AB’yle üyelik müzakereleri yürüten bir ülke olan Türkiye, son zamanlarda Avrupa ile yaşanan gerilim nedeniyle, bir dışlanmışlık psikolojisi içinde. Bu durumu aylarca vize, hatta vize randevusu bekleyen sıradan yurttaşlar büyük bir sıkıntı olarak yaşıyor. Öğrencilerin yaşadığı durum ise daha da dramatik… Umutlarını Avrupa’da eğitim görmeye endekslemişken, yapabilecekleri hiçbir şey olmadığını görüp, “ortada kaldıkları” hissine kapılabiliyorlar.
Zaman zaman Katar’ın Türk medyasına yatırımları konuşulur. Bu yatırımlardan dolayı kaygı duyanlara da rastlarız. “Türkiye’nin Katar’a medya yatırımı yapması” gibi bir durumsa herhalde hiçbirimizin aklından geçmez… Ancak şimdi Almanya tam olarak böyle bir işe girişiyor: Katar’a yapılması hedeflenen büyük bir medya yatırımı, Almanya’nın gündeminde…
Uzun yıllar sonra bugünlerde Türkiye’nin yeniden çok konuşan bir paşası oldu. Durup dururken Yunanistan’ı Atatürk sizi nasıl denize dökmüştü diye tehdit ediyor, çözüm süreci tartışmalarına Türkiyelik-Türklük tartışmasına kömür atarak dahil oluyor. Her ne kadar asker olmasa da rütbesi Korgeneral. Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Korgeneral Prof. Dr. Erhan Afyoncu. “Rektör ve tarihçi işte neden konuşmasın” diyenler herhalde Milli Savunma Üniversitesi’nin tam olarak ne olduğunun farkında değiller. Daha yeni teğmenlerin alternatif yemin töreni yaptığı askeri okullardan bu müfredat ve zihniyetle yetişecek subay kadrosunun Türkiye’ye gelecekteki maliyetini kimse düşünüyor mu acaba?
İnsanlık hâlen Holokost’u hatırlayıp “Bu nasıl oldu? Dünya buna nasıl izin verdi?” diye sorguluyor. Eminim, bundan yıllar sonra bu soru Gazze için soruluyor olacak. 80 yıl sonra aynı evrensel utancı yaşıyoruz. Bir önceki soykırımın mağdurlarının bu kez soykırım faili olduklarına tanıklık ediyoruz. Ve ne yazık ki dün olduğu gibi bugün de soykırımcıları izliyoruz. Bu utanç hepimize yeter…
Suriye’nin geleceği nasıl şekillenecek? İstikrar nasıl sağlanacak? Türkiye’nin bu süreçteki rolü ne olabilir? Suriye, gerçekten çok farklı kimliklerden oluşan bir yapıya sahip. Sünni de Alevi de Kürt de Türkmen de Dürzi de demokratik bir rejim içinde hakkını ve hukukunu koruyabilmeli. Türkiye, ayrıştırıcı değil birleştirici bir rol oynayabilir; oynamalıdır.