24.00’den sonra müziğin yasaklanmasıyla bugün çok mutlu olacak insanlar herhalde Rumeli Hisarı’ndaki bu küçük camiyi anca doldurur. Şehirleşen muhafazakarları da artık heyecanlandırmayan hatta ne gerek vardı hissine neden olan hayat tarzı mühendislikleri bunlar. Ama o hayat tarzı mühendisliklerin sembolü o cami değil.
Fransa’daki seçim sonuçları en çok katılım oranının görülmemiş ölçüdeki düşüklüğüyle tartışılıyor. Bir tür “Ne olacak bu Fransa’nın hali” sorusuna cevap aranıyor. Muzip öneriler dile getiriliyor. Çareler arasında “Seçimde oy kullanmayanları Bastille’e hapsetmek” de var.
“Birlikte siyaset yapabiliriz” mesajının, tarihi ve sosyolojik bir önemi vardı. Benzer bir mesajı da Erbakan veriyordu. Muhafazakarların, laik kesimin siyasi temsilcileriyle bir şeyler yapabileceği kanıtlanmış oldu. CHP-MSP Koalisyonu, genel af hedefini gerçekleştirdi. 'İrtica', 'bölücülük', 'komünizm'le suçlanıp, yargılananlar bu aftan yararlanarak serbest kaldılar. Koalisyon çok uzun sürmese bile bir başlangıçtı.
Mecburiyetten alelusul cümlelerle saldırıyı kınayıp ardından okkalı cümlelerle kurbanı mahkûm etmek, ateşle oynamaktır. Saldırganlarla zihniyet müşterekliğini yansıtan bu söylem, Türkiye için ciddi bir tehlike taşıyor.
24 Nisan 1915’te tutuklanan Ermeni aydınların götürüldüğü Ayaş’ı ilk olarak 1971’de üniversite öğrencisiyken gördüm. 61. yaşımda (2013) Ayaş’ı detaylı olarak ele aldığım “24 Nisan 1915 İstanbul, Çankırı, Ayaş, Ankara” başlıklı kitabım yayınlandı. Aynı yıl gittiğim Ayaş’ı geçtiğimiz günlerde, 17 Haziran 2021’de yeniden ziyaret ettim. Ayaş’ın çok hüzünlü bir öyküsü var ama bir Ayaş ziyareti üzerine hüzünlü bir yazı yazmak içimden gelmedi.