Tarlan, Mevlana’daki bu kırılmanın peşinden yaşananları şöyle anlatır: “Artık vakur alim, laubali bir rind olmuş, bir mecnuna dönmüştü. Tamamen başka bir aleme girmişti. Şems’ten bir an ayrılmıyordu."
Tepesine vurularak çalıştırılabilen ilk siyah-beyaz TV’nin uslu teknolojisi, vurdulu-kırdılı “geçiş dönemi”nde başka komuttan, laftan anlamayan ilk renkli TV’ler için de geçerli. Milenyum yaklaşırken, 21. Yüzyıl’a böyle girilmesi -reklamlarda- biraz sakil duracağı için ana teknolojiler değiştiriliyor: “Kapatıp, yeniden açınız…”
Tarihin cilvesine bakar mısınız. Lenin’e göre dünya, artık bütün bir emperyalizm cephesi ile bütün bir anti-emperyalizm cephesine ayrılmıştı. Bundan böyle devrim de emperyalizm cephesinin “en zayıf halkası” neredeyse orada patlak verecekti. Nâzım “O Duvar” şiirinde aynı fikri başka bir metaforla anlatıyordu.
24 saat içinde bir partiye yönelik siyasi eleştiriler yüzünden bir avukat İstanbul’da, bir partinin genel başkan yardımcısı ve 70 yaşında deneyimli bir gazeteci de öğlen vakti Ankara’da saldırıya uğradı. Bütün bunların tesadüf olduğunu, bunun organize bir saldırı olmadığını herhalde kimse iddia etmeyecek.