SDG içinde 2021’den beri süren ayrışma Halep’te görünür oldu.
Sonuç; hendeklerdeki gibi hiçbir başarı ihtimali olmayan, halkın direnişe katılmayıp terk ettiği kuşatılmış bir şehirde “direndik, teslim olmadık” cümlesi için yitirilmiş hayatlar…
Artık Batı’da da etkili olmayan
propagandalar…
Elinin altındaki gücü ve kozlarını ve insan sermayesini beyhude direnişler için harcayan bir örgüt.
Kürtlerin menfaatinin artık her yerde direniş değil, her yerde müzakere etmek olduğu çok açıkken üstelik.
Tuhaf olanı Türkiye’de barışan Kürtlere burun kıvıranlar, yapma diyenler, direnen, savaşan Kürtlere bastır, pes etme diyorlar.
Onat Kutlar son nefesini 31 yıl önce bugün, 11 Ocak 1995’de verdi. Külleri faili meçhuller, kayıplar, katliamlarla kararan, kana bulanan 90’lı yıllardaki bombalardan birisi de onu yakaladı. Onun dizelerinden de miras kalan “kül”, bana otuz yıl önce “Kül Sokağı” köşemde yıllarca yazdığım yazıları da hatırlatıyor. Eski kadınların gece ocaktaki ateş küle döndüğünde kalan korları özenle küle gömmelerini de… Ki ertesi sabah üflediklerinde yeniden alevlensin ateş. Hepsi bugünün “külü”nü de üflüyor.
Trump, Maduro ve Venezuela’dan sonra gözünü Danimarka Krallığı’na bağlı Grönland’a çevirdi. Kendini dünyanın kralı olarak gören ABD başkanı, Grönland’ı satın almak, Danimarka kabul etmezse işgal etmek istiyor. Danimarka’nın sistematik asimilasyon politikaları altında yıllardır sömürülen Grönland halkı ise Trump’ın başlattığı bu küresel yangını bir fırsata çevirip bağımsızlıklarını ilan etme derdinde. 57 bin Grönlandlı, bu kaosu tarihi bir fırsata çevirirse bu tüm dünyaya örnek bir strateji dersi olabilir. Ne de olsa Trump karşısında kaybedeceğimiz tek şey zincirlerimiz.
Orhan Miroğlu, Mardinli. Ömrü Kürt meselesinin barışçı çözümü için uğraşmakla geçti. Kürt Hareketinin simge isimlerinden Musa Anter’in yeğenidir. Bölgede yaşayan aydınların kaderini paylaştı. 50...
Dün şahit olduğumuz, muhalefet saflarından iktidar bloğuna dahil olma seremonisinde büyük bir vuslata ermişçesine sahnelenen davranışlar ve kurulan cümleler, basit bir siyasi yer değiştirmeden çok, derin bir sosyolojik ve kültürel "ruh halini" ifşa etmektedir.