Fabien Toulme’nin “Hakim’in Yolculuğu” isimli 3 ciltlik foto-roman serisi, ülkesi Suriye’de ailesi ve arkadaşlarıyla güzel bir hayat yaşayan Hakim’in Lübnan, Ürdün, Türkiye, Yunanistan, Makedonya, Sırbistan, Macaristan, Avusturya, İsviçre, Fransa hattındaki gerçek mültecilik öyküsü: “Bunun benim başıma gelebileceği aklımdan bile geçmezdi. Anlıyorum ki her insan bir gün ‘mülteci’ olabilir. Bunun için ülkenin çökmesi yeterli. Ya sen de onunla çökersin ya o diyardan gidersin…”
Kavafis’te tarih. Pers İmparatorluğu. İktidar. Muktedirler. Dışında kalan ve kalmayanlar. Kendilerine bahşedilen dünya nimetlerini geri çeviren ve çevirmeyenler. Tırmandıkça hiçleşen, kendilerine yabancılaşan, hayatı anlamsızlaşan, boşluk içine düşenler.
Nedense Türkiye’deki din alimleri söz konusu olan devletin ihtiyaçları olduğunda bu ruhsatları vermekte çok bonkörken, aynı genişliği sıradan dindarların modern hayatta karşılaştıkları sorunlar karşısında pek gösteremiyorlar. Sıradan insanların küçük meseleleri karşısında kapattıkları içtihat kapılarını, iktidarın ihtiyaçları söz konusu olduğunda ardına kadar açmakta bir beis görmüyorlar.
Ülke için, vatan için, topluma faydalı, mesleklerimizde başarılı olalım ya da çok para kazanalım, ünlü olalım diye yapmadı ne yaptıysa, yalnızca bizim iyi olmamız ve kendimizi iyi yetiştirmemiz için yaptı sanıyorum ki bence bu ülkenin en yapamadığı şeydir bu. Yani, öğrencileri araçsallaştırmadan, korkmadan, onlara güvenerek ve severek açık-uçlu bir şekilde kendi yollarından gitmeleri için uğraşmak. Bu olduğunda vatana millete fayda kendiliğinden gelen bir sonuçtu ve asıl zor olan bunu başarmaktı.
The Matrix Resurrections’da daha önceki filmlerde mücadelesi verilen savaş bitmiştir, makineler ile insanlar arasında bir ittifak söz konusudur. Diğer filmlerde yüksek tonda seslendirilen zihnin özgürleşmesi, özgür irade-kader sorunsalı burada daha cılız bir şekilde dile gelmekte. Bir zamanlar özgür olmak isteyen, bunu kendine mesele eden insanlıktan eser kalmamıştır.