İstanbul Saraçhane merkezli protesto dalgası, dün akşam itibarıyla sona erdi. Bundan sonra taraflar nasıl bir yol izleyecek, bunu öngörmek zor. Elbette her eylem, ona katılanların karakterini, jenerasyonunu, siyasi tercihini ve kültürel seviyesini yansıtır. Bu açıdan baktığımızda, İstanbul Saraçhane eylemleriyle Anadolu’nun birçok yerinde gerçekleşen eş zamanlı protestoların farklı sloganlar ürettiğini, pankartlardaki siyasi mesajlarda farklı vurguların öne çıktığını söyleyebiliriz. Hatta İstanbul ile Anadolu’daki havanın bazen neredeyse tamamen zıtlaştığı öne sürülebilir.
Bu yüzden insanlar, sosyal medya platformlarında, İstanbul ve Ankara’daki/Anadolu’daki protestolar arasındaki farklara dikkat çekerek tabloyu analiz etmeye çalışıyor. Bazı yorumlara göre, Anadolu’da bambaşka bir hava var. İstanbul’daki, çok kültürlülük vurgusu yapan slogan ve pankartlar Anadolu’da daha az görülüyor…
Anadolu’da genel hava daha yerel, daha içe dönük, içe kapanmacı… Asıl merkez ve protestoların öncülerinin yer aldığı yer, İstanbul. Ekrem İmamoğlu protestoları, çok geniş bir yelpaze. Bu yelpazenin içinde Ümit Özdağ’dan Selahattin Demirtaş’a uzanan bir spektrum söz konusu. İlginç bir nokta da farklı kesimlerin kendi kimlikleriyle eylemlere katılması. Türk milliyetçileri eyleme Türk milliyetçisi olarak, solcular solcu olarak, Kürtler Kürt kimlikleriyle, CHP’liler CHP’li olarak, feministler feminist olarak katılıyor. Yani herkes kendi kimliğiyle meydanlarda. Ve tabii kendi ruh haliyle, kendi mizah tarzıyla.
Sağcı-milliyetçiler ve solcudemokratların pankart ve sloganları farklı olsa ve aralarında zaman zaman sürtüşmeler yaşansa da nihayetinde aynı meydanlarda buluşabilmeleri ve aynı protestoyu paylaşabilmeleri dikkat çekici. Bu durum, toplumdaki gelişmişlik seviyesinin ilerlediğinin bir göstergesi.
Tabii sosyal medyada gösterilere dair karamsar değerlendirmeler de var. Irkçı, cinsiyetçi, homofobik, ulusalcı sloganlardan şikayet ediliyor ve bu nedenle bu eylemlerden çok faydalı bir sonuç çıkmayabileceği görüşü dile getiriliyor. Ancak karamsarlık, sosyal medyanın doğasında olan bir özellik; bu tür yorumları okurken bunu da göz önünde bulundurmakta yarar var. Özdağ’ın taraftarlarıyla Demirtaş’ın taraftarlarının ortak bunalımını ekonomi oluşturuyor. Hangi siyasi görüşten olursa olsun, gençlerin büyük bir kısmı yoksulluk içinde ve geleceğe endişeyle bakıyor. Bu durum onları birleştirmiyor ama meydanlarda yan yana durabilmelerini sağlıyor.