin ilk yarıdaki hegemonyası olacaktır. Buna rağmen golü ikinci yarının başında bulan İsviçre, Embolo ile gol yollarında etkili bir gün geçirse de 74. dakikada Galler eşitliği sağladı ve maç bu gollere bitti. Embolo’nun turnuvaya etkili başlangıcı kadrosundaki diğer sorumluluk alacak isimlerle birleşince göz korkutmuyor değil. Millilerle oynanacak maçta İsviçre’nin yapacağı press merak konusu…

Önceki İçerikAkşener: “Dünün ‘Eyyyy Biden’ı’, bugünün ‘Dostum Biden’ı’ oluverdi”
Sonraki İçerikHDP ve siyaset…