Çin muhakkak ki dünyanın başka bölgelerine açıldığı gibi Orta Doğu’ya açılmaktadır. Dünyanın ikinci -bazı hesaplara göre de en büyük- ekonomik gücü ve en azından şimdilik çok büyük bir sermaye fazlası üreten bu ülkenin bu gücünü kullanmaması, enerji bağımlılığının bu kadar yüksek olduğu bölgeye sırt çevirmesi pek beklenemezdi. Kaşıkçı cinayetinden ve Biden iktidara geldikten sonra ABD ile ilişkileri limonileşen Suudi Arabistan ve demokrasi söyleminden pek hoşnut olmayan diğer Körfez ülkelerinin ABD’ne nispet olarak Çin’e dönmeleri de pek anormal sayılmaz. Ancak bölge sorunlarına yabancı, askeri mevcudiyeti sınırlı Çin’in en azından gözle görülebilir bir zaman diliminde bölgede etkin bir aktöre dönüşmesini ve özellikle ABD’nin konumunu tehlikeye düşürecek bir güce sahip olacağını düşünmek pek doğru olmaz.
Osmanlı’nın Kürdistan’ın ismiyle bir derdi olmaz, Kürdistan’a Kürdistan der. Cumhuriyet’in kuruluş dönemlerinde de Kürdistan ismi sakıncalı görülmez. Nitekim Mustafa Kemal resmi beyanlarında da, şahsi mektuplarında da Kürdistan’ı kullanmaktan imtina etmez. Tarihi, coğrafi ve siyasi bir gerçeklik; faşizan bir gayretle ortadan kaldırılamaz. Kürdistan da öyle bir gerçeklik; ne göz kapatmakla karartılabilir ne de ceza vermekle insanların hafızalarından kazınabilir.
Kendi ülkesinde “temel” eğitimini, ötesini “bir şekilde” tamamlayan, kimliğini “Türküm, doğruyum, çalışkanım”la ifade edenlerden birisinin Türkçe’yi “derdini anlatacak kadar”, dilbilgisini de “derdini yazacak kadar” bildiğini söylemesi beni hayretlere garkeder mi, hiç sanmıyorum. Yabancı dil bilme mertebesinin hâlâ “Derdimi anlatacak kadar” kalıbıyla ifadesinin kapsamı da beni şaşırtmıyor. Siyaset dilinin “derdini anlatacak”, daha doğrusu sanal sunal dertleri, tabanının, seçmenin ana derdi kılacak kadar olması da...
2022 Temmuz’unda Meclis’ten oy birliğiyle geçen kanuna karşı, kanundan hareketle hazırlanan yönetmeliğin uygulanmaya başlanacağı Ocak 2023 öncesi büyük bir karşı lobi çalışması başladı. Önce Eylül 2022’de Meclis’te oy veren ve bakana helal olsun diyen CHP, e-ticaret kanununun iptali için başvuru süresinin bitimine üç gün kala Anayasa Mahkemesi’ne gitti. CHP’li 52 milletvekilinin imzasını taşıyan başvuru için üç dilekçe verdi. Son dilekçeyi başvurunun son günü AYM’ye ulaştırdı. Yönetmeliğe karşı Kasım 2022’den itibaren ise bu kez medyada eşzamanlı bir kampanya başladı. Habertürk, Aydınlık, Cumhuriyet ve Türkiye gazetelerinde haber ve köşe yazılarında e-ticaret yasasının zararları ile haberler yazılmaya, ekonomi, e-ticaret gibi konularda yazı yazdığı görülmemiş köşe yazarları art arada teknik ayrıntılarla dolu yazılar yayınlamaya başladılar.
Alman avukat Tobias Ulbrich aşı olan 250 kişinin adına Özlem Türeci ve Uğur Şahin’in kurduğu Biontech şirketine dava açtı. Ulbrich, müvekkillerinin aşı nedeniyle zarar gördüğünü söylüyor ve tazminat talep ediyor. Tobias Ulbrich, Almanya’nın küresel şirketlerin güdümünden çıkması için 95 maddelik bir anayasa teklifi hazırlayan, Bill Gates’in Almanya’nın nüfusunu 27 milyona indirmek için Biontech’e yatırım yaptığı komplosuna inanan aktivist bir avukat. Zamanında “aşının hiçbir yan etkisi yok” diyen, fakat sonrasında aşının yan etkileri olabileceğini kabul eden Sağlık Bakanı Karl Lauterbach’in de azılı bir muhalifi. Ulbrich’in açtığı davaların sonucu henüz belli değil, fakat Almanya şimdiden kendisini pandemi döneminde ertelediği bir tartışmanın göbeğinde buldu bile.