Ismarlama Kürt Partisi

Kürt meselesi bir kimlik meselesidir. Diliyle, kültürüyle, yerleştiği coğrafyayla ortaya çıkan bir kimlik. Bin yıllık deneylerin süzülmesiyle ve çıkarılmış derslerle dolu arka plana sahip bir kimlik. Kimin ve neyin kendisini temsil ettiğini bilen, derin bir birikime sahip bir kimlikten söz ediyoruz. Son 40 yıldır çok değişik siyasi örgütlenmeler, partiler kuruldu, denendi. Bunlar içinde bir çizgi, verdiği ağır kayıplara, yasaklara, engellere ve yaptığı hatalara rağmen giderek güçlendi, daha büyük destek sağlayarak temsil kabiliyeti kazandı.

ANAP iktidarının Sağlık ve Turizm Bakanı Bülent Akarcalı, bir TV programında çözümü formüle etti: “PKK’lı olmayan Kürtler ve bu meseleye ilgi duyan, mesela benim gibi Kürt olmayan siyasetçiler birlikte bir parti kurabilir. HDP’ye oy veren seçmen ikna edilebilir.”

Bir diğer konuşmacı da bu tezi destekledi: “Diyarbakır’da çocukları PKK tarafından kaçırılan anaların HDP binası önündeki direnişi, PKK’ya darbe vurdu, HDP’nin bölgedeki desteği iyice azaldı. Şimdi bir seçim yapılsa o oyları almaları imkansız…” Çözüm bu kadar basit mi? Bölgeyi tanımadan, Kürtlerin oyunu alabilecek değişik parti projeleri üretenler var. Hayali çözüm projelerinden biri de ısmarlama bir Kürt partisi kurmak.

Kimlik meselesi

Kürt meselesi bir kimlik meselesidir. Diliyle, kültürüyle, yerleştiği coğrafyayla ortaya çıkan bir kimlik. Bin yıllık deneylerin süzülmesiyle ve çıkarılmış derslerle dolu arka plana sahip bir kimlik. Kimin ve neyin kendisini temsil ettiğini bilen, derin bir birikime sahip bir kimlikten söz ediyoruz. Son 40 yıldır çok değişik siyasi örgütlenmeler, partiler kuruldu, denendi. Bunlar içinde bir çizgi, verdiği ağır kayıplara, yasaklara, engellere ve yaptığı hatalara rağmen giderek güçlendi, daha büyük destek sağlayarak temsil kabiliyeti kazandı.

Bu çizgiye rakip olarak çıkan, çıkarılan örgütlenme denemeleri, bir seçenek haline gelemedi. Denebilir ki, PKK’nın diğer örgütlenmelere hayat hakkı tanımayan terörizmi, başka bir akımın gelişmesini engelledi. Doğru, PKK diğer Kürt örgütlerine nefes aldırmadı. Ancak HDP içinde siyaset yapmanın bedelinin de ağır olduğu ortada. Uzun hapis cezalarının ötesinde, önde gelen birçok Kürt aydını, sırf muhalif olduğu için faili meçhul cinayetlerde yok edildi. Çoğunun faili devlet içindeki illegal yapılanmalardı. Bu nedenle HDP üzerindeki tehdidin ağırlığını da yabana atamayız.

Kürtlerin en azından yarısı şu anda bu akımı kendi temsilcisi olarak görüyor. Ancak Kürtler “Silahlı çözüm” istemiyor. HDP’ye en çok oy veren şehirlerde denenen ‘özyönetim’ kalkışması bölge halkının desteğini alamadı. Kürtler cevap olarak kentleri, kasabaları terk etti. Dışarıdan bakanların anlamakta zorlandıkları olay da bu. Haziran 2015 seçimlerinde HDP’ye yüzde 13 oy vermişken PKK’nın terör estirdiği koşullarda aynı yıl tekrarlanan kasım seçimlerinde oy oranını yüzde 10’a düşürdüler. YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN

Önceki İçerikAnkara muhalif Mısır medyasını dizginliyor mu?
Sonraki İçerik‘Siyasetin üzerine bindirilen din yükü’ nasıl oluştu? Kim oluşturdu?