White Man’s Burden, Rudyard Kipling’in 1899’da yayınladığı ünlü eserinin adıydı. “Beyaz adam”ın gayri-medeni, vahşi dünyayı medenileştirme sorumluluğunu anlatıyordu. Ama artık beyaz adamın önyargıları, kültürel kodları temsil ettiği demokrasi ve insan hakları değerlerinin üzerine bir yük olmaya başladı. Gazze faciasıyla Türkiye’deki demokratların üzerindeki beyaz adamın yükü arttı, daha da artacak.Batı referansıyla demokrasi ve insan hakları savunuculuğu yapmak artık daha da az ikna edici olacak.
ABD Başkanı Biden, dün Ukrayna’da savunduğu değerleri bir kenara koydu ve İsrail’e koşulsuz destek verdi. Filistinlilere yönelik insan hakları ihlallerini, İsrail’in savaş suçlarını, sivilleri hedef almasını yeterince eleştirmeyen Biden yönetiminin İsrail’e verdiği açık çek Amerika’da tepkiyle karşılanıyor. Üniversitelerde gençler yürüyor, Filistin’i savunan Amerikalı Yahudiler Kongre’yi basıyor, Demokrat Parti’nin seçmeni İsrail’e silah satılmasını istemiyor, Amerikalı diplomatlar ve Kongre danışmanları Biden’in ateşkes çağrısı yapması için mektup yazıyor. Amerika’nın giderek artan Müslüman nüfusu, solcular ve gençler Biden’e tepkisini 2024’te sandığa gitmeyerek veya Filistinli sivilleri yüksek sesle savunan bağımsız sosyalist aday Cornel West’e oy vererek gösterebilir. ABD Başkanı Biden’in İsrail’e verdiği açık çek sadece masum Filistinli çocukların ölümüne değil, koltuğunu da kaybetmesine sebep olabilir. Biden’in bu durumu tersine çevirmesi zor değil, 2 hafta önce Ukrayna için savunduğu ilkeleri, yaptığı konuşmaları hatırlaması yeterli.
Herkes ‘bravo’ dedi ama en görkemlisini Ahmet Hakan’ın CNN Türk’teki programı ‘Tarafsız Bölge’de izledik. Gerek Hakan gerekse de stüdyodaki konukları, Gazze’de ateşkes talebiyle ABD Kongresini ‘basan’ Yahudilerin eylemini canlı yayında izlerken onları tebrik etmelere doyamadılar. Başka diyarlardaki iyi örnekleri onaylayarak aktarırken pratikte bunları hiç takmamakla malûl bir ahlakımız var. İnsanda “madem güzel, madem doğru, sen neden yapmıyorsun” diye bağırma duygusu uyandıran bu kötü pratik hiç değişmiyor.
Mescid-i Aksa’da namaz kılabilmek için, dünyanın dört bir yanından Müslümanlar Kudüs’e geliyor. Hannan Aşravi Bu dava, bu üç dinin de ötesinde dünyanın barış ve iyilik isteyen insanlarının ortak davasıdır. Hatırlatırım, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün önde gelen yöneticilerinden Hannan Aşravi Hıristiyan’dı. Aşravi uluslararası platformlarda Filistin’in en önemli temsilcisiydi. Filistin davası hangi inançtan, hangi mezhepten, hangi milletten olursa olsun bir hak hukuk davasıdır. Bu yalnızca Müslümanların davasıdır diye olaya yaklaşmak Filistinlilere haksızlıktır.
Bakıyorum birçok Batılı devlet lideri İsrail’e destek vermek için İsrail’e giderek desteklerini ifade ediyor. Bu anlaşılabilir. Ama Filistin halkı diye bir halk var. Yıllardır işgal altında. Hamas Filistin değildir. Filistin halkının şu sırada içinde bulunduğu felakete atıflar çok cılız oldu. Başkan Biden’ın İsrail’e başta verdiği koşulsuz destek büyük bir gaf.