RÖPORTAJ | “Ruble ile ticaret sadece Rusya’nın işine yarar”

Gelecek Partisi Ekonomi Politikaları Başkanı Kerim Rota: “Şu anda Türkiye’nin yaptığı operasyonlar mevcut ambargoları delen bir görüntü vermiyor”, “Türkiye bence şu an IMF’nin kapısında değil ama bir gün gidecek olsa zaten bu politikalarla gidemez”, “Bireylerin birikimlerini dövizde tutmasının eleştirildiği haberler hükümetteki ekonomi yönetiminin ekonomi cehaletinin derinliğini gösteriyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Soçi dönüşü uçakta bir açıklaması oldu: “Sayın Putin’le ruble üzerinde mutabık kaldık. Ruble noktasında bu alışverişlerimizi yapacağımız için o da tabii Türkiye-Rusya arasında mali noktada ayrı bir güç kaynağı olarak Rusya’ya ve Türkiye’ye inşallah kazandıracak” dedi. Daha önce yerel paralar ile ticaret dile getirilmişti. Uluslararası ambargo altında olan Ruble ile ticaret Türkiye için ne anlama gelir?

Bu Rusya açısından kârlı olur. Çünkü hem ambargoyu delmek hem de Rusya’ya ödemelerin yapılması için bambaşka yollar bulunması gerekiyor. Bunun yerine bizim onlara Ruble ödemesi yapmamız onlar açısından çok rahatlatıcı olacaktır. Ama bizim açımızdan o kadar Rubleyi nereden bulacağımız ve karşısında ne vereceğimiz önemli. Yani ambargo altında olan bir ülkenin doğal olarak parası da ambargo altında. Dolayısıyla baktığımızda Türkiye’nin dolar eş değeri ya da döviz miktarı olarak harcayacağında bir değişiklik olmaz. Burada mühim olan doğalgaz üzerinden bize bir ıskonto uygulanıp uygulanmayacağıdır. TL üzerinden yapılacak olsaydı çok daha anlamlı olurdu. Kendi bastığımız parayı göndermek daha kolay bir operasyon olurdu. Ruble olması Türkiye açısından bir şey değiştirmez ama Rusya açısından çok şey değiştirir.

Dün (5 Ağustos) Washington Post’ta Türkiye konulu bir haber-analiz yayımlandı. Bu haberde Avrupa ve ABD’nin Rusya’ya uyguladığı yaptırımları Rusya’nın Türkiye’ye yönelerek aştığı ifade edildi. Bugünkü Ruble açıklaması ile birlikte ele aldığımızda, bu sürecin ileride Türkiye’nin başını ağrıtacağını söyleyebilir miyiz?

Şu anda Türkiye’nin yaptığı operasyonlar mevcut ambargoları delen bir görüntü vermiyor. Ama bilirsiniz bu tür şeyler genişlemeye çok müsait oluyor. Örneğin İran ambargolarına altının dahil edilmesi Türkiye’nin bu ambargoyu altın yoluyla delmesi sebebiyle olmuştu. O yüzden bu tür ambargo delme ya da açık bulma operasyonları daha kısa ömürlü, iki-üç aylık oluyor.

Türkiye’nin çok önemli bir dış finansman sorunu var. Bu dış finansman sorunu için iki-üç aylık bile olsa bir operasyona göz yummuş görünüyor. Yoksa bunun çok uzun vadeli bir deneyim olacağını düşünmüyorum. Mutlaka ki bu gerilim sürdüğü sürece bu ambargo genişleyecektir. Ama tabii bu siyasi bir konu, yarın bir gün Rusya-Ukrayna arasında gerilim düşerse böyle bir şey söz konusu olmaz.

Son günlerde yeniden gündeme gelen bir iddia var, Türkiye’nin 2 yıldır IMF’nin kapısında beklediğine ilişkin. Siz bankacılık sektöründe uzun yıllar çalışmış, içeriyi iyi bilen birisiniz. Sizin böyle bir bilginiz ya da duyumunuz var mı?

Ben bu iddiaları spekülasyon olarak görüyorum. Türkiye’nin IMF’ye başvurma mekanizmaları belli. Ya resmen başvuru yaparsınız ya da başvuru yapmazsınız. Türkiye’nin şu anda böyle bir pozisyonu bence yok. Siyasi olarak hiçbir hükümet seçimden 8-9 ay önce böyle bir girişimde bulunmaz. Ama Türkiye’nin mevcut ekonomik politikalarının gidişatı kesinlikle sürdürülebilir değil. Bu ekonomi politikalarını finanse edecek bir para bence dünyada yok. Dolayısıyla IMF gelse, bu politikalarla devam edin dese IMF’nin verebileceği bu kadar para yok. Bu politikalar çünkü çok büyük rezerv kayıplarına ve çok büyük bütçe açıklarına sebep olacak olan politikalar. Dünyada da buna benzer politika uygulayan, bu kadar derin negatif faiz uygulayan başka ülke yok.

Dolayısıyla Türkiye bence şu an IMF’nin kapısında değil ama bir gün gidecek olsa zaten bu politikalarla gidemez. Önce bu politikaları düzeltmesi lazım.

Son olarak Yeni Şafak gazetesinin bir süredir yaptığı ve sürdürdüğü bir haber kampanyası var. Bu haberlerde şirketlere uygulanan TL kredi kısıtlamasının şahıslara da uygulanması gerektiği ve yastık altı/kasadaki dövizlerin bozdurulması gerektiği ifade ediliyor. Sizce hükümet bu yönde bir adım atar mı? Durum bu kadar mı vahim?

Bu haberler hükümetteki ekonomi yönetiminin ekonomi cehaletinin derinliğini gösteriyor. Ayrıca işin nereye kadar varabileceğini de gösteriyor.

Türkiye geçtiğimiz Temmuz ayında zaten bir sermaye kısıtlamasına gitti. Şirketlerin kredi alabilmesi için döviz satmak zorunda olması bir sermaye kontrolüdür, bir sermaye kısıtlamasıdır. Eminim ki mevcut  ekonomi yönetimi; en başta cumhurbaşkanı, daha sonra Hazine ve Maliye Bakanı ve MB Başkanı bireylerin birikimlerini dövizde tutuyor olmasından çok rahatsızlar. Ancak bu konudaki bir girişimin yan etkilerinin seçim kaybettireceğini çok iyi biliyorlar. O yüzden seçime kadar olan dönemde ben böyle çılgınca bir adım beklemem. Ama seçimleri tekrar Cumhur İttifakı’nın kazanması halinde işi nereye kadar götürebileceklerini gösteren bir haber oldu bence bu.