GÜNÜN YAZILARI

CHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar?

Yeni siyasete kuşkuyla bakanlar bazı argümanlar ileri sürüyorlar. Bu politikaların Erdoğan’ı sıkışmışlıktan kurtarmaya yarayacağı, ona meşruiyet sağlayacağı, başarısızlıklarını unutturacağı, hatta bunlara CHP’yi ortak kılacağı, muhalefet tabanının yükselen enerjisini likide edeceği söyleniyor. Ayrıca iktidar blokunun çözülmeyeceği kanısı çok güçlü…Bu itirazlar ikna edici mi?

Hz. Ayşe’nin evlilik yaşı tartışmasına başka açıdan bakmak

Antik ve Orta Çağ’da dünyanın hemen hemen her yerinde kızların ve erkeklerin evlilik yaşı çok düşüktü. Kızların da genelde erkeklerden daha düşüktü. Orta Doğu’da kızlar ergenliğe girince genelde 12-14 yaş arasında evlenir, Avrupa’da evlilik yaşı kilisenin de onayı ile 12’de başlardı. Antik Yunan’da da bu yaşlarda evlenmek normal kabul ediliyordu. Uzak Doğuda da durum farklı değildi. Orta Çağ’da da erken yaşlarda bir kızın evlenmesi etik olarak yanlış mıydı? Cevabımız evetse tüm dünyanın orta ve antik çağda toplu olarak evlilik konusunda ahlaksız olduğunu iddia etmemiz gerekir. Halbuki Orta Çağ’da ortalama insan ömrü 31-35 bandındaydı. Dolayısıyla erken yaşta evlilik yaygın pragmatik bir tercihti. Bugünkü ahlaki sezgilerden hareketle Orta Çağ’da erken evlilikleri eleştirmemiz yanlıştır. Hz. Ayşe’nin evliliğini eleştirmek de bunun sonucunda yanlıştır. Aynı şekilde geçmiş uygulamalardan hareketle bugün erken evliliklere izin verilmesi gerektiğini savunmak da yanlıştır.

Solun Kültür Serüveni 20 | Halil Berktay: İyi mi, kötü mü (ve kimin için)?

Avrupa-merkezci vizyon, “bu ilkeller,” diyor, yani “vahşet” veya “barbarlık” aşamasında olanlar, binyıllar boyu geçememişler uygarlığa. Şimdi “biz Batılılar” geliyoruz ve kendi kapasiteleri içinde yer almayan bir medeniyet sunuyoruz onlara. Sosyalistlerin önemli bir bölümü için de geçerli bu argümanlar. Marx ve Engels dahil. Fakat İkinci Enternasyonalin sol kanadındaki radikaller ayrılıyor diğerlerinden. “Medeniyet misyonu” apolojisini reddediyor; kapitalizme karşıtlıklarını emperyalizme karşıtlık pozisyonuna taşıyor; doğrudan doğruya haksız, adaletsiz diye, kimsenin başka ülkeleri sömürge edinmeye, başka halkları boyunduruk altına alma hakkı olmamalı diye, emperyalizmin içerdiği zulüm ve sömürüye cepheden karşı çıkıyorlar.

Biz asılız ve Adalıyız, dolayısıyla…

Adalar’a dolmuşlar geldi. Mavi, az çiçekli ve yerden biraz da yüksek dolmuşlar bunlar. Örnek Mahallesi’ne giden mavi dolmuşlara benziyorlar – Adalılara, neredeyse Türkiyeli olduklarını hatırlatacak denli kötü bir tasarıma sahipler. Elektrikli olmaları da yeterince medeniyet vadetmiyor olmalı ki Adalılar bunu karşı çıkıyorlar. Adalılar, dolmuş protestoları sonucunda âdeta birer üçüncü dünya vatandaşı gibi, özür dileyerek söylüyorum, Türkiyeli gibi gözaltına da alındılar. Bir adanın yönetimini ele geçiren ve gittikçe otoriterleşen sosyal demokratlar kötü bir ada alegorisi değil: Game of Thrones’ta da vardı, izledik.
- Advertisement -

Eğrisi doğrusuna

İki farklı galibiyet, Türkiye için harika bir başlangıç oldu. Ama giden-gelen bir maç oldu. Türkiye ezici bir üstünlük kurarak kazanmadı. Her iki devrede de iki farklı Türkiye vardı. Maç berabere de bitebilir, hatta kaybedilebilirdi de. Türkiye adına en müspet husus, takımın coşkusunun yerinde olmasıydı. Kazanma arzusu ve mücadele azmi üst seviyedeydi. Ayrıca takımdaki yetenek-tecrübe dengesi de kıvamında; Arda ve Kenan gibi çok parlak bir gelecek vaat eden yetenekler ile Hakan, Orkun, Salih gibi zorlu liglerin tozunu yutmuş tecrübeliler var. Onların daha uyumlu hale gelmesi, takımın daha başarılı sonuçlara götürebilir.

En Son Çıkanlar