Cezayir Yahudisi, Fransız ırkçısı oldu

Popülist teorileriyle ve “Fransa’nın yozlaşması”ndan yakınan popüler kültür eleştirileriyle tanınan Éric Zemmour’un siyasete girişi, sürpriz olmuştu. Başlarda ciddiye alınmadı. Olsa olsa Fransız ırkçılığının markalaşmış temsilcisi Marine Le Pen’in oyunu bölerek Macron’un işini kolaylaştıracağı söylendi. Ancak günden güne Le Pen’den daha fazla konuşulan bir kişiye dönüştü.

1.63 boyunda, zayıf, kırılgan görünümlü, sade giyimli, renkli gözlü olmakla birlikte görece esmer tenli, yüzü kırışmış, ilk bakışta liderden çok lise matematik öğretmenini andıran 63 yaşında bir adam… “Fransa’nın Trump’ı” denilen Éric Zemmour, fiziki görünüş olarak Trump’a hiç benzemiyor.

Hollanda aşırı sağının ünlü ismi Geert Wilders, Endonezya kökenli. Fransız aşırı sağının yeni “yıldız”ı Éric Zemmour ise Afrika kökenli bir Cezayir Yahudisi. Wilders’la Zemmour’un ortak paydaları arasında, İslam ve göçmen karşıtlığı gösterilebilir. İki isim arasındaki diğer benzerlikse, provokatif çıkışlar ve “nefret söylemi”ne yatkın olmaları.

Popülist teorileriyle ve “Fransa’nın yozlaşması”ndan yakınan popüler kültür eleştirileriyle tanınan Éric Zemmour’un siyasete girişi, sürpriz olmuştu. Başlarda ciddiye alınmadı. Olsa olsa Fransız ırkçılığının markalaşmış temsilcisi Marine Le Pen’in oyunu bölerek Macron’un işini kolaylaştıracağı söylendi. Ancak günden güne Le Pen’den daha fazla konuşulan bir kişiye dönüştü.

Zemmour’un adı son günlerde bizim medyada da geçmeye başladı. 25 Ekim’de Takvim’de şöyle bir haber yer aldı: “Fransa’da cumhurbaşkanı adayı Éric Zemmour canlı yayında başörtüsüne saldırdı! Kadın seçmenin başını açtırdı!” Takvim Gazetesi, Zemmour’u, Fransa’da patlama yapan İslam karşıtlığına dair bir kanıt olarak yorumluyor.

Zemmour’u destekleyenlerin, onun Cezayir kökenli ve Yahudi olmasından ötürü, kendilerini faşist gibi hissetmek zorunda kalmadan aşırı sağa oy verme konforunu yaşadıklarına dikkat çekiliyor.

Éric Zemmour’u, Fransa’daki Yahudi Cemaati’nin de kabul etmesi kolay değil. Zemmour’un, II.Dünya Savaşı yıllarının Fransa Başbakanı Mareşal Philippe Pétain’in Yahudileri Holocaust’tan kurtadığı yönündeki iddiaları, büyük tepki çekti. Yahudiler öfkelendi. Mareşal Pétain, Hitler’le işbirliği yaparak Yahudilere zulmetmiş ve bu nedenle savaş sonrasında uzun süre hapis yatmıştı. Zemmour, tarihi kendi kafasına göre yeniden yazmakla suçlanıyor.

Popüler Asistan Sarah Knafo

Zemmour kadar konuşulan bir kişi de Zemmour’un genç asistanı Sarah Knafo. O da Afrika kökenli bir Yahudi. Ancak giyim-kuşamı, yaşam tarzı, ten rengi ve saç modeliyle tam bir Fransız kadını. Sarah Knafo, Türk haber sitelerine şöyle yansıdı: “63 yaşındaki Zemmour’un Fransız Rivierası’nda 28 yaşındaki asistanı Sarah Knafo’yla denizde sarılırken çekilmiş fotoğrafları büyük kriz yarattı. Fotoğrafları kapağa taşıyan ve büyük yankı uyandıran Paris Match’ın yayın yönetmeni görevden alındı. Zemmour’un bu fotoğraftan dolayı çok rahatsız olduğu da Fransız basınına yansıdı. Zemmour’un mahremiyetinin ihlal edildiği ve bu sebeple yasal süreci başlatacağı kaydedildi.”

İngiliz Medyasının Alaycılığı

Evli ve üç çocuklu Zemmour’un, Knafo’yla olan kareleri, onun “sağcı” duruşu veya “ahlaki değerler”i açısından nereye oturtulabilir? Sarah, Avrupa başta olmak üzere birçok yerde magazin basınının ilgisini topluyor. Éric Zemmour’un yanında bacak bacak üstüne atarak verdiği pozlar, gündemden düşmüyor. İngiliz Times Gazetesi’nde 25 Eylül’de yayınlanan makalede, “Bu bir seks skandalı mı yoksa Zemmour’un erkekliğini kanıtlama projesi mi?” diye bir soru sorulmuş. İngiliz medyasının Zemmour’a alaycı yaklaşımının arka planında, Zemmour’un İngiliz karşıtı söylemleri de var. Bu arada, Sarah Knafo’nun tek uğraşının siyaset olmadığını da belirtelim. Polisiye romancı Alexander Galien’le ortak bir dijital edebiyat projesi de yürütüyor.

Macron

Éric Zemmour’a yönelen ilgi, Macron’u  endişelendiriyor olsa gerek. 2022 yılında başkanlık seçimleri yapılacak. Anketlerde Zemmour ve Le Pen’den hala daha önde gitmekle birlikte, Macron’un koltuğu garantide gibi görünmüyor. Öte yandan, Nato’yla özellikle Avustralya’dan ötürü yaşadığı son sürtüşmeler, ABD medyasında “kumarbaz” olarak anılmasına yol açıyor. Macron’un kendine özgü bir dış politika çizgisi var. Yunanistan’la imzaladığı son paktla birlikte gene Nato bağlamında tartışmalara yol açmış durumda.

Macron’un ABD ile soğukluğunun da etkisiyle, Fransa’da “woke kültürü”ne karşı sesler yükselmeye başladı. Fransız kamuoyunu meşgul eden son gündemlerden birini, bu ABD kökenli “woke” meselesi oluşturuyor. Her ne kadar woke gündemi Nato’yla veya dış politikayla doğrudan ilişkili olmasa da farklı gündemler birbirlerini karşılıklı olarak tetikleyebiliyorlar. “Woke kültürünün Fransa’yı da esir alabileceği”ne dair kaygılar var.

Woke

Fransa, siyasetin kitaplar ve edebiyatla ilişkisinin dünyanın geri kalanından daha yoğun olduğu bir ülke. Zemmour bile yazarlık yoluyla tanınıp sonradan siyasete atılmış bir kişi.

Woke tartışmasına dönersek: Fransız romancı Yann Moix, 2019 yılında, 50’li yaşlarındaki kadınların kendisi için “görünmez” olduğunu ve “daha genç kadın bedenlerini” tercih ettiğini açıkladı. Normal olarak, böyle bir açıklama, dünyanın hemen her yerinde, yoğun “woke” tepkilere yol açabilirdi. Kadın hareketi ve politik doğruculuk refleksi devreye girebilir, o kişi “yok edilebilir”di. Ama Yann Moix, sözlerinden ötürü “cancel” (“iptal”) yemedi. Kitaplarının basımı durdurulmadı. Fransa, sivri çıkışların genelde tolere edildiği, “politik doğrucu”luğun ve “woke”luğun egemenlik kurmasının aslında çok kolay olmadığı bir yer. Bu bağlamda Fransa’nın bazı diğer Avrupa ülkelerinden farklılık gösterdiği de düşünülebilir.

Dünyanın birçok yerinde (Zemmour gibi)küçük küçük Trump’lar türerken, buna simetrik olarak, gene ABD’den yayılan “woke” (sol) kültür, dünyanın birçok yerinde tartışma konusu olma özelliğini artarak sürdürüyor. ABD’nin hem sağcı hem solcu yüzü dünya genelinde yoğun yankı buluyor.

“ABD’den yayılan bir virüs”e de benzetilen “woke kültür”, Fransa’nın özünü, “yerli ve milli” ruhunu zehirleyebilir mi? Hem Macron, hem Le Pen hem Zemmour hem de Fransız kültür-sanat dünyası, “woke”a yatkın olmaktan uzak. Özellikle de Zemmour’un hızlı yükselişi, Fransa’nın woke dalgasına (şimdilik) çok kapılmadığı şeklinde yorumlanabilir.  

Haaretz.com tarafından “Eric Zemmour, Fransa’nın Donald Trump’ı değil. Ondan çok daha kötü.” diye tanımlanan Zemmour bakalım önümüzdeki aylarda neler yapacak? “Beyaz Fransız kadınlarının Beyaz Fransız erkeklerine itaat ederek ve onlardan çocuk yaparak ülkeyi Araplaşmaktan kurtarmaları” projesini hayata geçirebilecek mi?