GÜNÜN YAZILARI

Bugünün hali: İnsansız siyaset

Modernist gözlükle bakıldığında son yılların öyküsü, AK Parti’nin dindarı, değişimi, çevreyi temsil eden kimliğiyle iktidar olmasından ve bunun yarattığı bozulmadan ve travmadan ibarettir. Seçim kampanyasına bile bakınca, bugün bu travmanın, özellikle kentli, seküler, üst kesimleri nasıl etkilediğini de görmek mümkün. Bu etki, “içi boş ve aktörsüz siyaset söylemi” üzerine kuruludur.

Akletmeyenler

Çevremde benim gibi İslam inancından sonradan kopmuş çok insan var… Hiçbiri mutsuz değil. Bu nedenle intihara sürüklenen birini tanımıyorum. Tutunacak bir şey arıyorlar mı? Hiç denk gelmedim. Bazı ateistler de dini tarihsel bir kurum olarak anlamaktan uzak kalınca en mutaassıp insanları bile yaya bırakan gerici savrulmalar yaşıyorlar: Arap karşıtlığı biçiminde tezahür eden ırkçılık…Sevmedikleri partiye oy verenleri aşağılayan bir kibir… Senin cehaletin benim yaşamımı etkiliyor çiğliği…Ateizmin bu türlüsünün yarattığı hikaye de yavan, tatsız bir idealizmden başka bir şey değil… Kitapta sorulduğu gibi soralım: Hiç akletmez misiniz?

İlhan Selçuk yıllarında Cumhuriyet

Cumhuriyet Gazetesi’nde 16 yıl aralıksız çalıştım.Bir iki küçük müdahale dışında bir engelle karşılaşmadım. Kürt meselesini bugün savunduğum gibi savunuyordum. Abdullah Öcalan ve Kemal Burkay’la yaptığım röportajlar 15’er gün boyunca gazetede yer aldı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında izlenen bazı siyasetlere eleştirilerimi her koşulda ifade ettim. Okurların bazıları bu yazıları eleştirdi, bir grup daha da ileri giderek yazmamızı istemedi. İlhan Selçuk bu dönemde gazetenin tek hakimiydi. Gazete yönetimi, solun farklı renklerinin, değişik çizgilerin varlığını basın ve ifade özgürlüğünün bir parçası olarak gördü.

Tesbihat “eda edercesine” huşu içinde

995 km, kabaca, bir tetikçinin hikâyesi; biraz daha açarsak, evvela ülkenin bir dönemine ‘ayna tutma’ aracı olarak Müslüman bir tetikçiyi merkez alan bir ‘yurdum panoraması’. Beyni yıkanmış Müslüman bir tetikçi. Karmaşık bir karakter değil; açmazları yok, çıkmazları belirsiz. Kitaptaki varlık sebebi, kitabın sayfaları arasında bir tutkal görevi görmek neredeyse. Haliyle, Murathan Mungan’ın bakışını, en basitinden oryantalist görmek dahi mümkün değil; çünkü bu türden bakış, ontolojik-epistemolojik bir ikiliğin olduğu varsayımına dayanır. Mungan buna bir set çekmişe benziyor: Müslüman ana karakteri hiç var etmeyerek.
- Advertisement -

Siyasi realitenin kabulü

Selahattin Demirtaş, Leyla Zana ve Ahmet Türk’ün açıklamaları siyasi sahadaki realitenin kabulüdür. Kabul, iki yönlüdür: Dört yıl daha Erdoğan iktidarda ve eğer bir adım atılacaksa bu da Erdoğan ile atılmak zorunda. CHP ile mukayese edildiğinde Erdoğan’ın çözüm potansiyelinin daha fazla olduğunun teslim edilmesidir. İkincisi, Kürtlerin çok ağırlıklı bir bölümü silahla ve çatışmayla alınabilecek bir mesafenin olmadığını düşünüyor. Zana, Türk ve Demirtaş’ın ifadelerini, bu iradeye bir ses verme ve bu iradeye bir tercümanlık etme çabası olarak okumak mümkün.

En Son Çıkanlar