Bir süreliğine de olsa, silahın susması, insanlarımızın ölmemesi, ülkenin kimyasının bozulmaması, önemli. Silahların sustuğu koşullarda, yeni baştan düşünme ve durum değerlendirmesi yapma imkanı doğabilir.
Siz daha sürdürün, sapına kadar çatışmacı kültürlerinizi. “Tek yol”culuğunuzu. “Ne pahasına olursa olsun”culuğunuzu. “Uzlaşmaz” ve “tâvizsiz”liğinizi. “Ya hep ya hiç”çiliğinizi. Dünya batsın. Türkiye batsın. Yeter ki geri adım atmayın. Yiğitliğe leke sürülmesin.
Zor bir dönemden geçiyor Türkiye. Dışarısı ateş çemberine dönüşmüş durumda. İçeride ise kan ve barut kokusu yükseliyor. Her zamankinden daha fazla siyasi basirete ve makuliyete ihtiyacımız var. Şimdilerde olduğu gibi eğer basiretimiz tutulmaya devam eder ve makuliyet çizgisinden sapmada ısrarcı olursak yaklaşan ateş topu hepimizin üzerinden geçer ve hepimizi yakar.
Dış politikadaki AB-Türkiye buluşması, Suriye’nin geleceğini belirleyecek faktörlerden sadece biri. Bölgeye askeri olarak da adım atmış olan Rusya’nın, İran’la aynı çizgide hareket ederek sorunun Esat rejiminin rehabilitasyonu yoluyla çözülmesi yönündeki tavrını ve Esat’lı geçiş dönemine ABD’nin rıza gösterip göstermeyeceğini de ayrıca hesaba katmak gerekiyor.