Ortadoğu’da öldürme biçimleri: “Uzaktan kumandalı öldürme”

 

Kandahar’ın 80 km kadar doğusunda 12,000 feet irtifada MQ-Reaper geniş daireler çizerek hedef bilgisini bekliyor ve yeri gözlüyor.

Kontrol 14,000 km uzakta, Las Vegas’a bir saat mesafedeki Nellis Hava Üssünde görevli PPL (Private Pilot Licence) bröveli, sivilden ayrılma bir pilotta.

Elbette ki pilota gereken sadece PPL brövesi değil.

 
Bir silahlı drone’a komuta edebilmek için ayrıca bir de “Top Secret Clearance”a (en gizli güvenilirliğe) de sahip olmak gerekiyor ki bu, ancak ordunun pilot hakkında ve yakın çevresinde yaptığı kapsamlı bir araştırma/soruşturmadan sonra alınabiliyor.

Kendisi hakkındaki araştırmayı ordu yapıyor ama pilot maaşını, Reaper (biçici) adlı İHA’yı üreten General Atomic şirketinden alıyor.

Aracı uçuran pilot bulunduğu yalıtılmış odada yalnız değil.
 

Kendisinden 15 yaş genç bir bilgisayar kurduyla görevi paylaşıyor.
 

Genç bilgisayar kurdunun işi, aracın kameralarını ve diğer gözlem araçlarını kontrol etmek.

Pilot hergün Nellis’ten Las Vegas’a olan bir saatlik yolu özel aracıyla gidip gelmeyi tercih ediyor, çünkü bir ailesi var.
 

Bilgisayar kurdu ise üssün sivil araçlara ayrılmış otoparkında, otobüs büyüklüğündeki bir karavanda yaşıyor.

Yerdeki saha ajanından alınan istihbarat üssün komuta merkezinde, içlerinde bir CIA ajanının da bulunduğu üç kişilik grupça değerlendiriliyor.

Uzun süredir aranan hedef nihayet ortaya çıkmış ve muhtemelen diğer bazı Taliban üyeleriyle buluşmak üzere, Kandahar’ın 5 kilometre kadar uzağındaki bir kerpiç eve girerken görüntülenmiştir.

Zaman önemlidir.

Hedef, her an bulunduğu yeri terkedip gözden kaybolabilir ve bir daha kimbilir, ne zaman tekrar izlemeye yakalanacaktır.

Karar veriliyor. Reaper hızla hedefine, atış irtifasına doğru alçalarak ilerliyor.

Hedefe 50 km kadar yaklaştığı andan itibaren, kontrol odasında alınan görüntüler komuta merkezine gönderiliyor ve saha ajanınca gönderilen fotoğrafla karşılaştırılıyor.

Reaper’ın hedefe 5 kilometre mesafe ve 4,000 feet irtifadayken aldığı görüntü, yerden gönderilmiş görüntüyle uyuşuyor ve karar veriliyor: “Hedef onaylandı, atış serbest.”

Pilot aracı 1000 feet daha alçaltıyor ve hedefe 2 kilometre kala joystick üzerinde bulunan düğmeye basarak AGM-114 Hellfire füzesinin ateşlenme emrini veriyor.

Yaklaşık bir saniye sonra, 14,000 km uzakta uçan araç emire cevap veriyor ve kanat altında taşıdığı Hellfire’lardan ikisini, lazerle işaretlediği hedefe gönderiyor.
 

Dört saniye sonra her iki füze de an farkıyla hedefe çarpıp patlıyor.

Nellis üssündeki pilot patlamayı görür görmez Reaper’a irtifa kazandırma manevrasına girişiyor ve yardımcısı da aynı anda aracın kameralarını yerde olup biteni kaçırmamak için yönlendiriyor.

Reaper’ın kameralarının çektiği görüntüler Nellis Üssündeki komuta merkezince direkt alınıyor ve işleniyor.

Sonuç, evden sağ kurtulan olamayacağı… Görev başarılmıştır.

Buna “tele-killing” deniyor; uzaktan öldürme ya da uzaktan kumandayla öldürme.

ABD ordusunda çalışan silahlı İHA personeli arasında yaygın kullanılan bir deyim daha var:
“bug splat.” Lâfzen, bir böceği ezeyim derken bütün çevresini yamyassı etmek anlamına geliyor.

Bu deyim, istihbarat zaafı, teknik hatâ vb sebeplerle hedefi şaşırma ve benzeri olaylar sonucu yaşanan hedef yaymalar için kullanılıyor.

Geçen yılın ilk aylarına denk düşen bir yayın, silahlı İHA (drone) saldırılarında, CIA ve FBI terör listelerinde bulunan 41 kişinin öldürüldüğü bilgisini veriyor.

Sözü geçen operasyonlarda hayatını kaybeden, önemli bir kısmını çocuk ve kadınların oluşturduğu masumların sayısı ise 1147’yi buluyor.

Sadece El Kaide’nin ikinci adamı olan El Zevahiri için düzenlenen iki operasyonda, 26 yetişkin sivilin ve 76 çocuğun, saldırıyı gerçekleştiren drone’ların açtığı ateşte öldüğü kamuoyuna açıklandı.
 

Bir silahlı drone pilotu, “tele-killing”in o kadar da yeni olmadığını söylüyor:

“B-52 kokpitinde 30-40 bin fitten bombaları bırakırken o bombaları görmezsiniz bile. Fakat ekran başında İHA kullanırken kendinizi gerçek savaşa daha yakın hissediyorsunuz.”

Bir başka pilot ise aynı konuda şunları söylüyor;

“Normal bir savaş pilotu hedefini görmeden bombalarını bırakıp gidiyor. Oysa biz kızılötesi kameradan Hellfire füzesini attıktan sonra, ayakları kopmuş bir halde sürünerek yakındaki bir binaya girip kurtulmayı düşünen insanları görüyoruz.”

Silahlı İHA kullanmak için işe alınan pilotlardan 240’ı, bir yıl geçmeden görevlerinden istifa etmiş. Travma sonrası stres bozukluğuna, hedefe 14,000 km uzaktan tetik çeken bu pilotlarda da sıkça rastlanıyor.

Ama silahlı İHA’lar ile gerçekleştirilen saldırılar azalacağına artıyor, çünkü sayısız avantajlar içeriyorlar.

Herşeyden önce, saldıran bir uçağın düşürülüp pilotunun esir alınması utancıyla uğraşmaktan kurtuluyorlar.

Hemen herkes gökteki İHA’nın milliyetini, kimin hangi bölgede etkinliği olduğundan yola çıkarak bilse de, uçaklara göre küçük ve sessiz bu araçların gerçekleştirdiği katliamlardan sorumluluk almamak mümkün olabiliyor.

Bir belirsizlik alanında ve denetlenemez biçimde sürdülen operasyonlarda, uzaktan öldürmenin maliyeti de az.

ABD ile müttefikleri tarafından en çok kullanılan drone’lardan Predator’ın birim maliyeti sadece 4.5, Reaper’ınki ise 10.5 milyon dolar.

Bir F-22 savaş uçağı parasına 40 tane Predator üretilebiliyor.

Ve bir drone sıkılma nedir bilmeden savaş yüküyle göklerde yakıtı bitene kadar dolaşıyor; uzaktan tetiği çekildiğinde ne soru soruyor, ne de itiraz ediyor.

Türkiye’nin kendi ürettiği silahlı İHA’lar da birkaç aydır TSK tarafından PKK’ya karşı kullanılıyor ve şimdiye kadar 70’in üzerinde hedefi imha ettikleri söyleniyor.

PKK gerillaları, kimsenin dolaşmadığı düşünülen bölgelerden geçerken intikal gerçekleştiriliyor ve İHA gürültüsü uçaklarınkinden oldukça düşük olduğundan gerillalar karşı önlem alamıyor, saklanamıyor.

Üzerinde bulunan gelişmiş optik algılayıcılarca kendisi görülmeden hedefi gören İHA, saklanma fırsatı bırakmadan ses hızının birkaç katıyla seyreden füzesini ateşlediğinde, artık yapılacak hiçbir şey kalmamış oluyor.
 

Vurulan, hedef alındığını ancak patlama gerçekleştiğinde anlayabiliyor.

Belli ki TSK’nın hakimiyet kurmakta oldukça zorlandığı bölgelerde,  silahlı İHA’lar sayıları arttıkça giderek daha etkin olacak. Ama umalım ki kullanıcıları, ABD’nin Afganistan ve benzeri yerlerde yaptığı hataları yapmasınlar.

Ve yine umalım ki PKK bir an önce aklını başına toplayıp, gençleri bu anlamsız savaşın kurbanları olmaya göndermekten vazgeçsin…

Kaynaklar

http://www.dunyabulteni.net/dunya/364948/pakistan-abdnin-drone-saldirilarindan-endiseli

http://www.hurriyet.com.tr/14-bin-km-den-15979127

http://www.birgun.net/haber-detay/olum-listesindeyim-iha-lar-tarafindan-avlanmak-boyle-bir-his-109347.html

http://www.kokpit.aero/iha-taseron-pilotlar

Önceki İçerik‘Elimizde PKK’nın yöneticilerinden birisi var’
Sonraki İçerikSahalar ve görevler karıştı