Sade ben iki yazı yazdım ama sonu yok. Bir ay olmuş bile.
https://www.serbestiyet.com/yazarlar/ihsan-bilgin/osman-kavala-825383
Ne yazılsa az: Herhangi bir hayırsever değil, maddi ve manevi olanca varlığını içinde yaşadığı sosyal dünyanın zaaflarını telafi etmenin hizmetine sunmuş varlıklı bir iş-insanı. Varlıklı deyince de herhangi bir zengin değil, İstanbul’un köklü sermaye gruplarından birinin.jpg)
https://www.serbestiyet.com/yazarlar/ihsan-bilgin/soros-kimdir-vebali-midir-826169
.jpg)
.jpg)
Özetle sahibi olup yönettiği maddi manevi varlığa bir tür kamusal kapasite gibi bakıp yönetmeye alıştırmış kendini. Yaşam çevresine giren sorun alanlarıyla ilgili şöylesi üç kademeli bir davranış kalıbı benimsemiş olarak reaksiyon veriyor: 1. Bu konuda neler yapılabilir? 2. Bu çerçevede yönettiğim maddi/manevi kapasiteyle benim yapabileceğim nedir? 3. Bu kapasiteyi burada kullanmasam yerine neler yapabilirdim?
Siyasetçi, bürokrat veya teknokrat: Bir devlet insanının inisiyatifi altındaki kamu kaynaklarına davranması gerektiği gibi davranıyor kendi öz varlığına. 90 küsur yıldır 20 milyonlardan 80’lere çıkmış taze bir toplumun ortak kaynaklarının sahibi devlet böyle yönetilse hayal etmeye muhayyilemiz yetmeyecek yerlerde olurduk. Sanırım ona duyulan hayranlık kadar hınç da farklı bakımlardan özlenen ideallerin maddeleşmiş yaşayan örneği olmasıyla ilgili. Yeşilçam filminde hali vakti yerinde, genç, yakışıklı, akıllı ve iyiyi oynamıyor. Kanlı-canlı yaşayan, basbayağı ulaşılabilir mesafede bir adam… Sadece çelişik iki kimlik iş-insanlığıyla sosyalistliği birleştirmiyor kişiliğinde, sevap hanesi şişkin bir hayırsever zengin de değil sadece… O kimliklere hiç aday olmamış ve olmasına gerek duymayan bir hayat sürdürdüğü besbelli, ideal bir kamu yöneticisi, herkesin önce aday sonra rol sahibi olarak içini dolduramadığı politikacı, bürokrat, teknokrat kimliklerinin içini adayı da aktörü de olmadan durduğu yerden doldurmuş, neredeyse bir asil. Üstelik öyle doğmamış, olmuş. Kont, dük, ağa değil, adeta yaşayan ideal. Politikacısından, bürokratına, gazetecisine, iş-insanına hararetle ve elbirliğiyle şeytanlaştırıcı sıfat arayışı boşuna değil. Bulamadıkça eski manasız köhne yakıştırmalarını sandıklardan çıkarıp çıkarıp sürüyorlar piyasaya. Patinaj yaptıkça daha da gülünç olduklarının farkındalar. Partide havuza düşüp yarım kalan sohbeti bir şey olmamış gibi havuzun içinden sürdüren bir Peter Sellers sahnesi gibi sürdürüyorlar, ikisini de bile isteye olup sahiplendiği kızıl ve iş-insanı haricindeki tutturulamamış manasız yakıştırmalarını.
Ama iddiaya hazırım, konuşmadan, bahsetmeden duramayacaklar. Tipik star-magazin diyalektiği: Bahsetmeyi sürdürmenin ona yaklaştıracağını zannedecekler, ama yaklaşamayınca da vazgeçmeyecekler. O hıncın başta kendileri için inandırıcı bir karşılığını bulmadıkça da rahat etmeyecekler.
Ne yapalım etmeyip sanki üstleri hiç ıslanmamış gibi parti keyiflerini sürdürsünler.
Osman’dan yana bir kuşkumuz yok. Hesabı verilemeyecek şeyi yapmaz. Yaptığının da hesabını zaten verir nasılsa.



.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)










