Fransa’da ‘genç subaylar rahatsız’ vakası

Üç hafta önce emekli generallerin Macron’a iç savaş uyarısı yaptıkları muhtıra gibi bildiriyi yayımlayan aşırı sağcı Valeurs Actuelles dergisi, bu kez "Ordu Fransa'yı kurtarabilir mi?” kapağıyla, ismini vermeyen muvazzaf subayların emekli generallere destek bildirisini yayımladı: “Eğer iç savaş patlak verirse, ordu kendi topraklarında düzeni sağlar, çünkü bu ondan istenecektir.”

Fransa’da emekli generallerden sonra, halen orduda görevli her rütbeden askerler de bir mektup yayımlayarak; siyasi liderlere, ülkenin iç savaş tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.

Emekli generallerin 21 Nisan’da aynı uyarıda bulunan mektubunun yayımlandığı Valeurs Actuelles dergisi, aşırı sağ ile flört eden bir editoryal çizgiye sahip. Geleneksel sağ seçmeni, İslam ve yabancı göçmenler konusunda daha da sağa çekmeye, hatta radikalleşmeye kışkırtıcı kapak konularını sık sık kullanıyor.

Dergi, aktif subayların siyasi İslam karşısında Fransa’nın beka sorununu dile getirdiği mektubu da bir kampanyaya çevirerek okurların imzasına açtı. Geçen pazar gecesi (9 Mayıs) yayımlanan mektuba, bu sabah (11 Mayıs) itibariyle verilen destek imzası sayısının 229 bin 431 olduğu görülüyor.

Aktif görevde bulunan ordu mensupları mektupta, emekli subayların mektubuna destek veriyor. Emekli generallerin mektubunda siyasi liderlere ülkede büyüyen bir kaos olduğu, bu kaosu engellemezlerse iç savaş çıkacağı ve ölümlerden sorumlu olacakları uyarısında bulunulmuştu.

İlk mektupta olduğu gibi Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bakanlar, milletvekilleri ve generallere hitaben yazılan yeni mektupta, “görevde olan her rütbeden askerin, yasa gereği yüzleri açık şekilde kendilerini ifade edemediği ancak sessiz kalmalarının da imkânsız olduğu” belirtiliyor. 

Mektupta şöyle deniyor:

“Aramızdan bazıları Afganistan, Mali, Orta Afrika ve diğer yerlerde düşman ateşini gördü. Bazıları görev arkadaşlarını kaybetti. Bizim topraklarımızda taviz verdiğiniz İslamcılığı yok etmek için canlarını ortaya koydular… Şehir ve kasabalarımızda şiddeti görüyoruz. Kamuya açık alanlarda ve kamuoyundaki tartışmalarda mezhepçiliğin yer edindiğini görüyoruz. Fransa’ya ve tarihine karşı nefretin bir norm haline geldiğini görüyoruz… Eğer iç savaş patlak verirse, ordu kendi topraklarında düzeni sağlar, çünkü bu ondan istenecektir. Hiç kimse böylesine korkunç bir durumu isteyemez… Fransa’da iç savaş sessizce hazırlanıyor ve bunu çok iyi biliyorsunuz.”

Mektupta Cumhurbaşkanı Macron, bakanlar, milletvekilleri ve generallere harekete geçme çağrısı yapılıyor.

Aşırı sağ dışında hoş karşılanmadı

Macron hükümetinin cumhurbaşkanlığı seçimlerine bir yıl kala, ülkenin güvenlik sorunları ile başa çıkabildiğini göstermek için çaba harcadığı bir dönemde, ordunun emekli ve aktif görevli mensuplarından üst üste gelen bu sürpriz çıkışlar üzerine, Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire, mektubu “hiçbir çözüm önermeyen bir vakit kaybı” olarak nitelendi ve askerleri aşırı sağın söylemini benimsemekle suçladı: “Fransa’da bırakınız-yapsınlar politikası izlenmiyor. Evet, siyasi İslam ülkeyi bölmeye çalışıyor ve hükümet bununla mücadele ediyor.”

Geçen hafta bir uyuşturucu operasyonunda bir polis memurunun vurularak, geçen ay ise bir kadın polis memurunun boğazının kesilerek öldürülmesi, aşırı sağcı muhalefetin ülkenin İslamcı teröre yenilmekte olduğu söylemini alevlendirdi.

Askerlerin aşırı sağın söylemiyle örtüşen endişelerini paylaşmasından memnuniyet duyan aşırı sağ lider Marine Le Pen, ilk mektubu yazan askerlere hararetle destek verince, kulislerde mektubun arkasında aşırı sağ liderler bulunduğu söylentileri dolaştı.

Emekli askerler tarafından yayımlanan ilk mektupta, “siyasal İslam’a karşı gevşek politika” izlendiği ifade ediliyordu. Bu da Marine Le Pen’in Fransız kamuoyunu kendi yanına çekmek için en çok tekrarladığı slogan.

Ulusal Savunma Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Jérôme Pellistrandi, askerlerin Fransa’da şiddetin artması hakkındaki düşüncelerinin doğru, ancak konuşmalarının yanlış olduğunu söyledi. General Pellistrandi, “Herkes toplumda bir kırılmanın yaşandığında hemfikir. Bu bilinen bir şey ama olan biteni eleştirmek ordunun işi mi? Şehirde şiddet tehdidini, polis memurlarının yüz yüze olduğu korkunç gerçeği, polis karakollarına saldırıları ve polis memurlarının öldürülmesini inkâr edemeyiz ancak iç savaştan bahsetmek beni rahatsız ediyor” dedi. General Pellistrandi, bu iki mektubun yayımlanmasının tarafsız kalması gereken ordunun kimliğini siyasi amaçlarla ele geçirme amacını taşıdığı; bunun da sağ ve sol popülizmin değirmenine su taşıyarak sağlıksız bir siyasi iklim yarattığı görüşünde.

Aşırı sağcı lider Marine Le Pen siyasal İslam tehdidine karşı ülkenin alarma geçmesini isteyen askerlerden ne kadar memnunsa, radikal sol lider Jean-Luc Mélenchon da askerlere o kadar kızgın. Jean-Luc Mélenchon askerleri, “isyancı ve korkak” olmakla suçladı ve cumhurbaşkanı seçildiği takdirde ordudan atılacaklarını söyledi. Mélenchon, mektup krizinde, seçim başarısı için İslamcılarla flört ettiği yolundaki eleştirilere karşı maliyetsiz bir çıkış yapma fırsatı yakalamış bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Emmanuelle Macron’un partisi ise iki arada bir derede kaldı. Macron’un kabinesinde görevli bakanlar mektuplarda yapılan tespitlere genel olarak katılmakla birlikte, iç savaş uyarısının abartılı olduğunu ve askerlerin askerlik ile siyaset arasındaki kırmızı çizgiyi tehlikeli bir şekilde geçtiklerini görüşünü tekrarladılar.

İktidar partisinin milletvekili Jean-Michel Fauvergue, “Askerler güvenlik sorunundan, polis ve ordu gibi kurumlara saldırılardan bahsediyorlar. Bu siyaset adamları tarafından kabul edilen bir gerçeklik ancak iç savaş tehlikesi abartılı” dedi.

Başbakan Jean Castex, askerlerin uyarı mektubu yazmasını “tüm cumhuriyetçi ilkelere aykırı bir girişim” olarak niteledi ve mektup vakasından siyasi fayda sağlamaya çalışan aşırı sağ siyasetçileri kınadı.

Savunma Bakanı, ister aktif ister emekli olsun imzacılara yaptırım uygulanması görüşünde.

Paris savcısı Rémy Heitz ise Radikal Sol partinin askerler hakkında suç duyurusunda bulunup mektubun yazarları ve yayıncıları aleyhine işlemde bulunması talebini, ortada “cezai suç” bulunmadığı için reddetti.

Cumhurbaşkanı Emmanuelle Macron henüz mektup hakkında bir görüş bildirmedi ancak ikinci mektuptan iki gün önce Nazi Almanyasına karşı zaferin yıldönümü kutlamalarında Fransız ordusunun kuvvet komutanları ile birlikte görünmesi birlik ve beraberlik mesajı olarak değerlendirildi.

Katıldığı televizyon programında bildiriyi değerlendiren İçişleri Bakanı Darmanin, “İmza atmaya çekinmek, şimdi bu cesaret midir? Okumaya değer bulmadım. Siyaset yapmak istiyorsan seçimlere girersin. Ben öyle yaptım. Bazı askerlerin hoşuna gitmese de, demokraside kararı halk verir. Eşiğinde olduğumuz bölgesel seçimleri ve gelecek sene cumhurbaşkanlığı seçimlerini etkilemeye yönelik aşırı sağın manipülasyonu” dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçimine aktif olarak hazırlanan, her gün açıklamalarını yaklaşan seçimleri dikkate alarak yapan aşırı sağ ve radikal sol liderlerin köpürttüğü bu tartışmada, ordunun kimliğinin siyasi tartışma alanına çekilmesi ve siyasi gündemde kendine yer açması mektubun içeriği kadar rahatsız edici bulunuyor.

Komünist parti milletvekilleri üç hafta önceki emekli generallerin bildirisi ile ilgili Paris Başsavcısına suç duyurusunda bulunmuş ama Başsavcı, “Ceza Kanununa aykırı bir unsur yok, ifade hürriyeti” diyerek soruşturma başlatmamıştı.

Önceki İçerikAnadolu, Babadolu (2)
Sonraki İçerikHülyalı bir kuşağın insanıydı; Mehmet Kök Özaltınlı, abim…