Bir yazar toprağa düşürüldü (Beyaz Toros)

Evinin yanı başında, sokağın girişinde alçakça öldürüldü. Ve gazetecinin acı kaderi benimleydi: Öldürülen yazarımız Kutlu Adalı’nın haberini yapmak. Tüm kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir andı. Daktiloyu kenara çektim. Köşesinde kullandığı kasketli-kaşkollu fotoğrafını çıkardım arşivden…

Gazeteye gittiğimde haber merkezinde kimse yoktu. Baskıcılar çoktan ayrılmıştı. Temmuz’un sarı sıcağıyla birlikte ölüm kokusu sinmişti her yere.

Gazetenin tek telefonlu santrali acı acı çalıyordu.

Telefonu açtım, konuşan olmadı. Kapattım. “İşte dinlemeye başladılar” dedim kendi kendime.

Gazetenin telefonlarının dinlendiğinin en somut işaretiydi “konuşmadan kapatılan telefon.”

Her sabah şaşmaz bir düzenle tekrarlanırdı.

Daktilonun başına oturduğumda kapı sesi işittim ve ürperdim.

Tam da bu saatlerde gelirdi gazeteye.

Elinde yazısıyla içeri girer, dizgiciye yazısını bırakır ve haber merkezine gelip ayak üstü sohbet ederdi bizlerle.

Son günlerde “silah falan aramıyorlardı, PKK işi hikâye” deyip duruyordu.

Barnabas baskınında, mezar odasında kazılan yerin silah sığmayacak kadar küçük olduğunu öğrenmişti.

Dönemin sorumlu Bakanı Ahmet Derya vermişti bu bilgiyi. Ahmet Derya’nın adını kullanmak istemiyordu.

Çok öfkeliydi.

“Barnabas’tan ne çaldılar? Beyaz Toros marka arabanın orada ne işi vardı? diye sorup duruyordu.

Sadece sormuyor, yazıyordu da.

İçimi müthiş bir keder kaplamıştı.

O anda karşımda duruyor ve bu konuları anlatıyor olabilirdi.

Evinin yanı başında, sokağın girişinde alçakça öldürüldü.

Ve gazetecinin acı kaderi benimleydi.

Öldürülen yazarımız Kutlu Adalı’nın haberini yapmak.

Tüm kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir andı.

Daktiloyu kenara çektim.

Köşesinde kullandığı kasketli-kaşkollu  fotoğrafını çıkardım arşivden.

Mizanpaj kâğıdını aldım önüme.

Manşetin sol tarafına kasketli-kaşkollu fotoğrafı yerleştirdim. Sağ tarafa bir mum.

Harfleri tek tek sıralamaya başladım;

“Bir yazar toprağa düşürüldü. Binlerce karanfil açtı, barış güvercinleri dört bir yana uçtu;

SUSMAYACAĞIZ

*

İçimi kaplayan keder hissini bir kez daha yaşadım dün, 25 yıl sonra.

Dönemin Sivil Savunma Teşkilatı Başkanı Kurmay Albay Galip Mendi Oda TV’den Can Özçelik’e konuştu.

Şunları söyledi;

Korkut Eken Özel Kuvvetler Komutanlığında görev yapmış bir büyüğümüz. Saygı duyduğum bir kişi. Kahraman bir subay. Beni de ziyaret etti. Yanında da Atilla Peker isimli kişi vardı. PKK ile ilgili istihbarat çalışması yapılacağını söyledi. Biz de kendisine Beyaz Renault marka Toros aracı tahsis ettik.”

Aynı beyaz Toros Barnabas baskınında da kullanılmıştı.

Bu nedenle baskının Özel Kuvvetler aparatı olan Sivil Savunma Teşkilatı tarafından yapıldığı söyleniyordu.

Aynı beyaz Toros Kutlu Adalı’nın öldürüldüğü sıralarda evinin etrafında görülecekti.

Ve Atilla Peker savcıya “Beyaz Toros bir arabayla Kutlu Adalı’nın evinin oralarda keşif yaptık. İçeriden sesler geliyordu ve Korkut Eken ‘bunların hepsi PKK’lı gerekirse hepsini vuracağız’” şeklinde ifade verecekti.

*

Sahi, Türk ordusu adaya Kıbrıslı Türkleri Rumlardan kurtarmak için gelmemiş miydi?

Beyaz Toros’la…

Önceki İçerikDavutoğlu’nun ‘Temiz Siyaset Hareketi’ manifestosuna polis müdahalesi geldi
Sonraki İçerikAhmet Davutoğlu ve Gelecek Partisi yöneticileri ile polis arasında Meclis Dikmen kapısında arbede