Şara, yarın Beyaz Saray’da Trump’la görüşecek. Şara’nın ABD Merkez Komutanı Cooper ve IŞİD’e karşı kurulan küresel koalisyonun komutanı Lambert ile basketbol oynadığı görüntüler ortaya çıktı. Hakan Fidan da yarın ABD’de olacak. Fidan’ın Suriye-ABD heyetleri arasındaki görüşmelere katılıp katılmayacağı bilinmiyor.
2026’da yapılması planlanan COP31 zirvesi yaklaşırken diplomasi, bilimin önüne geçiyor. Türkiye ve Avustralya, iklim diplomasisinin görünürdeki nezaketinin altında süren sessiz bir rekabetin iki tarafı olarak öne çıkıyor.
Bir yanda temsilin diliyle konuşan Ankara, diğer yanda hesapla düşünen Canberra var.
Fotoğraflar gülümsemeye devam ediyor, manşetler farklı dillerde yazılıyor;
ama sahnenin gerisinde asıl mücadele sürüyor: sözü kim eyleme dönüştürecek?
Her fikirden, sesten, ideolojiden gazeteciler bu ülkede her zaman siyasetin, entelektüel ve kültürel hayatın merkezinde yer aldılar.
Bu yüzden en fazla da onlar hırpalandı. Arada kaldılar, nefret çektiler.
Peki buna değer miydi?
Bir zamanlar değiyordu ama bugün?
7 Ekim sonrası yaşanan soykırım karşısında, Gazze için Özgürlük Yürüyüşü’nden Küresel Sumud Filosu’na birçok sivil ve küresel eyleme imza atan aktivistler, 8–14 Kasım tarihleri arasında Antisyonist Kongre’de bir araya gelerek eylem yöntemleri üzerine beyin fırtınası yapacaklar. Talha Küçükkaya: “Bizim teklifimiz şu: Gazze’ye somut olarak dokunamadığımız bir gerçeklikte, mevcut yapısal ve fikrî sorunlarımızı nasıl aşarsak gerçek anlamda “sivillik” içeriğini doldurabiliriz?”
Bazı kitapları okurken güçlü bağlar kurarız. Bu kitap herkesten çok bizim için yazılmış hissidir o. Kimse yazılanları bizim kadar anlayamaz hissi, ya da. John Kaag’ın, Nietzsche ile yürümek (Ren Kitap) kitabını
okurken biraz bu hislere kapıldım. “Seni anlıyorum” dedim içimden, çok sık olarak; “seni o kadar iyi anlıyorum ki inan bana bu kitabı ben de yazabilirdim!”