Bitirirken şu zor soruyu düşünmeyi teklif ediyorum: Bu tür “siyasal kampanyalar” gücünü nereden alıyor? Bir siyasi lider hukuk alanında yürüyen bir tartışma üzerinde nasıl böyle tayin edici bir manevi ağırlık kurabiliyor?
Şüphesiz, vekilin ziyaretini “terör örgütünün propagandasını yapmak” gibi bir çerçevenin içine koyabilirsiniz. Ama bu çok zorlama bir yorum olur. Böylesine zorlama bir yorum üzerine inşa edilen bir dava da önünde sonunda bir yerlerden döner. Bu nedenle herkes için en iyisi, taziyeyi fazla büyütmemek ve siyasi bir kavganın ortasına taşımamaktır.
12 Mart 1971 darbesinin üzerinden 45 yıl geçmesine rağmen, o darbenin toplumsal yaşamımızda kalıcı izleri oldu. Devlet açısından da, sol açısından da, tartışılması gereken bir çok olay yaşadık.
ABD’li yöneticilerin sözleri, yazıları, açıklamaları nedense Gülen Cemaati ve PKK sözcüleri tarafından yapılan açıklamalara fazlasıyla benzemeye başladı; ancak Ankara ve hükümet artık sömürgeci efendilere değil; sandığa, millete, kendi topraklarına kulak asmaya önem veriyor.
Eğer hukuka uymanın ve hukuki açıdan haklı olmanın siyaseten de karşılık bulmasını istiyorsak, söz konusu hukuku çevreleyen ve onu etkileyen siyasi ortamın hakkaniyetli olmasını da sağlamamız lazım.