GÜNÜN YAZILARI

Altılı masa seçimden önce ortak kabine açıklamalı mı?

Seçim öncesinde ortak bir anayasa önerisi, detaylı ekonomi ve sosyal reformlar ve ortak bir Cumhurbaşkanı adayı açıklayacak olan muhalefetin, Cumhurbaşkanı adayıyla birlikte ortak bir kabine de açıklaması önemli bir seçenek olarak altılı masada duruyor. Her ne kadar isimler üzerinden tartışmaların artma, belirli isimlerin hedef gösterilme riski yüksek olsa da detaylı ve uzun bir süreç sonucunda belirlenmiş makul, demokrat ve işinin ehli isimlerin seçilmesi durumunda muhalefete getirebileceği fayda çok.

Fransa seçimleri ikinci turu

Fransa seçimleri Macron’un zaferiyle sonuçlandı. Ancak önümüzdeki Haziran ayında Fransa Millet Meclisi seçimleri yapılacak. Olağanüstü bir sürpriz meydana gelmezse Macron’un kendisine karşı aday olan bir parti liderini veya onun partisinden başka birini Başbakan atamak durumunda kalması ihtimal dahilindedir. O takdirde, ülkenin önümüzdeki beş yıl içinde uzlaşıyla yönetilmesi gerekecektir ki bu geçmişte her zaman kolay olmamıştır.

İfade özgürlüğüne giriş: Posta beygiri, öküz ve ahır

Son iki hafta içerisinde AYM, Ahmet Davutoğlu’na yönelik kullanılan ‘Posta beygiri’ kelimesini ifade özgürlüğü olduğuna, AİHM ise cumhurbaşkanına hakaret suçunun ifade özgürlüğüne aykırı olduğuna karar verdi. Bu esnada, üniversite öğrencisi Y. Emre Deniz’e paylaştığı film kesiti sebebiyle cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla kamu davası açılırken, bir başka üniversite öğrencisi Alp Emeç ise paylaştığı bir atasözü sebebiyle tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi. John Stuart Mill’den, Voltaire’den, Harbert Spencer’dan örnekler vererek ifade özgürlüğünü açıklayacağımız, tartışacağımız ortamın çok ama çok gerisindeyiz. Çünkü yukarıdaki somut örneklerde de görüldüğü üzere, ortada gerçek anlamda bir hakaret dahi yok. Ortada olan şey hukuk garabetlerinden, siyasallaşmış yargının rezaletlerinden başka bir şey değil.

Demokratik dönüşümün öznesi olarak muhafazakarlar

Erdoğan sonrası dönemin başat aktörü rolüne soyunan bazı gruplar ve kamusal aydınlar, konu muhafazakarlar olduğu zaman dışlayıcı bir retoriği dolaşıma sokma hususunda oldukça istekliler. Aktörlerin birbirlerine aynı göz hizasından baktığı bir çoğulcu zemin olmadan gerçekten de uzun vadeli bir demokratik restorasyon sürecine kapı aralayabilecek miyiz? Ahlaki bir üstencilikle muhafazakar kesimlerden her defasında günah çıkarmalarının beklendiği bir retoriği teşvik etmek, gerçekten de ortaklıklara dayalı bir kamusallığın inşası için samimi bir atmosfer yaratabilecek mi? Hiç sanmıyorum…
- Advertisement -

İstanbul Sinema Festivali nostaljisi…

Bir Bergman filmi izledikten sonra geceyarısı İstiklâl Caddesine çıktığınızı, yürüdüğünüzü düşünün. Nisan ayında bir gece yarısı. Hava biraz serin olsun. Yanınızda çok sevdiğiniz bir arkadaşınız var mesela. Pek fazla konuşmadan, sadece caddede değil, film ile gerçek hayat arasında bir yerlerde yürüyorsunuz. Sinema hakikaten büyülü bir şeydir, böyle zamanlarda daha da anlaşılır.

En Son Çıkanlar