Kardeş katli gibi bir zulme dahi meşruiyet aramaya çalışan bir zihin, sizce başka hangi zulme kapı aralamaz? Böyle bir zihniyet dünyasının, ‘hikmet-i hükûmet’le sevk edilemeyeceği herhangi bir yol ve yön var mıdır? Beka, nizam, selamet, emniyet söylemleriyle meşru görmeyip tavır koyacağı bir adaletsizlik mevcut mudur?
Gönül ister ki toplum, öncelikli olarak demokrasiyi, insan haklarını, özgürlükleri dert edinsin. İktidarları bu açıdan sigaya çeksin… Araştırmalar tayin edici olanın tencere olduğuna işaret ediyor. Ekonominin bu sinyalleri iktidarın aleyhine yazıyor. İktidar da başı sıkıştığında, milliyetçi hamasete sığınabiliyor.
ABD bir hukuk devleti. Trump içindeki bütün ırkçı şiddet potansiyeline rağmen adam öldürtemiyor, emir veremiyor bu doğrultuda. Öldürenleri kayırmakla yetiniyor. Rusya bir hukuk devleti değil. Putin kendi kendisini kayırıyor.
Bir ülkede “beşinci kol” tabiri kol geziyorsa, o ülkede muhalifler, sivil toplumcular, gazeteciler için hayat zor, ortam zehirlenmiş demektir. Vatandaşlar ve sivil toplum, her geçen gün devlet karşısında zayıflıyor. Bir zamanlar el üstünde tutulan sivil toplum örgütleri de her şeye hakim ve her konunun içinde bir devlet karşısında anlamsızlaşıyor.
Yaş, cinsiyet, ırk ayrımı gözetmeksizin her kişiye yönelebilen itibarsızlaştırma, dışlama, taciz etme, değersiz hissettirme gibi duygusal saldırıların, fiziki saldırılara kolayca dönüşebilmesi de üzerinde durulması gereken bağlantılı bir konu. Pandemiyle birlikte artan yüksek işsizlik oranları da yıldırmayı tetikliyor, emeğin değerini düşürüyor.