Denizler idama giderken

Yazdıklarından pişmanlık duyanlar, utananlar mutlaka olmuştur diyorum. Adalet Partisi ve Süleyman Demirel, Denizlerin idamına oy vermekle kalmamış, idam cezası kararını veren sıkıyönetim mahkemesinin başkanı Ali Elverdi’yi, Denizlerin idamını isteyen savcı Baki Tuğ’u, İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Faik Türün’ü, milletvekili yaparak Meclis’e sokmuştur.

68 kuşağının Halit Abi’si, benim ilk tanıdığımda okul arkadaşım Cengiz Çandar’ın eniştesiydi. Öğrenci kredisiyle ilgili bir sorun çıkmış ve dava açmam gerekmişti. Cengiz, “Halit Enişte’ye söyleriz o halleder” demişti. İlk avukatım Halit Çelenk oldu.

Serpil Çelenk Güvenç’in yeniden basılan “Darağacına Mektuplar” (Tekin Yayınevi) kitabı, beni çok uzaklara, 1960’ların Ankara’sına götürdü. Televizyon yeni yeni evlere giriyordu. Cengizlerin, Aşağı Ayrancı’daki evinde de televizyon vardı. Annesi Saffet Teyze, haber saati gelince sandalyeleri diziyor, apartman komşularını “Ajans Saati”ne bekliyordu. Televizyon ilk yayına başladığında, böyle bir adet oluşmuştu.

Serpil, Şekibe Abla’nın ve Halit Abi’nin kızı. Evlerinin kapısı her zaman açıktı. Kimisi davasını anlatmak için gelirdi, kimisi sohbet etmeye. Arada bir Şekibe Abla’dan azar işitmeyi de göze almak gerekiyordu. Halit Abi hep kibardı. Son ana kadar hiçbirimize “sen” demedi, hep “siz” diye hitap etti.

Bir yandan Serpil’in kitabına bakıyorum, bir yandan Denizlerin idamı öncesi yaşadıklarımızı hatırlıyorum. Karar Yargıtay’da onaylandıktan sonra, dosyalar Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gitti. Gözümüz kulağımız, Meclis’teydi. Süleyman Demirel ve Adalet Partililer “İdam” dedi, CHP “Hayır” dedi. İki taraf da fireler verdi. Sağ kesimin ne yapacağı belliydi. Ama içlerinden idama oy vermeyenler çıktı.

Öte yandan bazı CHP’li milletvekilleri oylamalara katılmadı. Komisyonlara girmeyerek, infazların hızlanmasına bu şekilde destek verdiler. Serpil’in kitabında görünce hatırladım. Mahirlerin öldürüldüğü Kızıldere Köyü, 1969 seçimlerinde büyük çoğunlukla CHP’ye oy vermiş, bu da sağ basın tarafından CHP’lileri suçlama vesilesi haline getirilmişti. Kitapta yer alan bazı makalelere bakıyorum.

Yazdıklarından pişmanlık duyanlar, utananlar mutlaka olmuştur diyorum. Adalet Partisi ve Süleyman Demirel, Denizlerin idamına oy vermekle kalmamış, idam cezası kararını veren sıkıyönetim mahkemesinin başkanı Ali Elverdi’yi, Denizlerin idamını isteyen savcı Baki Tuğ’u, İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Faik Türün’ü, milletvekili yaparak Meclis’e sokmuştur.

Denizlerin yargılanıp, Yargıtay’da cezalarının tasdik edilmesi, ardından dosyanın Meclis’e, sonra Senato’ya gelip cezalarının onaylanması, bir seneyi bile bulmadı. Bu kadar hızlı sonuç ancak faşist bir rejimde alınabilirdi. Aradan yıllar geçti.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN