Hiçbir kadim kültürün ana amacı “daha iyi” bir yaşam olmamıştır, çünkü daha iyi bir yaşam gerçek manada bir amaç değil amaçsızlıktır, oysa varlık ve insanlık amaçsız bir dünyada ancak kendini sonlandırabilir.
Sen susmaya devam et. Sen sus bu telefon susmasın. Bu saatlerde arayan belli. Sürekli aynı şeyleri anlatan biri. Yakın arkadaş, dost, ne dersen de. Aklı gitmiş işte. Aklı gitmişlerle delileri karıştırma. Bu büyük cahillik olur. Yapraklarını çekerim senin.
İnsan ömrü uzadı diye seviniyoruz ama bu uzatmalarda ne yapacağımızı, hangi maddi/manevi koşullarda nasıl yaşayacağımızı bilmiyoruz maalesef. Jethro Tull’ın “Too Old to Rock-n Roll, Too Young to Die” (Rock-n Roll Yapmak için Fazla Yaşlı, Ölmek için Fazla Genç) adlı albümü geliyor aklıma. Bruder’in görüştüğü bu insanlar da öyle işte. Normal bir iş bulup çalışmak için çok yaşlı, ölmek için çok genç...
CHP ve DP, daha doğrusu İnönü ve Bayar arasında giderek yükselen tansiyon, gelecekte kopacak fırtınayı haber verir niteliktedir. 1950 seçimlerini DP ezici bir üstünlükle kazanır. Parti sarsılır, İsmet Paşa şaşkına döner. İktidarı kaybeden İsmet Paşa birden yalnızlaşır. Çevresi ıssızlaşır, onun daha birkaç ay önce “Milli Şef unvanı taşıyan eski cumhurbaşkanı olduğuna bin şahit ister.”
Big Lebowski misâli, yarım avuç buz, kahve likörü, süt, votkayla White Russianlar ya da süt yararlı olduğu için çıkarılan terkibiyle Black Russianlar, nane likörlü Cin Mentalar, Becherovkalar… Hele Attila İlhan’ın “Kaptan” şiirindeki Fransız portakal likörü… “Hayatın gerçek tadı”nı, Cola’nın sloganı mı sanıyorsunuz hâlâ?