Demirtaş’ın HDP’yi merkezde konumlandırması için inisiyatif alması ve sorumluluk üstlenmesi doğru ve yerinde bir adım. Ancak merkeze giden yolda aşılması gereken çok çetin engeller var. Demirtaş’ın HDP’yi merkeze çekmeyi amaçlayan siyasal hamlelerin başarı şansı, kimi iç kimi de dış kaynaklı olan bu engellerle baş edebilmesine bağlı.
Kimsenin hayatı paranteze alınabilir, feda edilebilir bir keyfiyette görülemez. Kimsenin hukuku ‘teferruat’ olarak görülemez. Kamu yararı, devletin menfaati, milletin selameti, ulusal çıkar, millî güvenlik, insanlığın geleceği, kutlu gelecek, mutlu yarınlar… hangi gerekçeyle olursa olsun, tek bir masumun hakkı, hukuku ve hayatı başkalarınca feda edilemez.
Bu olayın yaşanması ayrı bir fecaatken, aslında olaydan sorumlu olmayan milletvekili Erkan Haberal’ın açıklaması ayrı bir fecaat olarak medyaya düştü. Buradan anladık ki, arabanın içinde olsaymış da pek bir şey değişmeyecekmiş meğerse.
Bu kadar açık bir saldırganlığın bu kadar pervasızca savunulması… Yetmedi, bir de üste çıkıp “ezer geçeriz” tehditlerine baş vurulması… ‘Haksız ama bizden’ deneceğine duyulan güven olmasa böyle yapabilirler miydi? Açın bakın Nihal Bengisu Karaca’nın ‘eblehçe’ bulduğu Haberal’a destek mesajlarını… Ne yapsa böyle destekler alacağını bilen birinin Haberal gibi davranmasında şaşıracak bir şey var mı?
Samimi bir özürle, kamu hizmetine yakışmayan bir fiil yüzünden bir görevden alma kararıyla sadece bir kişinin üzerine sürülmüş olmakla kalacak kırmızı plakalı, Meclis logolu, çakarlı, bizim vergilerimizle alınmış/kiralanmış o pahalı makam aracı, ardından yaşananlarla hepimizin üzerine sürülmüş oldu.