Şırnak'ın Bestler-Dereler bölgesinde tim komutanı korucu Nimet Encü’nün öldüğü çatışmada öldürülen PKK’lılardan biri yeğeni Evin Encü çıktı. Uludere’ye bağlı Gülyazı köyünde Nimet Encü için taziye bittiğinde, bu kez Evin Encü'nün ailesinin taziyesi kurulacak. Evin Encü’nün cenazesinin bu nedenle Şırnak Devlet Hastanesi morgunda bekletildiği öğrenildi.
Yaygın otoriterleşme, veya daha fazla otoriterleşme, veya tek adamlaşma varyantlarından biri daha. Seçimli, çok-partili ülkelerde de oluyor (“illiberal democracy,” liberal olmayan demokrasi, liberalliği kalmamış demokrasi diyoruz). Bazen, bu tür demokrasi unsurlarını vesayet altında da olsa tümüyle yıkan yeni darbelerle çıkageliyor (Myanmar örneği). Hattâ bazen, komünist rejimlerde dahi baş gösterebiliyor. Tek parti de olsa, “kollektif önderlik” adı altında geçicilik, rotasyon, sınırlı görev süreleri gibi denge ve denetleme mekanizmaları kurulmuş olabiliyor yer yer. Derken biri çıkıp hepsini siliyor; tekrar Stalin, Brejnev veya Mao tarzı Ebedî Şef usullerine dönülüyor. Çin’de bunu Şi Cinping yaptı. Şimdi Vietnam aynı yola girmekte.
CHP Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, CHP’nin tek parti döneminden “tek parti faşizmi” diye bahseden bir tweet paylaşıp, daha sonra sildi. CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın, katıldığı bir programda, isim vermeden Bekaroğlu’na eleştirdiği kesiti “Tarih bilincinden yoksun kendini bilmezlerin ‘tek parti faşizmi’ diye tanımladıkları döneme ilişkin görüşlerimiz” mesajıyla paylaştı. İmamoğlu, Günaydın’ın paylaşımını beğenilere ekledi.
Üzerinden dört hafta geçen Sinan Ateş cinayeti soruşturmasında tutuklananların sayısı 18’e ulaştı. Tutuklanan isimler arasında Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı yapan, bir süredir Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Özel Kalem Müdürü pozisyonunda görev yapan Emre Yücel, MHP’den milletvekili adayı olan avukat Serdar Öktem, Ülkü Ocakları Genel Merkez yöneticiliği yapan Tolgahan Demirbaş, MHP İstanbul İl Yöneticisi Ufuk Köktürk, iki özel harekat polisi ve uyuşturucu sabıkalı isimler var.
Bakın ne diyor BBC’ye konuşan Afgan bir kadın; “Keşke Allah kadınları yaratmasaydı.” Bu nida Müslüman bir kadın olarak benim için o kadar ağır ki, hem İslam, hem kadın kimliğim yara alıyor. Afganistan’daki kadınlar, kardeşlerimiz, kaderdaşlarımız ters 28 Şubat yaşarken Müslüman kadınlar olarak, Türkiyeli Müslümanlar neden bu kadar sessiziz bunu anlamakta güçlük çekiyorum. Kabil Havalimanı’nı kimin yöneteceğini kadınlara uygulanan baskıdan daha çok konuştuk. Konuşursak İslam baskıcı olarak görülür diye mi korkuyoruz? Taliban’a dokunmak İslam’a dokunmak değildir ki.