Ana SayfaGÜNÜN YAZILARI0-6 yaş arası 396 çocuk bu bayrama hapishanede girdi

0-6 yaş arası 396 çocuk bu bayrama hapishanede girdi

Adalet Bakanlığının son istatistiği 31 Mart 2023 tarihli ve resmi rakamlara göre cezaevlerimizde 12-18 yaş arasındaki çocuk sayısı 2076, yazıyla iki bin yetmişaltı. 2076 çocuğumuzdan 75’i kız çocukları iken kalan 2001’i erkek. 0-6 yaş arası çocuklar anneleri cezaevinde iseler anneleriyle birlikte kalabiliyorlar. Cezaevinde anneleriyle birlikte kalan 0-6 yaş arası çocuklarla ilgili 1 Mart 2023 tarihli son resmi rakam ise 396, yazıyla üçyüzdoksanaltı. Ne acı değil mi? Hangi çocuğun ne ile suçlandığıyla hiç mi hiç ilgilenmiyorum. Hele ki anneleriyle beraber cezaevinde kalmak zorunda kalan küçücük çocukları düşünmek kalbimi kanatıyor. Çocukların bayramda cezaevinde olacağını, tavanı tel örgüyle kaplı daracık avludan başlarını yukarı kaldırdıklarında görebildikleri dışında dünyayla temasları olmadığını düşününce hafakanlar basıyor.

Yavuz Bülent Bakiler’in “Sivas’ta Yoksul Çocuklar” şiirinde yoksul çocuklardan bahseder önce. Çocukların derin yoksulluğunu kalplere kazıdıktan sonra şöyle der:

“Nane satan su satan yetim çocuklar

Şarkı söyleyemediler güneşe aya…

Biliyorum ne masal dinlemeye doydular

Ne oyun oynamaya…”

Sizce yoksul değil mi çocuklar? Ülkemiz ne kadar zengin ise çocuklar da o kadar zengin olabilir. Elbette yoksulluktan da en çok çocuklar etkilenir. Biz sözü TÜİK verilerine bırakalım ister misiniz? TÜİK 2022 yılı Çocuk Raporunu (https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Turkiye-Cocuk-Arastirmasi-2022-49744)  dudunuz mu? Çalışmayı incelemenizi öneririm. Erkek çocuklar için en popüler isim Alparslan iken kız çocuklarda Zeynep olduğunu öğrenebiliyoruz örneğin. Merak edenler için ülkemiz nüfusunun %26,5’ini oluşturan çocuklarla ilgili başkaca önemli bilgiler de var. TÜİK ile UNICEF ortak çalışmasıyla yapılan araştırma sonuçları ülkemizdeki çocuklarla ilgili gerçekleri, aslında ülkemizle ilgili gerçekleri ortaya koyuyor. Çocuklarımızın %34’ünün kendilerine ait odaları var. Son 12 ayda sinema veya tiyatroya gidebilen çocuk oranı %39,1. Erkek çocukların %23,8’i, kız çocukların ise %20,4’ü ortaöğretimi tamamlayamıyor. Ortaöğretimi tamamlayamayan çocuklarımız sizce ne yapıyorlar? Çocuk işçilik diye bir kavram duydunuz mu? 15-17 yaş arasındaki çocuklarda işgücüne katılma oranı %18,7. Daha küçük yaştaki çocukların da işgücüne katılabildiğini hemen her sanayi sitesinde gözlemlemek mümkün.

Çocuk Hakları Sözleşmesini duyduğunu söyleyen çocukların oranı %45,1. Böyle olunca çocukların %62,4’ünün her gün ekmek ve makarna tüketiyor olması ama %12,7’sinin et, tavuk ya da balık tüketebilmesi olağan karşılanabiliyor. Sizce de olağan mı? Vejeteryan ya da vegan nesiller yetiştirmek gibi bir amacımız mı var?

Derin Yoksulluk Ağı kurucusu ve İzmir Milletvekili Hacer Foggo çocukların yoksulluktan nasıl etkilendiğini tarif ettiği cümleleri (https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/hacer-foggo-aclik-cocuklarda-travmaya-donustu-2023834) hatırlayalım:

“Son üç yıldır çocuklar oyuncak istemiyor. O kadar temel ihtiyaçlara kitlenmiş durumda ki aileler, çocuklarının istedikleri gıdayı alamıyorlar. Çocuklar yetersiz besleniyorlar. Temel ihtiyaçlar lüks haline geldi. Geçen gün bir anneyle konuştum. Çocuğu ‘Okullar tatil olacak beni pastaneye götürecek misin’ diye sormuş. Kadın ağlamaya başladı. Eskiden normal olan bir yere götürme, giydirme gibi durumlar lüks oldu. En temel ihtiyacın alınmaması çocuk için büyük travma.”

Yavuz Bülent Bakiler şiirinin devamında keşke tek derdimiz yoksulluk olsa dercesine başka bir çocuk dramından bahsediyor:

“Ve günahkâr çocuklar, suçlu çocuklar

Mahkeme salonunda bakarım dizi dizi

Bu suç bizim suçumuz, bu günah bizim

Affedin bizi.”

Öyle değil mi? Çocuğun günahı olur mu? Çocuklara suçlu denilmişse asıl suçlu tüm toplum değil mi, hepimiz değil miyiz? Kaç çocuğumuz var cezaevinde?

Adalet Bakanlığının son istatistiği 31 Mart 2023 tarihli (https://cte.adalet.gov.tr/Resimler/Dokuman/istatistik/istatistik-4.pdf) ve resmi rakamlara göre cezaevlerimizde 12-18 yaş arasındaki çocuk sayısı 2076, yazıyla ikibinyetmişaltı. 2076 çocuğumuzdan 75’i kız çocukları iken kalan 2001’i erkek. 0-6 yaş arası çocuklar anneleri cezaevinde iseler anneleriyle birlikte kalabiliyorlar. Cezaevinde anneleriyle birlikte kalan 0-6 yaş arası çocuklarla ilgili 1 Mart 2023 tarihli son resmi rakam ise 396, yazıyla üçyüzdoksanaltı. Ne acı değil mi?

Hangi çocuğun ne ile suçlandığıyla hiç mi hiç ilgilenmiyorum. Hele ki anneleriyle beraber cezaevinde kalmak zorunda kalan küçücük çocukları düşünmek kalbimi kanatıyor. Çocukların bayramda cezaevinde olacağını, tavanı tel örgüyle kaplı daracık avludan başlarını yukarı kaldırdıklarında görebildikleri dışında dünyayla temasları olmadığını düşününce hafakanlar basıyor.

Bizim siyasilerimiz görebiliyorlar mı, hissedebiliyorlar mı çocukların mağduriyetlerini, emin değilim. Rahmetli Necmettin Erbakan’ın yabancıların problemlerimize duyarlılığını gösterirken devlet ricalinin sessiz kalması karşısında söylediği bir söz vardı: “Hans anladı bizi, Hasan ne zaman anlayacak?” Bu sözü doğrular mı bilmem ama Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi Türkiye Birleştirilmiş 4. ve 5. Periyodik Raporlamasını (https://tbinternet.ohchr.org/_layouts/15/treatybodyexternal/Download.aspx?symbolno=CRC%2FC%2FTUR%2FCO%2F4-5&Lang=en)  geçtiğimiz günlerde yayınladı.

Rapor 16 sayfa ve 56 maddeden oluşuyor. Komite ülkemizi Çocuk Hakları Sözleşmesi ve İhtiyari Protokol kapsamında belirlenen 17 net hedefin 2030 yılına kadar gerçekleştirilmesi için etkin bir çalışma yapmaya davet ediyor. Bu hedefler arasında çocuk ticaretinin, çocuk pornografisi ve fuhuşa zorlanmanın engellenmesi gibi dünya geneline yönelik sorunlar da var ama ülkemize özgü problemler de raporda geniş yer tutuyor.

Komite Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu ile Kamu Denetçiliği Kurumunu memnuniyetle karşılıyor ama çalışmalarını yeterli görmüyor. Bu kurumların bağımsızlıkları sağlanmalı, garanti edilmeli şeklinde nazikçe uyarısını yapıyor ve bağımsız izleme mekanizmalarının önemine işaret ediyor. Sivil inisiyatiflerin özellikle 2016 darbe girişimi sonrasında çalışma koşullarının zorluklarından duydukları endişeyi dile getiriyor Komite. Çocuk Hakları Komitesi; gazetecilere, insan hakları savunucularına ve tüm STK’lara ifade özgürlüğü haklarının teslim edilmesinin, sivil inisiyatiflerin tehdit ve tacizden korunmaları gerektiğinin altını çiziyor.

Çocuk Hakları Komitesi, mülteci çocukların ayırımcılığa, gözaltı ve şiddetli zorla geri göndermelere maruz kalmasının endişe verici olduğunu ve bu uygulamaların ivedilikle çözülmesi gerektiğini iletiyor. Raporda, özellikle cezaevlerinde haksız tutukluluk yaşayan anne babaların çocuklarının ve cezaevinde anneleriyle tutuklu çocukların yaşadıkları endişe verici hak ihlalleri ile Kürt çocuklarının ölümlerine dair değerlendirmeler ve uyarılar dikkat çekiyor. 2016 darbe girişiminden sonra sistematik bir şekilde artan hapis cezalarına karşı yetkililere hamile kadınlar ve küçük çocuğu olan anneler için cezaevi dışında alternatif yöntemler uygulamalarını tavsiye ediyor.

Görünen o ki Birleşmiş Milletler ülkemiz çocuklarını anlamış ve ortaya bir rapor koymuş. Bakalım siyasetçilerimiz ne zaman anlayacaklar? Ne zaman gündemlerine alacaklar?

19 Haziran 2023 tarihinde yazılarını beğenerek takip ettiğim ve çok şey öğrendiğim Murat Sevinç hoca “Muhalefet partilerinin liderleri yaşamını yitiren çocuklardan haberdar mı?” (https://www.diken.com.tr/muhalefet-partilerinin-liderleri-yasamini-yitiren-cocuklardan-haberdar-mi/) başlığıyla içimi kanatan bir yazı kaleme almıştı. Yazıda Hakkari’de bir uzman çavuşun kullandığı özel aracın çarpmasıyla vefat eden 5 yaşındaki Erdem Aşkan’dan, resmi (ve bir bölümü zırhlı) araçların altında kalıp can veren diğer çocuklardan, Şanlıurfa’nın bir köyündeki medresenin yanındaki ahırda kendisini asarak intihar eden 12 yaşındaki Abdulbaki Dakak’tan bahsederken başkaca çocuk ölümlerinden de bahsediyor ve siyasilere haklı bir eleştiri yöneltiyordu: “Çatladıkapı Spor’un malzemecisi evlense tebrik mesajı yazan siyasetçilerden söz ediyoruz; konuyla ilgilenmek, asgari duyarlılık sergilemek, hiç olmazsa çocukların adlarını anmak dahi siyasetçilerin ‘siyasetlerine’ zarar verecekse, o siyasetten bu memlekete yarar gelir mi?

Siyasetçi olsam uykularım kaçar ve ülkemizin tüm çocuklarının mağduriyetlerini araştırma gereği duyardım. Siyasetçi değilim ama uykularım kaçıyor. Çocuklarım için daha yaşanılır bir ülke hayal ediyorum. Elimden Bayram günlerinin hemen öncesinde bir yazı kaleme almak geliyor. Bayram çocuklar için de bayram ise güzel. Bayram, her çocuk dilediği gıdaya erişebilince mutluluk sebebimiz. Cezaevlerinde hiç çocuk kalmayınca muhteşem olacak bayram. Bayramımız kutlu olsun mu?

Yavuz Bülent Bakiler’in şiirinin son dizeleriyle bitirelim yazımızı.

“Gökteki yıldızlar kadar sayısız

Ah yurdumun kimsesiz ve yoksul çocukları

Anladım farkınız yok koparılmış başaktan!

Alın bu gözleri benden, alın bu yüreği artık

Utanıyorum yaşamaktan.”

(Yavuz Bülent Bakiler)

 

 

 

 

- Advertisment -