GÜNÜN YAZILARI

Taha Duymaz: “Ulannn hayattttt”

İlk videosu ekmek tarifi, ikincisi muhallebi. Plastik leğenlerde hamur yoğuruyor, eski tencerelerde yemek yapıyor. Kısa sürede birtakım “yemek videosu” gereklerini de yerine getirmeye başlıyor, tabii ki hemen öğreniyor sezgileriyle. Bir elinde bir bardak süt, diğerinde bir bardak un, dans eder gibi hareketlerle tencereye aynı anda döküyor. Yemek yaparken, video çekerken kendinden memnun, ama ağlama krizleri devam, “içimden atamıyorum” diyor, “çok duygusalım”.

Bu felâket de mi ders?

“Elimizden geldiğince” vurguları sırtını sağlama alan bir hazırlığı, birikimi, organizasyonu, işleyişi değil bir eksikliği, yetersizliği, mahcubiyeti çağrıştıran ifadeler. Nihayetinde “elden gelen bu” itirafı... Resmi bir mazeret sayılması hazin. Devlette, yetkililerde değil kendi çabalarıyla bir şeyler yapmaya çalışan halkta, elinden geleni yapmaya çalışan gönüllülerde eğreti, sakil durmuyor sadece.

Kuyudaki taş

Herkes mesaisini seçimlerin ertelenmesine değil, tam aksine seçimlerin zamanında, güvenlik içinde ve adil bir biçimde yapılmasına vakfetmelidir. Elbette aklıevvel birileri her zaman kuyuya çok sayıda taş atacaktır. Ülkenin geleceğini dert edinenler buna karşı daima uyanık olmalı ve bu taşların demokratik siyaseti bloke etmesine izin vermemelidir.

Depremzedelere neler gönderilmez?

Neymiş efendim, ağda yapmasınlarmış! Neymiş efendim, prezervatifin sırası mıymış! Neymiş efendim, tırnaklarını, saçlarını boyamasınlarmış! Sanılıyor ki ‘Bir elinde cımbız, bir elinde ayna umurumda mı dünya!’ diyecekler! Kendine bakmanın, güzel görünmenin ve güzel hissetmenin, ibadetin sırası mıymış! Yiyip, sıkı giyinip ısınmak yetmiyor muymuş! Süsün sırası mıymış! Elleri açıp dua etmek yetmiyor muymuş!
- Advertisement -

Palavra bağımlısı palavracıdan gocunmazmış!

Hepimiz biliyoruz Erdoğan’ın ‘depremde yıkılan binaların yüzde 98’inin 1999 öncesi inşa edilenler olduğu’ sözünün ne denli gerçek dışı olduğunu ama toplu bir infial üretmiyoruz. Üstelik bunca insanı kaybetmişken ve iktidarın depremle mücadele açısından gerekenleri yapmadığı apaçıkken… Çünkü muhtemelen palavraya düşündüğümüzden çok daha fazla alışkınız. Hatta belki de (kendimize kondurmasak da) palavranın bağımlısıyız…

En Son Çıkanlar