Alzheimer

The PKK's tutelage over Kurds and the HDP missing out on the opportunity to be in Parliament with its 13 percent as a result of its supportive statements for the terror organization has forced the state to put the reconciliation process on the shelf.

                       Sevgili Kemal Sayar’a

 

Artık hiç bulaşmayacağım kendime,

Artık hiç didişmeyeceğim kendimle.

Yüzlerin ve tenlerin,

Hayatların ve rüyaların arasından geçerken

Artık hiç uğramayacağım,

İlişmeyeceğim kendime.

 

Unutmaya başladım bile onu,

Bir rüzgâr nasıl unutmaya başlarsa,

İçinden ve üstünden geçtiği

Ağacı, çiçeği, rüyayı ve gerçeği…

 

Çünkü her gece damla damla süzülüp

Akıyorum kendimden,

Her sabah maske maske sıyırıp

Atıyorum kendimi

Biraz daha yüzümden,

Biraz daha içimden,

 

Sanırım, o oluyor bana, o,

Alzheimer diyorlar hani,

Akıl, bellek, muhayyilenin derinlikleri,

Hepsinin ilmek ilmek çözülüp,

Parça parça göğe çekilme hali, yani…

 

Geri geri akıyor, çünkü, yüzler, sesler,

Ve resimler içimde.

Ger geri yürüyor toprakta karıncalar,

Geri geri sokaklarda insanlar.

 

Yukarı doğru yağıyor yağmur,

Yukarı doğru

Bilgi, hayal, dil, sanat…

 

Ve oyunlarım, repliklerim,

Sözcüklerim, ipliklerim, ilmeklerim,

Her biri ayrı bir samanlıkta

Ayrı bir iğne arıyor sanki,

Deliğinden geçip de dönmek için

Belleğimdeki yerine.

 

Fazla değil, belki bir kaç mevsim,

Belki birkaç konak ötede

Kendimi sokakta, metroda, otobüste,

Belki kendi evimde

Ve ekranın içinde, düşünün,

Görsem tanıyamayacağım günler

Bekliyor beni,

 

Olsun, olsun, diyorum,

Olsun, böyle böyle arınacağım

Dipten doruğa demek ki!

 

Böyle böyle, belleğin sandığına teptiğim

Bütün o çul çaput metrukeyi

Sandığın kendisiyle birlikte

Irmağın sularına boşaltıp,

Kıyı çizgisini silerek içimde adım adım,

Irmağın çıktığı yere doğru

Yürüyüp gideceğim, demek ki!

 

Yoldan kaldırdığı tozu

Otların üzerine  bırakıp

Kendi içinde dönüp dolaşıveren,

Sonra yine kendi içinde kaybolup giden

Bir eylül rüzgârı gibi yani…

 

Böyle böyle yenileneceğim,

Dirileceğim, demek ki,

Bahar gelince tozundan toprağından silkinip

Bir başka sapın üzerinde uyanan

Bir ot, bir diken,

Belki menekşe türünden

Bir hüzün çiçeği gibi…

 

İnsan ya da çiçek,

İnsan ya da böcek,

Dipten doruğa yeni,

Dipten doruğa özgür!

 

Ve başım bir minare boyu üstünde, aklın,

Ağızsız, dilsiz, ama ağrısız, sızısız;

Aşkın rüyaların,

İçkin hülyaların içinde…

 

14 Eylül 2015

‘Acı Otlar’ Kitabı