AP’nin PKK’ya ve güneydoğudaki savaşa bakışı, “Barış İçin Akademisyenler”le karşılaştırılamayacak kadar gerçekçi. Olgular mı dediniz; bakın, bunlardır aslında. Dengeli ve dolayısıyla gerçek bir barış çağrısı mı dediniz; bakın, olursa böyle olur. Koyun iki metni yanyana; görün tezadı. 1128’lerin militan tek-yanlılığını meselâ Avrupa Parlamentosu’nun pek de yemediği, apaçık ortaya çıkıyor.
Sürecin siyasi dinamiğine baktığımızda bitirenin PKK olduğu da açık. Başkan yaptırmayacağız söylemini öne çıkararak AK Parti ile muhtemel bir müşterek çabanın reddinden sonra, Haziran seçimindeki başarıya karşın PKK’nın neredeyse bütün kalburüstü yöneticileri ‘devrimci halk savaşı’ çağrısı yaptı ve örgüt cinayetlere girişti. Daha temelde PKK’nın niyet bağlamında da çözüm peşinde olmadığını söylemek yanlış olmaz.
AP Türkiye raporu, Ankara’nın AB ile mültecilerle konusunda mart ayında Brüksel’de vardığı anlaşmada ne kadar aceleci davrandığını bir kez daha gösterdi. AP, Türkiye’nin üyelik sürecinin sığınmacılar konusundan ayrı tutulacağını belirterek, Ankara’ya verdiği sözlere bağlı kalmayacağının işaretini verdi.
Batı medyasının yalan, yanlış haberler ve yanlı değerlendirmeler, hatta bazen küfürlerle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yüklendiği, çeşitli konularda sürekli Türkiye aleyhine yayınlar yaptığı göz önüne alındığında, Latin Amerika’daki gibi, beyaz eldivenli bir darbe girişimiyle karşı karşıya olduğumuz sonucuna varmak irrasyonel bir düşünce değil.
Kemalist elites in the state bureaucracy and the military always held sway (or exercised tutelage) over Turkish state institutions -- until about ten years ago. Those same Kemalist state elites, were also the instigators of oppressive policies towards Turkey’s Kurdish population (and indeed all non-Turkish, non-Muslim “minorities”). The AKP, on the other hand, comes from a different political tradition, which is why, starting more than a decade ago, they have been able to start positively and directly addressing Turkey’s Kurdish citizens.