Asiltürk’ü sert mizaçlı, atak kişiliğiyle hatırlıyorum. Karamollaoğlu’nu, sakin ve ısrarlı, uzun yürüyüşçü bir politikacı kimliğiyle tanıyorum. Asıltürk, söylendiği gibi, SP’yi iktidarla işbirliğine yöneltebilir mi? Bu soruma SP çevrelerinde cevap aradım. Durumu özetle şöyle değerlendiriyorlar: “Asiltürk MGV’yi etkilese de seçmen kitlesi muhalefet taraftarıdır. Bu yıllar içinde oluşmuş kökü Erbakan’a dayalı bir olgu.
Eski Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada döneminde Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili birtakım belgeler bulduğunu ve bir komite oluşturduğunu söyledi. Fakat sonra sustu. Şimdi herkes merak içinde Eroğlu’nu bekliyor. Bu derin devlet muztaribi sır küpü dile gelip konuşacak mı yoksa ‘teşkilat yeminine’ sadık kalarak sonsuza dek susacak mı?
İktidarın dış politikası desteklenirse içerde demokrasi uzak bir hayal haline gelebilir. Öte yandan ‘biz hem bu dış politikayı yürütür hem de demokrasi getiririz’ söylemi çok naif kalabilir, çünkü iktidarın ideolojik pozisyonu kabul edilmiş olur… Muhalefetin önünde iki yol var: Farklı bir dış politika vizyonu oluşturmak veya demokrasiyi bir üst değer olarak savunmak. Bu iki yol birleşebilir de… Ama kritik olan mesele şu: Her iki yol da ideolojik alternatif sunmayı ima ediyor.
Türkiye’nin çözemediği bu tür sosyolojik meseleler, siyasileşiyor ve siyasetin konusu olarak önem kazanıyor. Son birkaç seçimin yaklaşık bir ortalamasını alırsak, Kürt seçmenlerin yoğun yaşadığı yörelerde oyların yarıdan fazlasını HDP’nin aldığını görebiliyoruz. Belki yüzde 40-45 civarındaki bir oy da AK Parti’nin. HDP Türkiye çapında ortalama 6 milyon civarında oy alıyor. 6 milyon Kürt de muhtemelen AK Parti’ye ve diğer partilere oy veriyor.
Peki ya bu saldırı bir provokasyon, örgütlü, planlı bir saldırı, karanlık odakların bir tertibi değilse? Ya gerçekten Türkiye’nin iklimi artık böyle durumdan vazife çıkaran, vatan millet için intikam planları yapan, eline silah alıp düşman olarak gördüğü bir yerdeki herkesi öldürmeye giden saldırganlar yaratabiliyorsa?