İspanya’da 2002’ye kadar ETA bağlantılı partilere davalar açılmasına rağmen herhangi bir yaptırım uygulanamadı. Fakat sorun sürdürülemez bir noktaya geldiğinde İspanyol hükümeti “Terör ve şiddet bağlantılı partilerin kapatılmasını” öngören “Siyasi Partiler Yasası’nı” çıkardı. İspanya Anayasa Mahkemesi de Venedik kriterlerini esas alan bu yasaya göre 2003’te Batasuna’yı kapattı. Batasuna lideri Arnaldo Otegi ise “Örgüt yöneticiliği” suçlamasıyla tutuklandı.
Kabul etmek gerekir ki dedelerimizin kurucu iradesini esas alan, dolayısıyla geleceği değil, geçmişi savunan bir siyasi parti ne “yeni”, ne öne sürdüğü gibi “değişimden yana” olabilir.
Her eleştiriyi “öteki”lere, kötülere, şeytanlara, zaten sicili bozuk olanlara maledip bu yolla çürütmeye kalkacaksak. Eleştirenler hep dışarısı, düşmanlar, gayrimeşrular, sözü dinlenemez ve kabul edilemezler olacaksa. Bu silâhlar “içeri”ye de tevcih edilecekse ve her adımda karşımıza “bak gördün mü kimlerle berabersin!” tehditleri dikilmeye başlayacaksa… Bunun, demokrasi saflarında tolerans ve çoğulculuk açısından sonuçları ne olur acaba?
Son zamanlarda “Baharla birlikte” çok şey olacak lafı dolaşıma sokuldu. 17-25 Aralık darbesinden başarısızlıkla çıkan “Paralel Yapı”nın dolaşıma soktuğu bu özgürlük ve demokrasi sözcüklerine Kandil dağdan ses verdi… Herkes bir yerden ses verip uyanışa doğru gidiyor. İşin komiği bunu da “Demokrasi ve Özgürlük” adına yaptıklarını söylüyorlar.