Bütün iktidar ricali ve küçük ortakları, “Kutsallarımıza hakaret edildi” nakaratını köpürtmek, istim üzerinde bekleyen yandaş kuvvetleri ve samimi dindarları harekete geçirmek için sıraya girse de, beklenen heyecan ve sindirme dalgası artık kolay yaratılamıyor.
Türkiye’yi daha otoriter bir çerçeveye oturtan 2017 garabetinin mucitlerinin birlikte rehberlik edecekleri bir anayasa çalışması, ülkeyi daha ileri değil daha geri götürebilir. O sebeple kavramın çekiciliğine kanılmamalı, müteyakkız olunmalı.
Gençleri anlamak, taleplerini dinlemek yerine şiddeti tırmandırarak gücünü gösteren, giderek de nobranlaşan bir ‘ileri demokrasiye’ sahibiz çok şükür. Ülkenin gelecekteki kaliteli kadrolarını oluşturacak gençler devletin şiddet sınavından geçiyor bu günlerde…
Caddede sessizce yürüyen en fazla 20’lerinin başındaki gençlere yaşlı bir komiserin “Terbiyesizler” diye bağırması, durup dururken birinin üzerine yürüyüp “Aşağıdan yürü” diyerek itip kakması, sonra adamlarını çağırıp palas pandıras gözaltına aldırması izleyen herkesin çok ağrına gitmiş olmalı.
PKK ile HDP arasında sosyolojik bir bağ ve siyasal bir etkileşimin olduğu yadsınamaz. Bu bağ ve etkileşim mevcut haliyle devam ettiği müddetçe, ne HDP “normal” bir siyasi parti olarak işlem görür ne de Demirtaş arzu ettiği gibi geniş kitleler nezdinde “uzlaşmacı bir lider” olarak kabul edilir.