Yazarlar

“Üç genç kendi hallerinde kimseye bir zararları dokunmadan çalışıp yaşarken öldürülmüş”

“İzmir'de üç Suriyeli gencin öldürüldüğü yere gittik. Çevredeki komşularla, firma sahibiyle, firma avukatıyla, firmada çalışanlarla konuştuk. Onlara, bu hayatını kaybeden gençlerin çevrede herhangi biriyle bir sorunu olup olmadığını, kimseye bir zararları dokunup dokunmadığını sorduk. Kesin bir şekilde herkes, vefat eden gençlerin dinlerine bağlı, ahlaklı, insani yönleri güçlü ve sevilen kişiler olduğunu söylediler. Üzücü nokta burası, üç genç kendi hallerinde kimseye bir zararı dokunmadan çalışıp yaşamaya çalışırken öldürülmüş.”

Akılsızlık görünmez olursa seçimi kim kazanır?

Muhalefetin her konuda sonuna kadar anlaşması diye bir beklenti zaten olamaz. Ne var ki devlet-Erdoğan bütünleşmesi karşısında asgari ölçekte bir irade beyanına ihtiyaç var. Muhalefetin örneğin basit bir dünya analizinde, Türkiye’nin ‘yeri’ meselesinde, komşularla ilişkide, Kürt meselesinde, sosyal politikalarda, vatandaşlık anlayışında, temel hak ve özgürlüklerde (derin ve kapsamlı olmasa da) ortak bir pozisyon ve eylem haritası üretmesi lazım.

Hahamların saray mizanseni

Bu tarz bir sadakat mizanseni ancak doğup büyüdüğü ülkede esir gibi yaşayanların işi olabilir. Bu kişiler devletle eşit vatandaşlar olarak değil, kul olarak ilişki kurabilir. Bu nedenle devletten asla talepte bulunmazlar, direniş göstermezler. Sadece ‘hoşgörü’ beklerler çünkü kendi çizdikleri çerçevede hak edebilecekleri tek şey budur.

Tuğluk, düşman ceza hukuku ve vicdana çağrı

Tuğluk’a reva görülenleri anlamak için müracaat edilebilecek bir kavram var: Düşman ceza hukuku. “Vatandaş” ile “düşman” ayrımına dayanır bu anlayış. Ayrımı yapan, siyasal gücü elinde tutanlardır. Onlar “düşman” olarak kodladıklarını hukuki bir özne, hak sahibi bir kişi olmaktan çıkarırlar ve düşmana yapılan her türlü müdahaleye kendiliğinden bir meşruiyet atfederler.
- Advertisement -

Yeni akıl dışılık dalgası, nedenleri ve öyküsü

2016 rejimi Erdoğan iktidarını irrasyonaliteden, rasyonel bir yeni anlatıya doğru taşırken, bugün gelmiş olduğumuz nokta, bu bakımından yeni sorular getiriyor. Erdoğan ekonomik bir sahada, globalleşmiş ekonomi düzeni içinde attığı yeni irrasyonel adımlarla ülkesini ve kendisini tehlikeli bir yere sürüklüyorsa şunu söyleyebiliriz: Karşımızda yeni bir irrasyonel dalga bulunuyor. Erdoğan bunu milliyetçi yerli-milli hikâyesinin içine yerleştiriyor.

En Son Çıkanlar