Yabancı ajanın hası itirafçılığından belli olur!

Bugün Serbestiyet’in yerli ve milli gazetecilik sorumluluğunu yansıtan müstesna bir haberciliğini konu edeceğim ve tabii ki iltifat noktasında sözümü esirgemeyeceğim. Beni fazlasıyla heyecanlandıran haberin başlığı şuydu: “Bu yayın yabancı ajan işlevi görev bir medya tarafından üretildi”. Fark ettiniz mi? Beni adeta çarptı… Başlığı atan editör bilinçli bir oynama yapmış, ‘gören’ kelimesini ‘görev’ olarak düzeltmiş.

Anladığım kadarıyla bazı okuyucularda her fırsatta Serbestiyet’i eleştirdiğim, sanki bunun için fırsat kolladığım izlenimi uyanmış. Arkadaşlar, bunca yıldır devlet ve milletin gözü önünde iş yapan, gazeteciliği adeta bir görev hassasiyeti ile icra eden bir kardeşiniz olarak, bu yakışıksız değerlendirmeyi aynen iade ediyorum.

Bizde doğruya doğru! Nitekim bugün Serbestiyet’in yerli ve milli gazetecilik sorumluluğunu yansıtan müstesna bir haberciğini konu edeceğim ve tabii ki iltifat noktasında sözümü esirgemeyeceğim.

Beni fazlasıyla heyecanlandıran haberin başlığı şuydu: “Bu yayın yabancı ajan işlevi görev bir medya tarafından üretildi”. Fark ettiniz mi? Beni adeta çarptı… Başlığı atan editör bilinçli bir oynama yapmış, ‘gören’ kelimesini ‘görev’ olarak düzeltmiş. Evet, değiştirmiş demiyorum, düzeltmiş… Çünkü insanda görev anlayışı böylesine tam olunca, bütün benzer kelimeleri ‘görev’ olarak okur, yazar ve anlar.

Ama editörün derin gazetecilik anlayışı bu düzeltme ile sınırlı kalmamış. Başlığa konan cümleyi bir daha hatırlayın: Bu yayın yabancı ajan işlevi görev bir medya tarafından üretildi! Yani hangi yayın. Cevap: ‘Bu’ yayın… Anladınız… Yani Serbestiyet. Evet editör arkadaşımız (hangisi bilemiyorum, tahmin ederek diğerlerini gücendirmek de istemem) doğrudan Serbestiyet’in de ‘yabancı ajan işlevi’ gördüğünü söylemiş.

Bu tür feda-kâr (yani kendini feda ederek kâr etme) davranışları bolca Tek Parti Dönemimizde, biraz da Stalin zamanı Rusya’sında görmüştük. Ne mutlu ki yerli ve milli basiret bölgemize yeniden hâkim oluyor. Bu anlamda Türkiye ile Rusya’nın adeta ortak bir kaderi var.

Zaten sözünü ettiğim haberin de odak noktası bu: “Rusya Adalet Bakanlığı, özel medya kuruluşu TV Rain’i (Dozhd) ‘yabancı ajan’ olarak sınıflandırdı. Kararın alındığı 20 Ağustos tarihinden bu yana Rain’in internet sitesinde en üstte ve sosyal medya hesaplarında şu ifadelerin yazılı olduğu bir uyarı bandı yayınlanıyor: Bu yayın, yabancı bır ajanın işlevlerini yerıne getiren bir yabancı kitle iletişım aracı ve (veya) bır yabancı ajanın işlevlerini yerine getiren bir rus tüzel kişiliği tarafından oluşturuldu ve yayıldı.”

Tecrübesiz okuyucu yine anlamayacaktır. Alıntıda ‘bir’ değil ‘bır’ denmiş… ‘yerıne’ denmiş… ‘iletişım’ denmiş ve nihayet ‘rus’ küçük harfle yazılmış. Bunlar hata mı sizce? Zinhar! İç içe iki mesaj var: Bir, bizim kaderimiz Ruslarla aynı, ama iki, Ruslar bizim aşağımızda (yani rus).  

Gelelim işin ideolojik derinlik noktasına… Dozhd adlı televizyonda yayınlanan programların başlangıç ve bitiminde bu duyuru zorunlu olarak ekrana konuyormuş. Şeffaflığı temel alan güven verici bir uygulama…

Kanalın baş editörü kişisel sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda hukuka ve sağduyuya aykırı karara itiraz edeceklerini duyurmuş. Tek kelimeyle gülünç tabii… Senin ne yaptığını sanki millet ve devlet bilmiyor!

Ayrıca kanalın 2016 yılında Rus ve yabancı kuruluşlardan yaklaşık 67,000 dolar hibe aldığını ve bu fonları devlet yetkililerine bildirdiğini de söylemiş. Meğer 2016’da aldıkları bir motosiklet parasıyla beş yıldır yayın yapıyorlarmış! Yabancı ajan işlevi gören kurumlar gerçeklere çarptıkça gördüğünüz gibi, böyle daha da batıyorlar.

Serbestiyet’in devletimiz için yol gösterici nitelikteki haberine göre, Rusya’da 2012 yılında çıkan bir yasa yurtdışından fon alan kişi ya da kurumlara “yabancı ajan” etiketi verilmesini sağlıyor ve sosyal medya paylaşımları dahil her türlü faaliyetlerinde “yabancı ajan” olduklarını vurgulayan etiketi yayınlamalarını yasal zorunluluk kılıyormuş.

Ne kadar ileri görüşlü, vatansever bir yaklaşım! Hazır tam da sosyal medya yasası hazırlanmakta iken acaba devlet büyüklerimiz bu yaratıcı nüansı bizim kanunlarımıza da yediremezler mi? Konuyu haliyle İletişim Başkanlığımıza ve (benim çaycı dostum vasıtasıyla) RTÜK’e ilettim. Siz okuyucularım adına meselenin takipçisiyim!

Bu arada böylesine milli bir haberciliğe imza atan Serbestiyet kadrosunu da, yapılan işin güzelliğine binaen, kimseyi ayırt etmeden kutluyorum!

Önceki İçerikKoca: “Aktif vakalarımızın yüzde 81’i tam aşılı olmayan kişilerden oluşuyor”
Sonraki İçerikÇEVİRİ | “Türkiye ve Katar, Taliban’ın dış dünyaya tutunduğu iki can simidi haline geldi”