Dünyayı, zulme ve kıyıcılığa kocaman bir ‘Hayır!’ diyerek daha güzel bir yer kılarız. Ufak bir mırıltı halinde başlayan bu isyan, kimileyin büyük devrimlerin fitilini ateşler. Öfke, "ben adaletim" derse kör bir güce dönüşür, yakar yıkar, yağmalar. Adalet talep eden öfke ise inşa eder, dönüştürür. Adalet isteyen öfke, masumların ve mazlumların bayrağıdır. O halde, onarılamaz acılara ve affedilemez cürümlere tanık olduğumuzda, yumruklarımızı öfkeyle sıkalım. Hayır! Sizin bomba yüklü arabalarınıza! Hayır! İnsan öldürmek için duyduğunuz o iğrenç iştaha! Hayır! Şeytanla yarışan yıkıp yok etme kibrinize!
Tahminen, TAK tarafından üstlenilen bu saldırı, son tahlilde ne TAK/PKK ve ne de PYD/YPG tarafından düzenlendi. Her iki örgütün de yaklaştıkça daha çok etki alanına girdiği Suriye İstihbaratı ile onun ardında duran İran’ı olağan şüpheli olarak düşünmek daha akla yakın duruyor.
Yaşadığımız ülkeyi daha iyi bir ülke yapmak için onu eleştirmek, yerden yere vurmak en doğal hakkımızken, ona, kalbinden bir canlı bombayla vurulduğunda acıya ortak olamamak, öfkelenmemek bir tarafa, o bombayı patlatanların, patlatılmasını teşvik edenlerin, patlatılması umurunda olmayanların yanında saf tutmanın, oklarını yine kendi ülkesine çevirmenin, saldırganlara hiçbir şey diyememenin, aslında o ülkenin daha demokratik, daha özgür olması için olduğuna bizi nasıl ikna edeceksiniz?
Eğer “bizden bişey olmaz”cılardan değilseniz, bu davaları yeniden ve hiçbir mağduriyeti gözardı etmeyecek bir perspektiften kurtarmanın yolunu yordamını yeniden konuşmak zorundasınız.
8 yıl önce dönemin Artvin Barosu Başkanı Bedrettin Kalın'ın iddiası şuydu: "Kanadalı bir şirkete bakır madeni gerekçesiyle ruhsat verildi, ancak asıl amaç siyanürle altın elde etmek." Geçen 8 yıl boyunca tahminler aynen gerçek oldu.