Oğuzhan Uğur’un “Mevzular: Açık Mikrofon” adlı programında HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na yöneltilen sorular ve tepkiler, 10 yıl önceki bir toplantıda bir akademisyen tarafından bana yöneltilen bir soruyu tekrar hatırlattı ve anladım ki bu fasılda hiç mesafe kat edememişiz: “Vahap Coşkun’a sormak istiyorum. Arkanda bir Türk bayrağı var; sen o bayrağı öpebilir misin?..”
Devrim denen şey, aşikâr ki, Babil Kulesi yapmaya teşebbüs etmek gibi bir şey. Kimilerine göre işlenmemesi gereken bir günah, kimilerine göre ise kaprisli, fesat, hilekâr bir Rabbe karşı insan olanın kaçınamayacağı bir vazife. Bruegel’in Babil Kulesi tablosuna baktığında, onu artık anladığını düşünerek baktığında, Erdumlu’nun aklından acaba ne geçiyordu? “Hiç kalkışmamalıydık” mı, yoksa “şuradaki kat -kat değilse oda- bizim, onu biz yaptık, üstüne çıkarlar umarım” mı?
54 yıl sonra Büyükada Hamidiye Camisi’nin avlusundayız. 68 isyancılarından Bingöl Erdumlu’yu sonsuzluğa yolcu ediyoruz. Kim var kim yok diye bakınıyorum. 68 Mülkiyesinin devrimcilerinden Mehmet Beşli geliyor. Tipik bir Karadenizli. Ayaklanmaya katılan bütün sınıfla o da Harp Okulu’ndan atılmıştı. Mahir Çayan ve Yusuf Küpeli en yakın arkadaşlarıydı. Elinde bastonla geldi. Noterlikten emekli olmuştu. Onu da kimse tanımıyordu.
DEVA Partisi, 2020 yılında yayınladığı Göç Politikaları raporunda göçmenlerin “yetenek ve mesleki becerileri göz önünde bulundurularak ekonomik hayata sistematik olarak kazandırılması” gibi gerçekçi politikalar öne sürüyorken, geçen hafta yayınladığı Sığınmacı Sorunu raporunda geri dönüş politikalarından sınır dışı etme politikalarına kadar bir dizi pratiği savundu. 2019 yılında “Suriyeliler yük değildir” diyen Ali Babacan, raporu sunarken statüsü belirsiz bir duruma hapsedilen göçmenlere vatandaşlık verilmesine karşı çıktı.
Ülkemiz ile Rusya arasındaki tek benzerliğin rejimleri arasında olduğu, yönetim tarzlarının birbirine çok yakın olduğu, bundan dolayı da iki ülkenin zoraki bir şekilde birbirine yakınlaştığı söylenebilir. Her iki lideri de birbirine yakınlaştıran Batı’ya ve onun temsil ettiği demokratik hukuk kurumlarına husumettir. Ancak bu ortak husumet, eninde sonunda hiçbir alanda ortak menfaatleri olmadığını gizleyememektedir. Bu nedenle şimdiki halde Batı’da fazla bir telaş görülmüyor, Türkiye’nin saf değiştirebileceği endişesi hafiflemiş gibi duruyor.