Varlık fonu başkanı Schmid’e yolladığı dudak emojili, “istediğin her şeyi zaten alıyorsun” dediği chat görüntüsüyle Başbakan Kurz’un da dahil olduğu Avusturya’daki skandallar dizisi bitmek bilmiyor. 35 yaşındaki başbakanın gençliğinin ona yenilikçilik kazandırmadığı, Kurz’un aslında Avusturya siyasetinin alışıldık kalıplarını sürdürdüğü görüşü yaygınlaşıyor.
“Kara Kuvvetleri imamı Ali Semerci (Hacı Murat), aşırı yaklaşımlara ve sahteciliklere tepki koyanların başında geliyordu. ‘Bunlara gerek yok. Zaten yeterince delil var. Yaptığınız büyük yanlış,’ anlamına gelecek şeyler söylüyordu. Semerci’ye en fazla karşı çıkanın (Deniz Kuvvetleri imamı) Kokuroğlu olduğu anlatılıyor. ‘Hazır fırsat bulmuşken (…) muhtemel Ergenekoncuları da bu vesile ile elemine etmeliyiz,’ anlayışında olduğu iddia ediliyor. Yani bir çuval açmışlar ve ‘muhtemel’ olarak gördükleri kişileri de o çuvala koyuyorlardı.”
Seyit Rıza ve oğulları yakalanmış, 1937 harekâtı tamamlanmış, (onun ifadesiyle) “Dersim ele geçirilmişti.” İnönü, 25 Ekim’de görevden alınmış, Seyit Rıza ve arkadaşları ise 15 Kasım’da idam edilmiştir. İnönü’nün ‘gerek yok’ dediği asıl büyük imha hareketi bundan sonra yapılmıştır.
Gerçek hayatta tanık olduğumuz, bazen medyadaki kaygan, ataerkil anlatımıyla da mide kaldıran vakaların perde arkalarında inanılmaz süreçler gizli. Çoğunun örtülü kalan hikâyesi korkunç… Sinemada Yunan Yeni Dalgası cesaretle tabuların, mayınlı alanların, ataerkil zihniyetin arsızca güvendiği “kol kırılır yen içinde kalır”ın üzerine dimdik gidiyor.