ÖZEL HABER | İçimizdeki Afganlar: İyi ki kaçmışız

Abdulrauf, Yusuf, Abdullah iki yıldır Erzurum’da yaşıyor. Erzurum’un batısını hiç görmemişler. Amaçları Avrupa’ya gitmek için kaçakçılara para biriktirmek... İki yıldır Sultangazi’de yaşayan ve tekstil atölyelerinde çalışan Arif ve Abdülaziz İstanbul’da Sultangazi dışında bir yer görmemiş. Günde 12 saat çalışıyorlar, yegâne sosyal etkinlikleri parkta oturmak. 45 gündür yolda olan Aliağa, Saidağa ve Hafez akraba. 45 günde Patnos’a varmışlar. Şimdi hedefleri Tokat. Çünkü orada akrabaları var. Otobüs bileti alamadıkları için tek çareleri yürümek, fakat Tokat’a kaç kilometre kaldığını bilmiyorlar. Onlar yürürken Taliban iktidara geldi. Haberi alınca “İyi ki kaçmışız” demişler.

Türkiye’ye gelen Afganların büyük çoğunluğu İstanbul’a yöneliyor, ikinci sırada Orta Anadolu var. İstanbul’dakilerin çoğu tekstil sektöründe iş bulurken, Anadolu’daki Afganlar çobanlık yapıyor; tarlalarda, sanayide, araba tamircilerinde, oto yıkamacılarında ve fırınlarda çalışıyor.  

Doğuda Afganların yaşadığı illerden birisi de Erzurum. Erzurum’un en eski mahallelerinden Mahallebaşı’nda, kiraladıkları eski ve yıkık dökük evlerde barınıyor, inşaatlarda ve gündelik işlerde çalışıyorlar; bazıları da çöpten plastik ve kâğıt topluyor.

Yusuf ve üç arkadaşı, Erzurum’da ahşap pencerleri dökülen, ısınması olmayan eski bir dairede kalıyor. Yusuf, 19 yaşında, Afganistan’dan Erzurum’a iki buçuk yıl önce gelmiş. Gündelik inşaat işlerinde çalışıyor.

Erzurum’dan hiç batıya gitmemiş. Ama hayali bir gün Avrupa’ya gitmek:

“Bu sıralar sınırlar sıkı kontrol edildiği için şimdilik bekliyoruz. Ben 19 yaşındayım, iki buçuk yıldır Erzurum’dayım, burada gündelik olarak inşaatlarda çalışıyoruz ve hamallık yapıyoruz, ne iş verirlerse onu yapıyoruz ama bu sıralar iş yok, hiçbirimiz çalışamıyoruz. İnsanları Avrupa’ya götüren kaçakçılar çok para istiyor, parası olmayanlar Türkiye’de iki-üç yıl çalışıp para biriktirdikten sonra Avrupa’ya gidebiliyor.”

Yusuf’a göre, Taliban’ın Afganistan’ı yeniden ele geçirmesiyle Afganistan’da her şey daha kötü olacak:

“Afganistan’da genç insanlar için bir gelecek yok, şimdi Taliban geldi her şey daha kötü olacak, Afganistan’da yaşamak çok daha tehlikeli oldu. Afganistan’a asla geri gitmek istemem.”

Soldan sağa: Abdulrauf, Yusuf, Abdullah.

Abdulrauf ise 18 yaşında ve bir yıldır Erzurumda yaşıyor. Erzurum’u İstanbul ve Ankara’ya tercih ettiğini söylüyor:

“Ben bir yıldır Afganistan’dan geldim, hiç İstanbul ve Ankara’ya gitmedim ama duyduğuma göre oralarda iş bulmak daha zor, hayat pahalı, Erzurum’da inşaat işi gibi işler bulmak daha kolay, o yüzden Erzurum’da kalmaya karar verdim. Burada iyi bir hayat yaşamıyoruz, çok az para kazanıyoruz ama özgürüz, ailemiz de bize bir şey olacak diye endişelenmiyor, kimse bize karışmıyor.”

İki yıldır İstanbul’dalar, Sultangazi’den başka yere gitmemişler

Arif ve Abdulaziz Afganistan’ın Celalabad şehrinden iki yıl önce Türkiye’ye gelmişler, Afganistan’da komşuymuşlar. Önce Arif Türkiye’ye gelmiş, peşinden de Abdulaziz. İkisi de İstanbul’da Sultangazi’de yaşıyor.

Polisten korktukları için sadece Sultangazi’de bir parkta ya da meydanda bir bankta oturuyorlar; dışardaki tek sosyal aktiviteleri bu. İstanbul’un başka hiçbir yerini tanımıyorlar ve başka hiçbir yere gitmemişler.

Arif bir kot yıkama fabrikasında 2500 TL maaşla haftanın 6 günü günde 12 saat çalışıyor:

“Ayda 2500 TL maaş alıyorum, iş yerinde yatıyorum, kira parası vermiyorum, yaklaşık 1000 TL aylık masrafım oluyor, ayda 1500 TL’yi de aileme gönderiyorum. Afganistan’da iş yok, ailem benim gönderdiğim para ile geçiniyor, eğer bir gün sınırlar açılırsa Avrupa’ya gitmeyi düşünüyorum, yoksa burada kalıp aileme destek olmaya devam edeceğim, Türkiye’den memnunum.”

Peki, Afganistan’a nasıl para gönderiyorlar? Onun da hikâyesi ilginç. Arif anlatıyor.

“Burada Afganistan’a para gönderen sarafflar var, sarraf dediğim bir Afgan dükkânı. Gönderdiğimiz 1000 TL için 20 TL gönderme parası alıyorlar. Afganistan’a para gönderen sarrafların Afganistan’ın her şehrinde beraber çalıştıkları dükkânlar var. Biz burada sarrafa 1000 TL veriyoruz, onların Afganistan’da beraber çalıştıkları kişiler orada ailemize 1000 TL karşılığı Afgan parası veriyorlar.”

       Arif kot yıkama fabrikasında çalışıyor.

Abdulaziz 16 yaşında, iki yıl önce 14 yaşındayken Afganistan’dan gelmiş, 2400 TL maaşla bir ayakkabı atölyesinde çalışıyor. İş yerinde çok fazla kimse ile konuşmuyor ve akşam da evde 10 Afgan arkadaşı ile kalıyor, Türkçesi Arif kadar iyi değil.

Her şeye rağmen Türkiye’de olmaktan o da memnun:

“Polis evimizi bastı, hepimizi karakola götürdü, bir gün orada kaldık, aramızda çocuk yaşta olanlar da vardı, bizimle ne yapacaklarını bilmedikleri için bizi bıraktılar ama bir daha evi basacaklar diye korkuyoruz. Evde, evden işe giderken, işten eve dönerken hep korku içindeyiz, gece kapıdan bir ses gelince polis geldi diye korkuyoruz. Bizim ailelerimizin tek gelir kaynağı bizim gönderdiğimiz para, bizi Afganistan’a gönderirlerse orada başımıza ne geleceğini bilmiyoruz, orada işsiz kalacağız ve ailelerimizin tek gelir kaynağı da kesilecek.”

Abdulaziz bir ayakkabı atölyesinde çalışıyor.

Saidağa, kardeşi Aliağa ve amca oğulları Hafez, Afganistan’dan ayrıldıktan sonra 25 günde Türkiye sınırına ulaşmışlar ve sınırı geçtikten sonra da 18 günde Ağrı Patnos’a varmışlar.

Amaçları Tokat’taki akrabalarının yanına gitmek. Tokat’a kadar yürüyecekler ve daha kaç gün yürümeleri gerektiğini, güvenli bir şekilde Tokat’ta ulaşıp ulaşmayacaklarını bilmiyorlar.

Onlar yoldayken Taliban tüm Afganistan’ı ele geçirdi ve Afganistan’da yeni bir hükümet kurdu.

Soldan sağa: Aliağa, Saidağa, Hafez.

Saidağa umuda yolculuklarını anlatıyor:

“Afganistan’da Mezarışerif şehrinden yola çıkıp önce Pakistan’a geldik, Pakistan’dan kaçak yollarla İran’a geçtik ve İran’dan kaçak yollarla Türkiye’ye geldik. Türkiye sınırına 25 günde geldik ve 18 gün önce Türkiye sınırını geçtik, bazı köylerde bizi misafir ettiler ve şimdi Tokat’a gitmek istiyoruz.”

Saidağa, neden araçla gitmeyip yürüdüklerini ve neden Tokat’a gitmek istediklerini şöyle anlatıyor:

“Otogarlarda bize otobüs bileti satmıyorlar, otostop yapıyoruz ama şoförler bizi almıyor, şehirden şehire yürüyüp Tokat’a kadar gideceğiz. Yolda insanlar bizi evlerinde misafir ediyor, yiyecek içecek veriyorlar. Tokat’ta akrabalarımız var, onların yanına gideceğiz, ben kuaförüm, kuaförlük işi bulursam çalışacağım, bulamazsam ne iş olursa onu yaparım.

“Afganistan’da iş yok, güvenlik yok, savaş var. Şimdi Taliban tüm Afganistan’ı ele geçirdi, kendilerini desteklemeyen insanları öldürüyorlar. Biz oradan kaçtık, kesinlikle bir daha oraya dönmek istmiyoruz.”

Hafez, bu şartlarda bile umutlu:

“Taliban tüm Afganistan’ı ele geçirmeden önce de Afganistan’da hayat çok zordu, güvenlik yoktu, iş yoktu, her gün bombalar patlıyordu, insanlar ölüyordu, savaş vardı ama şimdi Taliban Afganistan’ı ele geçirdi, artık özgürlük de yok ve normal bir hayat yaşama şansı hiç kalmadı, biz zamanında Afganistan’dan kaçtığımız için mutluyuz.

“Taliban’ın ne yaptığını 20 yıl önce herkes gördü, yine aynı şeyleri yapacaklar. Halk Taliban’ı istemiyor ama herkes Afganistan’dan gidemediği için mecburen yaşıyorlar orada.”

Önceki İçerikÇatlasınlar kıskançlıktan!
Sonraki İçerikKanadalı Katolik piskoposlar yatılı okullardaki rolleri için özür diledi