Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / Epstein neden Türkiye ile ilgilendi?

Epstein neden Türkiye ile ilgilendi?

Epstein, Türkiye’yle de yakından ilgilenmiş. Gülen’in avukatıyla sık sık görüşmüş, Davutoğlu’nun gizli telefon dökümüne ulaşmış, 2017’de MB’ye danışman ayarlamaya çalışmış. 2011’deki emaili: “Erdoğan’ı görmeye gidebilirim, sonra da Bodrum’a spa’ya giderim.”

Jeffrey Epstein hakkında kesin olan dört bilgi var; Adası, Manhattan’da malikaneleri olan çok zengin bir adamdı. 2008’de reşit olmayan kızlara cinsel saldırı suçundan 13 ay hapis yatmıştı. Reşit olmayan kızların pazarlandığı bir seks ağı kurmaktan tutuklu olduğu hapishanede 2019’da şüpheli biçimde öldü. Dünyanın her yerinden üst düzey elitlerle tanışıyordu ve dünyanın bütün meseleleriyle yakından ilgiliydi.

Bu dört bilgi arasında bir uyumsuzluk var.

Zaten zengin olan bir adam neden kız çocuğu pazarlayan bir ağ yönetiyor? Sevgisi olan İngiliz medya imparatoru Maxwell’in kızı Ghislaine Maxwell hiçbir maddi ihtiyacı yokken neden böyle ağda Epstein’a yardım eder? Bu kadar aşağılık bir suçu işleyen bir adam nasıl olur da dünyanın her yerinden liderler, zenginler, entelektüellerin gözdesi ve ortak noktası olabilir?

Epstein’in Mossad’a, CIA’ye çalıştığı söyleniyor. Mossad ajanı için fazla tehlikeli ve patlayabilecek bir iş değil mi küçük kızları bir adada elitlerle buluşturmak?

Pedofil seks ağı ve alternatif BM gibi ilişkilerin aynı adamda birleşmesi elitlerin kokuşmuşluğunu gösterdiği söyleniyor. Ama herkesin en son aklına gelecek Chomsky bile Epstein dünyasının içinden çıktı.

Nasıl olabiliyor bu?

Yazışmaların Türkiye ile ilgili olanlarından bu soruya cevap aramaya çalışalım.

Epstein’la röportajlar yapmış, sonra ahbap olmuş hatta Trump’a karşı siyasi akıllar vermiş New York Times muhabiri Michale Wolf’un Manhattan’da Epstein’ın evinde 2016 yılındaki bir Pazar öğlen yemeğinden notları ilginç bir fikir veriyor:

Pazar günü öğle yemeği… Masada Gates var; Mort Zuckerman var—gayrimenkul milyarderi, Daily News’ün sahibi—ve PayPal’ın kurucu ortağı, Facebook’un erken dönem yatırımcısı Peter Thiel var.

Aynı akşam ise Katar’ın dışişleri bakanı Şeyh Hamad Bin Jassim geliyor. Hamad, karşı sokakta, neredeyse aynı şekilde döşenmiş bir evde yaşıyor. O ve Epstein’ın dekoratörü aynı. Epstein rahat ve eğlenen tavrıyla, iğneleyici biçimde sürekli dürtüyor: “Kötü adamları niye finanse ediyorsun? Bundan ne kazanıyorsun?”

Ertesi sabah Epstein, yemek odasında kahvaltıda avukat Reid Weingarten’la buluşuyor.

Dava sürecinin adım adım dökümünden sonra, Katar’lı bakanın ziyaretini konuşuyorlar. Epstein, Şeyh’in çiftliğinde yetiştirilen, özel seçilmiş Antep fıstıklarıyla yapılmış çikolata ikram etmiş ve ardından IŞİD’i gerçekte kimin kontrol ettiğine dair spekülasyonlara dalıyorlar. Weingarten, “Türkler yeterince mercek altına alınmıyor,” diye savunuyor. Weingarten aynı zamanda, Türklerin ABD’de hedef aldığı Gülen’i temsil ediyor.

Epstein’ın yemek odasında her zaman dünya olaylarının “alternatif” bir versiyonu dolaşıma sokuluyor. Epstein buna “algı ile gerçeklik” diyor: “Birinin ötekinden mutlaka daha ağır bastığını ima etmek için söylemiyorum.”

Epstein kısa süreliğine odadan çıktığında, Weingarten’a soruyorum:

Bunca şey ortadayken… insanlar neden hâlâ buraya gelip gidiyor?”

Weingarten cevap veriyor:

Buraya niye kamp kuruyoruz mu? Sanırım çünkü gerçekten bunun gibi başka bir yer yok.”

Meşhur avukat Weingarten üzerinden Epstein’ın ilgilendiği konulardan biri de Fethullahçılar, 15 Temmuz Darbesi ve Türkiye meselesi.

Sürekli Epstein’a bilgilendirme mesajları, linkleri atıyor avukat. Epstein da ona.

11-001.png

Ama Epstein’ın ilgilendiği konuların çeşitliliğine bakıldığında bu tuhaf değil.

Yine 2016’da Epstein’ın evinde bir başka yemek daveti.

Epstein, yakın arkadaşı olan Hyatt Otelleri’nin sahibi Tom Pritzker’ı da yemeğe çağırıyor. Diğer misafirlerin adını da vererek: Rusya’nın BM Temsilcisi Vitali Çurkin, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ve o sırada henüz bugünkü titrleri olmayan, başkan adayı Trump’a yakın işadamı Tom Barrack.

Pritzker’den konuşulmasını istediği sorular istiyor Epstein. Pritzker sadece meraklı bir zengin değil. Afganistan’da ABD’li komutan Petraus’un helikopter tahsis edip tur yaptırdığı biri.

Katılamadığı yemeğe gönderdiği sorular da o yüzden sofistike:

Erdoğan: gücü konsolide etme hedefi, milliyetçilik mi İslamcılık mı?

Suriye: Rusya’nın çıkarı ne?

İran: nükleer anlaşma sürer mi bozulur mu?

Beyaz Saray: yarış ne kadar başa baş olursa Ruslar “Ekim sürprizi” yapar?

Hillary’nin hangi maili en eğlenceliydi?”

22.png

Epstein’ın dünya ve Türkiye meselelerine ilgisi sadece dost sohbetlerinde konuşmaktan da ibaret kalmamış. Gizli belgeler de Epstein’a akmış.

Özellikle biri bizim için de ilginç. 2011 yılına ait “Kesinlikle Gizli” (Strictly Confidential) ibareli bir Birleşmiş Milletler (BM) tutanağı.

Belge 16 Ağustos 2011 tarihinde dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon arasında gerçekleşen Suriye ve İsrail konulu gizli telefon görüşmesinin notları.

Tutanaklara göre Davutoğlu, BM Genel Sekreteri’ne Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile yaptığı ve 3,5 saati baş başa olmak üzere toplam 6 saat süren görüşme hakkında bilgi vermiş.

Esad’ın tankları Hama’dan çekmeyi ve uluslararası medyanın girişine izin vermeyi kabul ettiği, ancak sahadan gelen raporların tankların geri döndüğünü gösterdiği ifade edildi. Davutoğlu, BM Genel Sekreteri’ne Suriye’den gelen bilgilere artık inanmadığını ve Esad’ın operasyonların detaylarına hakim olmadığı kanaatini taşıdığını iletti.”

Görüşmenin ikinci başlığında Mavi Marmara olayı ve İsrail ile ilişkiler var:

İsrail’in özür ve tazminat anlaşmasını kabul etmemesi durumunda Türkiye’nin atacağı adımlar şu şekilde sıralandı: Gazze ablukasının yasallığının Uluslararası Adalet Divanı’na (ICJ) taşınması. Tel Aviv’deki Büyükelçiliğin kapatılması.Türk Donanması’nın, “denizin İsrail’e ait olmadığını göstermek amacıyla” Akdeniz’e gönderilmesi.”

Peki, bu gizli görüşme notu nasıl Epstein’a maillendi?

Çok üst düzey bir sızıntıyla.

Mail trafiğine göre Dawn Stephens adlı bir fake gibi duran bir hesaptan Fransız diplomat Fabrice Aidan’a gönderilmiş. O da BM’de Ortadoğu özel temsilciliği yaparken danışmanlığını yaptığı Norveçli eski bakan ve Uluslararası Barış Enstitüsü başkanı Terje Rød-Larsen’e göndermiş. O da yakın dostu Epstein’a atmış.

Terje Rød-Larsen gibi Oslo’dan Abraham Anlaşmaları’na kadar Ortadoğu’daki bütün kritik gelişmelerde masada olmuş Norveçli eski bakan ve diplomat neden böyle gizli bir konuşmanın dökümünü Epstein’a atar belirsiz.

Rød-Larsen, enstitüsü için Epstein’dan 650 bin dolar bağış aldığı ortaya çıkınca 2020’de Uluslararası Barış Enstitüsü başkanlığından istifa etmişti.

33.png

Kabinesinde bakanlık yaptığı eski Norveç Başbakanı Jagland’ın da başı Epstein meselesi yüzünden belada. Hakkında yolsuzluk soruşturması başlatıldı.

Jagland’ı 2009-2019 arasında Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği görevinden biliyoruz.

Zaten, bu görevi sırasında Epstein’la yazışmaları var. Jagland da Epstein’ın adasında ya da New York’taki evinde konaklamış. Epstein hakkındaki soruşturmalarla ilgili de Jagland’la yazışıyor. Zaman zaman Türkiye’den ve Erdoğan’dan da bahsetmişler:

Epstein: “Daha iyi olacağım. Konaklamanı kısa kesmek zorunda kaldığım için kendimi çok kötü hissediyorum. Çok şey oluyor. Birçok soruşturma başlayacak.”

Jagland: “Umarım çabuk iyileşirsin. Harika günler geçirdik. Paris’e ne zaman geleceğini söyle ki konuşabilelim. Trump’ı gerçekten anlamıyorum. Bugün Türkiye’deki referandumla uğraşmam gerekiyor. Erdoğan da anlaşılması zor bir başka kişi.”

44.png

Epstein’ın ilginç meraklarından biri de Türkiye’deki ekonomik kriz.

Yazışmalara göre 2017’den beri Türkiye’deki ekonomik krizle de yakından ilgilenmiş.

Türkiye Merkez Bankası’na bir danışman ayarlamaya çalışacak kadar…

Epstein eski Harvard Üniversitesi rektörü olan ekonomi profesörü, Clinton^ın Hazine Bakanı ve Obama yönetimlerinde üst düzey ekonomi kurmayı Larry Summers’la 2017’deki kur krizi sırasındaki yazışmaları dikkat çekici…

20 Şubat 2017’de Epstein, Summers’a şöyle yazıyor:
“Para birimleri tuvalette / yerlerde sürünüyor.”

Summers aynı gün cevap veriyor:
“Sorun ne. Oraya gitmem mi gerekiyor? Erdoğan’ın kuklası mı bunlar?”

21 Şubat’ta Epstein geri yazıyor:
“Kur meselesini konuşmak için Türk Merkez Bankası’yla çalışmak ister misin? Onlara 250 bin dedim.”

Epstein Türkiye’de kiminle konuşmuş, nasıl böyle bir bağlantı ayarlamış bilinmiyor.

Maillere göre iki kez Türkiye’ye gelmiş. 2010’da Antalya’da tatil yapmış. Rixos otelde. Bu kesin.

2011’de de Bodrum’a gelmiş gibi görünüyor. 2015’de Türkiye-Yunanistan turu planları var ama gelmiş mi belirsiz.

2011’de çok ilginç bir yazışma var Epstein ile ismi nedense saklanmış biri arasında:

Epstein (30 Eylül 2011): “Erdoğan’ı görmeye gidebilirim, sonra da Bodrum’a spa’ya giderim.”

İsimsiz kişi: Gerçekten mi? Bu harika. Ve o işini gerçekten çok iyi yapıyor. HP’de (Huffington Post?) onun hakkında yazdığım yazıyı okudun mu? … Aslında sana göndermedim.

Pro-İsrail arkadaşlarıma da göndermedim. Ama senin özünde bir ‘düşünür’ olduğunu biliyorum, o yüzden sorun yok! Bodrum’da hangi spa? Biliyor musun?”

55.png

Başka bir bilgi yok. Muhtemelen ya sallıyor ya da espri yapıyor.

Peki bütün bunlardan sonra o sorunun cevabı var mı?:

Epstein ne iş yapıyordu?

İşte bu sorunun cevabı hala yok.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın