Ana SayfaYazarlarPKK'nın savaşına tencere tava desteği bile yok

PKK’nın savaşına tencere tava desteği bile yok

 

Güneydoğu'da yüzleri maskeli, eli silahlı PKK militanlarının sokaklarda dolaşırkenki fotoğrafları gazeteleri boy boy süslüyor. PKK'nın vermek istediği resim "Kürtlerin devlete karşı ayaklandığı" yönünde; bazı medya kuruluşları bu algıyı güçlendirmek için inanılmaz bir gayret gösteriyor. Peki gerçek durum ne? Kürtler devlete karşı ayaklandı mı? Silahlı isyan mı var bölgede?  

 

PKK'nın stratejisi "silahlı halk ayaklanması" çıkarmak; oysa bu stratejinin iflas ettiğini Kandil bile defalarca dile getirmişti. Buna rağmen kafalarına her estiğinde "Devrimci halk savaşı başlatıyoruz" diyerek insanları ölüme sürüyorlar. Bu kez de aynı taktiği uygulamaya koydular. Hakkari-Yüksekova, Şırnak-Cizre ve İdil, Diyarbakır-Silvan ve Lice gibi yerlerde hendekler kazdırarak, eli silahlı militanlarını mahalle aralarına yerleştirerek Kürtleri bu çatışmaların ortağı olarak göstermeye çalışıyorlar. Fakat sokaklarda eli silahlı dolaşan bu militanların görüntüsü yanıltmasın; bunlar sanıldığı gibi silahlanan halk değil, örgütün silahlandırdığı başıboş gençler. Medyanın tüm tahriklerine rağmen Kürtler, PKK'nın "devrimci halk savaşı"na katılmaya yanaşmadı. PKK, Kürtleri devletle karşı karşıya getirmeyi başaramadı.  
 

Fakat Doğan Grubu, Cumhuriyet ve Cemaat medyası, abartılı yayınlarıyla PKK'nın eksik kalan "halk savaşı"nı tamamlamaya azami gayret gösteriyor. Gezi'de olduğu gibi "Devlet çocukları katlediyor" yayınları yaparak Kürtleri PKK'nın peşine takmaya, devletle karşı karşıya getirmeye uğraşıyorlar. Aslında "devrimci halk savaşı" çıkarmak isteyen PKK, Doğan Grubu, Cumhuriyet ve Cemaat medyası. Çatışmaları daha fazla derinleştirerek, daha fazla kaos yaratarak ülkeyi içinden çıkılmaz bir hale getirmeye ve tabii ki AK Parti'yi zayıflatmaya, iktidardan etmeye çalışıyorlar.  

 

Ne var ki PKK'nın "silahlı ayaklanma"ya davet ettiği ama beklediği desteği bulamayınca en azından "tencere tava" desteği vermelerini beklediği Kürtler'den örgüte destek gelmedi. Mesela Diyarbakırlılar, evlerinde otururken bile yapabilecekleri pasif tencere tava çalma eylemine katılmıyor. PKK ve malum medyanın birlikte çıkarmak istediği "devrimci halk savaşı stratejisi" şimdiden çökmüş durumda.  
 

Aslında bir kaç yıl önce de benzer bir süreci yaşadık. PKK, 14 Temmuz 2011'de -ateşkes olmasına rağmen- Silvan'da 13 askeri pusuya düşürerek katletti. Aynı saatlerde BDP'li vekiller de Diyarbakır'da "Özerk Kürdistan" ilanında bulundu. "Demokratik açılım" sürecini bitiren bu provokasyona rağmen medya ve malum yazarları yine koro halinde "AKP barışı bozdu" yaygarasına başladı. 

 

PKK her seferinde nedense hep masumdu; barış isteyen, çözüm isteyen Kandil'di! Arada operasyona çekip pusuya düşürdüğü askerleri katletmeleri ise pek de önemli değildi! "Oyalayan", "kandıran", "çözüme karşı olan" ise hep AKP!  

 

Devlet o gün de ağırlığını koyarak "devrimci halk savaşı" başlatmanın ne kadar hatalı olduğunu örgüte ve BDP'ye gösterdi. Bugün de olan farklı değil; devlet, çözüm sürecini bozan PKK ve HDP'ye ağır bedel ödetmeye başladı. Böyle olması elbette kader değildi; barış, çözüm mümkündü. Fakat PKK ve HDP'nin dizginleri dışarıda olduğu sürece barış da, çözüm de bir hayal. Kendimizi kandırmayalım; PKK ve HDP Tahran'dan, Şam'dan, Brüksel'den yönetildiği müddetçe bu çatışmalar bitmez. Barış ancak PKK ve HDP yüzünü Diyarbakır ve Ankara'ya döndüğünde gelir. İmkansız değil ama çok zor olduğunu kabul edelim. 

 

- Advertisment -