İran sokakları

 

Son bir kaç haftanın baş döndürücü olayları akabinde içinde bulunduğumuz bölgenin dinamiklerinde önemli değişiklikler yaşanmaya başladı. Hem Türkiye hem uluslararası basında İran, İran-Amerika ilişkisi, bölgedeki uluslararası güçler dengesi hakkındaki analizler ve değerlendirmeler medyada en üst sıralarda yer alıyor. Öte yandan, bu yüksek siyaset konuları üzerine dönen tartışmalar kapsamında İran halkının olaylara verdiği tepkiler, en azından benim gözlemime göre, gerektiği kadar yakından izlenmiyor, ele alınmıyor. Oysa İran halkı yönetime çok öfkeli.

 

Esasında İran sokakları 2017’den beri oldukça hareketli. Amerika’nın İran’a karşı uyguladığı ağır ekonomik yaptırımlar sonucu İran ekonomisinin ciddi ölçüde zayıflamasıyla yaşanan geçim sıkıntısı sebebiyle 2017 ve 2019 geniş çaplı protestolar yaşanmış, bu protestolar büyük ölçüde taşradaki işçi sınıfları tarafından gerçekleştirilmişti. Bundan sadece iki ay önce Kasım 2019’da yüzlerce protestocu devlet tarafından öldürülmüş, İran halkının tepkileri rejimi endişelendirecek boyutları zorlamaya başlamıştı.

 

İran’ın en yüksek generali Kasım Süleymani’nin 3 Ocak 2020’de Amerika tarafından öldürülmesi ise rejime karşı devam etmekte olan protestoların bir süreliğine de olsa kesilmesini sağladı. Halk, pek çoğu devlet tarafından sokaklara götürülseler ve Süleymani’nin her ne kadar acımasız bir general olduğunu bilse bile, Amerikan suikastini tepkiyle karşıladı ve bu defa Amerika’ya ölüm sloganları ile sokağa çıktı. Cenaze töreni ile birleşen gösteriler sırasında maalesef 80 kişi hayatını kaybetti.

 

Gel gelelim, 8 Ocak günü İran Devrim Muhafızları birimleri tarafından bir seyir füzesi zannedilen Ukrayna Havayollarına ait yolcu uçağının düşürülmesi ibrenin tekrar yön değiştirmesini sağladı. Vurulan yolcu uçağındaki 176 insanın hepsi öldü, bu insanların büyük çoğunluğu Kanada’da öğrenim gören veya orada çalışan İran asıllı kişilerdi. Uçağın düşürülmesini izleyen üç gün boyunca Devrim Muhafızları uçağın düşmesini mekanik bir arızaya bağladılar, uçakta ölenler ve yakınlarının acıları devlet televizyonları tarafından neredeyse hiç görülmedi. Kendi devleti tarafından vurularak öldürülen insanlara dair sergilenen vurdumduymazlık ile General Süleymani için düzenlen devasa cenaze törenleri yanyana konduğunda İran halkının tepkisi şaşırtıcı olmadı.

 

İranlıların rejime olan öfkesi yeniden alevlendi, binlerce İranlı devletin beceriksizliğini ve yalanlarını ifşa etmek üzere tekrar sokaklara çıktı. Gösteriler bu sefer taşrada değil başkent Tahran’da başlayıp diğer şehirlere yayıldı ve öncülüğü üniversite öğrencileri ile orta sınıf İranlılar tarafından yapıldı. Sokaktaki insanların yanı sıra, İran bürokrasisinin önde gelen üyeleri de rejimle aralarına açıkça mesafe koydular, bir çoğu geçtiğimiz dönemde istifa etti. Gazeteler okuyucularını yanılttıkları için özürler yayınlayıp, sorumluların takipçisi olacaklarına söz verdiler. Birçok sanatçı festivallerden geri çekildiğini açıkladı. Bir televizyon sunucusu “13 yıldır size söylemek zorunda kaldığım yalanlar için özür dilerim” diyerek izleyicilerinden affını istedi.

 

Bütün bu olanlar karşısında ise İran devlet yetkililerinin hamasi ve vurdumduymaz tutumu tepkileri yatıştıracağa hiç benzemiyor. İran cumhurbaşkanı Hasan Ruhani yolcu uçağının düşürülmesi konusunda Devrim Muhafızları kapsamında sorumlu kişilerin belirlenip yargılanması gerektiğini açıkladı. Ancak yetkililer birkaç kişinin gözaltına alındığını açıklasalar da sorumlu kişilerin belirlenmesi açısından önemli bir gelişme kat edilmiş değil. Dini lider Hamaney ise sekiz yıl aradan sonra ilk defa geçen Cuma halka namaz kıldırdı. Konuşmasında Amerikan başkanı Donald Trump’ı bir palyaçoya benzeten Hamaney, uçak kazası konusunda Devrim Muhafızları’nı koruyan cümleler telaffuz etti. İran’ın düşmanlarının bu trajedi karşısında memnun olduğunu belirten Hamaney dış güçleri İranlıların acısını manipule ederek rejime karşı kışkırtmakla suçladı.

 

İran rejimi sadece uluslarası camianın baskısı ile değil İran vatandaşlarının rejime yönelik her geçen gün artan öfke ve tepkisi karşısında da zayıf bir durumda.  Son yaşanan uçak düşürme vakası ve akabinde rejim tarafından sergilenen tavır sadece sıradan halk tarafından değil medya, sanat ve entelektüel kesim nezdinde de açıkça lanetlenmiş durumda. Tarihte toplumsal hareketliliğin siyaset açısından en belirleyici olduğu ülkelerden biri olan İran’daki sosyal gelişmelerin yakından takip edilmesi gereken bir dönemdeyiz. 

Önceki İçerikGoebbels özentisinin geçici sonu
Sonraki İçerikSen de evet diyor musun Vladimir kardeşim?