Anasayfa / GÜNÜN YAZILARI / Yeni Parti: Seçmen hazır, siyasiler hazır mı?

Yeni Parti: Seçmen hazır, siyasiler hazır mı?

Evet, bütün veriler seçmenin yeni bir partiye zihnen hazır olduğuna ve orta yerde ciddi bir potansiyelin durduğuna delalet ediyor. Peki, siyasi aktörler, hakikaten “yeni” bir parti kurmaya ve bu potansiyeli gerçekleştirecek cesareti göstermeye hazır mı?

Rawest Araştırma ve İstanpol Institute’nin Friedrich Ebert Vakfı işbirliğiyle yaptıkları bir kamuoyu araştırması yayınlandı. 3-10 Temmuz arasında 20 şehirde 1985 kişiyle yüz yüze görüşerek yapılan araştırma, mutlak butlan kararına ve yeni parti tartışmalarına seçmenlerin nasıl yaklaştığına odaklanıyor.

Mutlak butlan kararının gayri meşruluğuna dair toplumda geniş bir kanaat var. Türkiye’de halk, siyasi alanın mahkeme kararları ile tanzim edilmeye çalışılmasına öteden beri tepkili, bu tür kararları doğru bulmuyor ve kabul etmiyor.

CHP hakkındaki mutlan butlan kararına da bu gözle bakıyor. Seçmenlerin % 46’sı bu kararı CHP’nin iç işlerine müdahale eden bir siyasi karar olarak değerlendiriyor. AK Partililerin yaklaşık 1/3’ü (% 28), MHP’lilerin ise neredeyse yarısı (% 48) da bu kanaati paylaşıyor. Kararın doğru olduğunu düşünenlerin oranı AK Partili seçmenler içinde bile % 44 civarında kalıyor; AK Partilerin yarısından fazlası kararın yanlış olduğu fikrinde.

Kemal Kılıçdaroğlu, bir mahkeme kararıyla partinin genel başkanlığını kazanmış olsa da, bu sürecin en büyük kaybedeni durumda. Ne genel kamuoyunda ne de CHP tabanında tutunabileceği bir dalı yok Kılıçdaroğlu’nun. CHP’liler Kılıçdaroğlu’nu defterlerinden silmişler; zira Kılıçdaroğlu’nun bu dönemdeki tavrı CHP’lilerin % 78’i tarafından yanlış olarak mühürlenmiş. Kılıçdaroğlu’na hak veren CHP’liler ise % 12.
Yani Kılıçdaroğlu, partili her on kişinin 8’i tarafından istenmeyen, ancak 1’i tarafından tutulan bir genel başkan pozisyonunda. Beri yanda iktidar ittifakı seçmenleri de Kılıçdaroğlu’na prim tanımış değil. MHP’lilerin % 56’sına ve AK Partililerin % 40’ına göre de Kılıçdaroğlu yanlış yolda. Bu derece yaygın bir reddedişe muhatap kalan birinin partisini toparlaması ve bir siyasi gelecek inşa etmesi ihtimali yok denecek kadar az.

Kılıçdaroğlu dibe çakılırken Özgür Özel ise zirvelere tırmanıyor. Özel, 19 Mart ile başlayan yükseliş eğilimini mutlak butlan süreci ile ivmelendirdi. Sürekli sokakta olan, halkla teması kesmeyen ve en menfi durumda bile bir mücadele kulvarı açan bir siyasi portre çizdi Özel ve portre halkta bir karşılık buldu.

Nitekim araştırma; Özel’in mutlak butlan kararı sonrasında izlediği siyasetin genel seçmenin % 39’u, CHP seçmeninin ise % 64’ü tarafından tasvip edildiğini gösteriyor. Özel’in performansı CHP cenahında memnuniyetle karşılanıyor. Asıl ilginç olan, iktidar saflarında da dikkate değer bir kabule sahip olması; AK Partililerin % 25’i, MHP’lilerin ise % 42’si Özel’in tavrına müspet bir nazarla bakıyor.

Gerek genel seçmende ve gerek CHP seçmeninde Özel’e olan güven de artmış gözüküyor. O nedenle genel seçmenlerin % 39’u, CHP seçmenlerinin ise % 74’ü kendini Özel’e yakın hissediyor. Kılıçdaroğlu söz konusu olduğunda bu oranlar, genel seçmende % 10, CHP seçmeninde % 11 olarak çıkıyor. Hem camiden hem de kiliseden olan bir Kılıçdaroğlu var ortada; ne genel seçmen ne de CHP seçmeni ona itibar ediyor. Daha üç yıl önce, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde % 48 oy almış bir siyasetçi için hazin bir tablo bu.

Her meşrepten seçmen, olabilecek en açık ifadeyle Kılıçdaroğlu’na bırakıp gitmesi çağrısında bulunuyor. Muhalefet seçmenleri Kılıçdaroğlu’na karşı yekvücut olmuş; CHP’lilerin % 77’sine, DEM Partililerin % 63’üne ve İYİ Partililerin % 68’ine göre Kılıçdaroğlu çekilmeli ve partiyi Özel ile arkadaşlarına bırakmalı. İktidar seçmenleri de Kılıçdaroğlu’na yüz çevirmiş; Ak Partililerin % 43’üne ve MHP’lilerin % 53’üne göre de Kılıçdaroğlu için en iyi seçenek, tasını tarağını toplaması.

“Altı Ok’u gördüm mü mührü basarım”

Seçmen, Özgür Özel’e ise yeni bir partiyi işaret ediyor. Genel seçmenin hemen hemen 2/3’ü (% 59’u), CHP’lilerin ise ¾’ü (% 75’i) Özel’in ayrılması gerektiği fikrini taşıyor. CHP’lilerin 1/5’i ise Özel’in kalıp parti içi mücadele etmesinden yana.

Özel, muhtemelen bu kalmasına taraftar olan seçmenlerin gönlünü ve desteğini almak için, parti içinde bütün kapıları zorluyor. Partide kalmalarının imkân dışı olduğunu kanıtlayıp, baba evini terk etmelerini –bunu hiç arzulamayanların indinde bile- meşru kılmayı amaçlıyor.
Lakin artık bunun da miadı doldu; Özel ve arkadaşlarının yakaladıkları havayı kaybetmemeleri için, yeni partiyi kurmak yolunda kollarını somut olarak sıvamaları icap ediyor. Son günlerde artan trafik, böyle bir okumanın neticesi olsa gerek.

CHP seçmeni, yeni bir parti kurulması halinde İmamoğlu ve Yavaş’a da Özel ile birlikte hareket etmeleri gerektiği mesajı veriyor. CHP’nin her 10 seçmeninden 7’sine göre, İmamoğlu ve Yavaş için doğru adres, Kılıçdaroğlu CHP’si değil, Özel’in yeni partisi.

Araştırmanın mühim çıktılarından biri de, CHP logosuna (Altı Ok’a) bağlılığın bir mit olduğunu ortaya koyması. CHP seçmenin kahir ekseriyetinde de hiç de öyle “Altı Ok’u gördüm mü mührü basarım, başka bir yere bakmam” tarzında bir tavır yok. Her halükarda logo bağlılığını sürdüreceklerini belirtenler % 12.

Buna mukabil CHP seçmeninin % 40’ına göre logonun bir ehemmiyeti yok, % 20’sine göre ise logodan kurtulmak Özel’e oy vermelerini kolaylaştıran bir unsur. Altı Ok’tan kurtulmanın seçmenin bir bölümünü Özel’e oy vermek noktasında teşvik eden bir tarafı da var. CHP’lilerin % 14’ü ise Altı Ok’a mühür vurmamanın kendisini üzeceğini ama buna rağmen yine de CHP’ye oy vermeyeceğini ifade ediyor.

Seçmenlerin % 56’sına göre, Özel’in kuracağı yeni parti başarılı olur; başarısız olacağını düşüneneler ise % 24. CHP’lilerde ve muhalefette yeni partinin iyi bir fikir olduğu inancı (CHP’de % 81, DEM Parti’de % 72, İYİ Parti’de % 61) çok ağır basıyor. İktidar seçmenleri de yeni bir partinin boşa çekilen bir kürek olduğu kanaatinde değiller. Tersine, AK Partililerin % 45’i ve MHP’lilerin % 67’si Özel liderliğindeki yeni bir partinin başarısına şans tanıyorlar.

Peki, yeni bir parti ne kadar oy alabilir?

Mutlak butlan kararı öncesinde CHP ve AK Parti nefes nefese bir yarış içindeydiler ve her iki parti de –kararsızlar dağıtılmadan- % 25 civarında oya sahiptiler. (CHP % 24.8, AK Parti % 24.5) Araştırmaya göre mutlak butlan kararı, CHP’nin oy havuzunda bir daralma değil, bir genişleme yaratmış. Karar öncesinde % 25 sınırında gezen CHP, karar sonrasında % 34’e yükselmiş. (Özel’in partisi % 29, 6, Kılıçdaroğlu CHP’si % 4.2) AK Parti’de ise 1.5 puanlık bir gerileme yaşanmış (% 23.1)

Eğer mutlak butlan kararının gayesi, CHP’de bir bölünme yaratıp oylarını düşürmek idiyse, kararın bu gayeye hizmet etmediği açık. Bilakis karar, muradının hilafına bir sonuç üretmiş; AK Parti’de olumlu manada yaprak kımıldatmamış ama CHP’nin tesir sahasını genişletmiş. Bu sonuç; bir taraftan seçmenin mahkeme eliyle siyaset tasarımına verdiği reaksiyonla, diğer taraftan da seçmenin yeni bir partiye –daha doğrusu yeni bir fikre- zihnen hazır olmasıyla açıklanabilir.

Hayaller ve gerçekler

Araştırmaya göre, seçmenin % 30’u Özel’in partisine oy verebileceğini, % 19’u da ortada durduğunu belirtmiş. Ciddi oranlar bunlar. Lakin Etyen Mahçupyan’ın da vurguladığı gibi, bu oranlar bir gerçekliği değil, bir potansiyeli resmediyor. Yarın bir parti kurulduğunda, bu oyları alacağının bir garantisi yok.

Çünkü herkes “yeni parti” dediğinde kendi düşündeki partiyi anlıyor ve ona oy vereceğini söylüyor. Mesela kimi Kürtlerin hak ve hürriyetlerine daha duyarlı, kimi Atatürk ilkelerine daha bağlı, kimi muhafazakâr-dindar kitlelerle daha yakın, kimi milliyetçi ya da ulusalcı umdelerle daha sıkı fıkı bir partiyi kafasında canlandırıyor. Ve bu hayalindeki partinin destekçisi oluyor.

Oysa bu parti ete kemiğe bürünse, programı yazılsa, yol arkadaşları sahneye çıksa ve memleketin temel meselelerine dair görüşleri berraklaşsa, bugün Özel’in yanında, yakınında veya arkasında saf tutacağını söyleyenlerin bir kısmı sükûtu hayale uğrayabilir ve ona oy vermeyi düşünmekten vazgeçebilirler.

Cevabını bekleyen sorular var meydanda. Mesela:

Özel gerçekten “yeni” bir Türkiye tasavvuru geliştirebilecek mi?

CHP’yi de içerecek ama hudutları içinde kalmayarak daha geniş ufuklara yelken açabilecek mi?

,Hep bahsettiği “demokratlar ittifakını” oluşturabilecek mi? Hakikaten Kürt, muhafazakâr, milliyetçi ve sosyal demokratları bir arada tutabilecek bir zemin inşa edebilecek mi?

AB, NATO, Ortadoğu, Kürt meselesi, Alevi meselesi, gibi hayatiyet arz eden konularda topluma ikna eden politikalar üretebilecek mi?
Kuracağı yeni parti, kadrosuyla halka bu ülkeyi yönetebileceği noktasında güven telkin edebilecek mi?

Nihai kertede seçmenin kararını bu sorulara verilecek cevaplar belirleyecek. Dolayısıyla asıl manzara, partinin hayatımıza dâhil olmasıyla, siyasi sahada söylemi ve vitrininin belirginleşmesiyle ortaya çıkacak.

Evet, bütün veriler seçmenin yeni bir partiye zihnen hazır olduğuna ve orta yerde ciddi bir potansiyelin durduğuna delalet ediyor. Peki, siyasi aktörler, hakikaten “yeni” bir parti kurmaya ve bu potansiyeli gerçekleştirecek cesareti göstermeye hazır mı?
Asıl sual bu.

Hülasa yeni bir parti için gerekli psikolojik, politik ve sosyolojik bütün şartların yerine geldiğinin altı çizilebilir.

Yazıyı beğendiysen, patronumuz olur musun?

Evet, çok ciddi bir teklif bu. Patronumuz yok. Sahibimiz kar amacı gütmeyen bir dernek. Bizi okuyorsan, memnunsan ve devam etmesini istiyorsan, artık boş olan patron koltuğuna geçmen lazım.

Serbestiyet; Türkiye'nin gri alanı. Siyah ve beyazlar içinde bu gri alanı korumalıyız. Herkese bir gün gri alanlar lazım olur.

Bu Sayfayı Paylaşın