İktidar, şimdiye kadarki bütün anayasaların askerler tarafından yapıldığını hatırlatarak hepimizi ‘sivil’ bir anayasa yapmaya davet ediyor, buna gönül indirmeyenleri de ‘sivil’ olmamakla itham ediyor. Bu itham haklı ve yerinde bir itham olabilirdi; meğerki iktidar gerçekten de ‘sivil’ olsaydı.
Merkez istemeye istemeye onu yeniden aday gösterdi ve Topbaş kazandı. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Amerika’daydı. Hemen o gün uçaklar kalkmadığı için dönemedi. ‘Merkez’ üstünü çizdi. Damadı Gülen Cemaati mensubu olduğu gerekçesiyle tutuklanınca, büyük bir yıkım yaşadı.
Arşive daldım yine geçen gün; yaş almaktan olsa gerek, sık sık yapıyorum bu aralarda. Bir gün kullanırım diye sakladığım gazete kupürleri arasında gezindim bir süre. Evet, aramızda gazeteyi halen kâğıttan okuyan ve kupürleri makasla özene bezene kesip muhafaza eyleyen dinozorlar var!
Bu ülkede, devlet görevlileri tam bir liyakat ve ehliyetle atanır. Ehliyet son derece önemlidir çünkü memleket işlerinin ehliyetsizler elinde kalması yalnızca işlerin kötü gitmesine ve çürümeye neden olmaz aynı zamanda bir süre sonra genel ahlakı da bozar. Belki de en kötüsü bu tür yerlerde, “Genç nesil, muvaffak olmak için yol ararken gördüğü misal ehliyet ve fazilet olmadığından ilme, fenne, ciddiyete, çalışkanlığa, doğruluğa kıymet vermez; bunların yerine sokulganlığa, dalkavukluğa, kurnazlığa, hile ve desiseye yanaşır.
Küf. Pamuk gibi. Ama değil. Beyaz ve su yeşili. Kelimelerin üstünü kapatmış. Tamamını değil. Kelimelerin. Bir jiletle kazıyorum. Bir toza dönüşüyor. Öksürtüyor. Öksürtmez mi? Kelimelerin üstünü örten her şey insanı öldürebilir bile.