Sert, taviz vermeyen, dinlemeyen, had bildiren, bağırıp- çağıran maço siyasetin bizi nereye getirdiğini hepimiz gördük. Artık sakin, dinleyen, anlayan, duygusal, empati sahibi siyasetçilerin ne yapacağını öğrenmenin zamanı geldi. Mesela Yeni Zelanda’nın 40 yaşındaki başbakanı Jacinda Ardern gibi. Takipçileri Aziz Jacinda diyor. Bazen Avustralyalılar sosyal medyadan Yeni Zelandalılara “başbakanları değiştirelim mi” çağrısı yapıyor. Biliyorum, şimdi bu nerden çıktı, ‘daha yeni Jacinda Ardern övdüm de geldim’ diyenleriniz vardır. Buyurun biraz da birlikte övelim, içimiz ferahlasın
Günlerden bir gün beni yine bir rica için odasına çağırdı. Bu kez bir derginin Bakanla röportaj yapmak istediğini ve konu başlıklarının da polislerle ilgili yeni düzenlemeler, tartışmalar ve iç güvenlik meseleleri olduğunu söyleyip bunu benim yapmamı istediğini iletti. İlk anladığım şey, her zaman olduğu gibi bazı notlar hazırlayacağım ve en fazla önceden iletilen sorulara cevaplar oluşturup Bakan’a iletmek gibi bir şey yapacağımdı. “Tabii olur,” dedim çok düşünmeden. Koskoca Bakan kendi cevaplarını hazırlayacak değildi ya!
Baz istasyonu direğinin tepesinden bakan adama, ayaklarını diz boyu karda yürür gibi bulut yığınlarına batıra çıkara ilerleyişleri pek gülünç göründü. Boş bulunup gülecek olsa, direği sıkı sıkı kavrayan dizleriyle elleri gevşeyebilirdi. Gülmesini tutmak için fena şeyler düşündü. Karısı çocuğunu da alıp anasının evine kaçmıştı. Çok ciddiydi. Geri dönmezlerse intihar edecekti.
İlk kez gittiğin hanenin “içki sofrası”yla ilgili meşrebini/mezhebini önce “buz teşkilatı”yla anlarsın. Biracı, şarapçıysa yahut hayatında içki ve ona bağlı olarak buz ayrıntı kalıyorsa risk grubundasın. Buzdolabının dondurucusunu doldurup, buzluğu atılacak ilk eşya gören, masaya az biraz soğumuş su bırakan evlere ilk gidişte keyfin sarsılır. Aklına Bülent Ortaçgil’in şarkısı gelir: “Biralar soğuk mu dedim /Dedi ki normal”…
Avrupa Futbol Şampiyonasının açılış maçında turnuvanın da favorisi olan İtalya ile karşılaşmak bizim açımızdan bakınca hem şans hem de şanssızlıktı. Olası bir beraberlik ya da galibiyet ‘Bizim çocukları’ çok farklı bir yere götürebilirdi. Tersi oldu, o zaman da ülke olarak en iyi bildiğimiz şeyi yapıp ‘hamasete’ sığındık. Bu işi maçı anlatan TRT spikerleri başlattı.