Yazarlar

Uygur sessizliğinin tuhaf tarihi

Ne oldu da beş yıl öncesine kadar “asimilasyon” veya “adeta soykırım” sayılan Uygurlara yönelik baskılardan bahsetmek bir anda “istismar”a döndü? Sorunlar mı çözüldü? Çin bir anda çok kültürlülüğü mü benimsedi?

“Sus! Mezar gibi susacaksın!”

Başlık resmimde Cem’in 1482’de Rodos’a gelişi gösterilmekte. Ön planda Cem, kendisini getiren karaka tipi yelkenlinin rampasından bir filikaya geçiyor. Orta planda, filikadan Azize Katerina kapısına giden iskeleye ayak basarken borular çalınıyor. Gerideki üçüncü ve son planda, kendisi ve maiyeti at binmiş; asıl şövalyeler mahallesinin girişinin önünde, gene at üstündeki Granmetr Pierre d’Aubusson ve maiyetince törenle karşılanıyor.

Tek dileğim futbolcu olmaktı

Futbol hırsım devam edebilirdi, ben de ülke çapında bir takımda oynayabilirdim. Ama okula da gidiyordum. İlkokul bitince Tarsus Amerikan Koleji’ne, sonra Tarsus Lisesi’ne devam ettim. Zaten siyasi bir ailede büyüdüğüm için ayağım futbolda, kafam siyasetteydi.

Bir virüsün ettiği (*)

Meşum korona tecrübesinin işaret ettiği üç önemli husus var. Birincisi, dünyanın ne denli küreselleştiğinin göstergesi olmasıdır. İkincisi, popülist liderlerin korona karşısında aldığı yenilgidir. Üçüncüsü ise, olağanüstü bir zorluk karşısında güçlü bir devlete olan ihtiyacın tüm çıplaklığıyla görülmesidir.
- Advertisement -

İç içe filmler, aşklar

“Onun her şeyi olmak istedim” diyor kadın. Bilemiyor ki zamanın ego anıtı erkekte her şey, “her şey”den de çok. “Her şey”, o lastikten ölçü birimi, insan yaşadıkça büyüyen, uzayan bir şey zira. Her şey ile hiçbir şeyin yanılsamasında geçiyor ömürler. İç içe geçen filmlerdeki gibi…

En Son Çıkanlar