GÜNÜN YAZILARI

Sözün hükmü, gücün cazibesi

Dün şahit olduğumuz, muhalefet saflarından iktidar bloğuna dahil olma seremonisinde büyük bir vuslata ermişçesine sahnelenen davranışlar ve kurulan cümleler, basit bir siyasi yer değiştirmeden çok, derin bir sosyolojik ve kültürel "ruh halini" ifşa etmektedir.

Bu işlere şaşırmak iyi mi, kötü mü?

Trump, başkan kaçırmakla yetinmiyor; kendi ordusuna methiyeler düzüyor, siyaset–güç–silah arasındaki ilişkileri hâkim değer ilan ediyor. “Venezuela’yı ben yöneteceğim” havasında. Küba ve Kolombiya’yı tehdit ediyor. Danimarka toprağı Grönland için “Orası bize lazım, nadir madenler var; alacağız orayı” diyor. Ulusal Güvenlik Belgesi’nde Batı Yarımküresi’nin sahibinin ABD olduğu imaları bulunuyor.

Onlarınki bir aşk hikayesi mi?

Venezuela’dan Türkiye’ye uzanan siyasi manzarada, yönetme veya yönetime dâhil olma arzusu ile insanlık onuru arasındaki makasın nasıl açıldığına günbegün şahit oluyoruz. Siyasal aşkın yerini “siyasal ticarete” bıraktığı bu düzlemde; partiler arası geçişler ya da medet umulan dış güçler sadece meşruiyet kaybını derinleştirir. Çünkü siyasetin koridorlarında rehin verilen onur çıkarlara tahvil edildiğinde; geriye ne dava ne de inanç kalır. Oysa gerçek sadakat menfaatin bittiği yerde başlar; bunun dışındaki her kurgu, üzerine pazarlık gölgesi düşmüş kirli bir dekordan ibarettir.

Halep’te çatışma, Paris’te görüşme ve Almanya’da çıkan bir gazete…

Yani SDG-Şam mutabakatı, İsrail-Şam mutabakatıyla birbirine bağlanmış gibi görünüyor. Kürt kamuoyu bu iddiayı bir devlet propagandası olarak görse de Suriye-İsrail-Türkiye arasında Suriye merkezli güç mücadelesini SDG’nin bir fırsat olarak gördüğü, İsrail’in de Dürziler ve SDG meselesini Türkiye ve Suriye’ye karşı bir kart olarak kullanmak istediği bir saha gerçeği artık.
- Advertisement -

Sanki askeri operasyon değil iPhone lansmanı

Operasyon, rejim değişikliğini, bir “teknoloji”, bir “paket çözüm” ve ihraç edilebilir bir “ürün” gibi dünyanın önüne koydu. Bundan sonra da gücü yetenler bu “ürün”den yararlanabilirler. Siyaset de ahlak ve hukuk tartışması olmaktan çıkıp “ürün” uygulama yarışına dönüşüyor. 2000’ler ve 2010’lar boyunca Washington’un da katkısıyla çeşitli ülkelerde gerçekleşen toplumsal dönüşümlere dair bir tanımlama vardır: “Renkli devrim.”

En Son Çıkanlar