Ana SayfaHaberlerPORTRE | Hollanda siyasetindeki Borgen dizisinin başrolünde: Sigrid Kaag

PORTRE | Hollanda siyasetindeki Borgen dizisinin başrolünde: Sigrid Kaag

Rutte’nin Başbakanlığı’ndaki iki yıla yaklaşan dörtlü koalisyon, sığınmacılar ve konut piyasasını krize sokan göçmenlere karşı yeni önlemler üzerine anlaşma sağlanamayınca çöktü. Önlemlere karşı çıkanlardan biri de koalisyon ortağı D66 partisi ve onun Maliye Bakanı olan lideri Sigrid Kaag’dı. Son seçimden ikinci çıkarak büyük sürpriz yapan Kaag, Hollanda’nın tek kadın parti lideri. Eşi Filistinli bir doktor. Dört çocuklarının hem Hıristiyan hem Müslüman adları var. Kaag, siyasette kendince doğru bildiği her şeyi çok net şekilde ortaya koyan, herkesle tartışan bir isim. Onun ilham verici hikayesini iki yıl önceki seçim sonrası İzzet Akyol, Serbestiyet’e yazmıştı. O yazıyı yeniden yayınlıyoruz.

Hollanda’da genel seçimler yapıldı. Seçimlerin normalde dün (17 Mart) yapılması gerekiyordu, ancak pandemi sebebiyle oy verme işlemi pazartesi günü başladı ve 3 gün sürdü. Seçim sonuçlarına göre Hollanda’da sol partiler çöktü; Yeşil Sol ve Sosyalist Parti ciddi oy kaybetti. Aşırı sağ oylar biraz artsa da, daha önce iki olan aşırı sağcı parti sayısı üçe çıktı, Geert Wilders’ın başkanı olduğu büyük aşırı sağcı partinin (PVV) oyu düştü. Liberal partiler güç kazandı, başbakan Rutte’nin partisi VVD meclisteki sandalye sayısını 33’ten 35’e çıkardı. VVD ekonomide liberal, sosyal-siyasi alanlarda ise epey sağcı bir parti.

Seçimin büyük sürprizi ise D66’nın büyük çıkışı oldu. D66’nın 150 sandalyelik Hollanda meclisinde 19 sandalyesi vardı; kesin olmayan seçim sonuçlarına göre sandalye sayısı 27’ye çıktı ve ülkenin ikinci büyük partisi haline geldi. 22 Haziran 2020’de yayınlanan bir kamuoyu yoklamasına göre D66 ciddi oy kaybederek o dönemde yedinci parti konumuna düşmüştü ve ilk seçimde milletvekili sayısının sekize inmesi bekleniyordu. (https://www.dutchnews.nl/news/2020/06/sigrid-kaag-to-stand-for-d66-leader-i-want-to-put-the-netherlands-back-on-the-map/).

Geçtiğimiz sonbaharda parti içinde lider değişikliği yaşandı; D66’nın 4 Eylül 2020’de gerçekleşen kongresinde parti temsilcilerinin tamamına yakınının desteğiyle Sigrid Kaag partinin liderliğine geçti. Şu an Hollanda’daki partiler içerisindeki tek kadın lider, Sigrid Kaag. Kamuoyu yoklamalarında 8 milletvekili çıkarır gibi gözüken partisini aldı, kısa sürede ülkenin en büyük ikinci partisi haline getirdi. D66 kendini radikal demokrat ve sosyal liberal olarak tanımlayan bir parti; ekonomi alanında liberal politikaları benimsiyor, sosyal-siyasi alanda ise sol-ilerici politikaları savunuyor. Kişiliği, ailesi ve söylemi ile hem Hollanda hem de bütün Avrupa için ilginç bir figür olan Sigrid Kaag kimseden çekinmedi, kendince doğru bildiği her şeyi çok net şekilde ortaya koydu, savundu, tepkileri hiç umursamadı ve insanları etkilemeyi başardı. Net ve cesur olmayınca iki arada bir derede kalmak kaçınılmaz; Sigrid Kaag popülizme karşı sessiz kalmanın asla bir seçenek olmadığını belirtti, “otoriter ve popülist siyasetçilere karşı itirazları yüksek sesle ifade ederek bunların meşrulaşmasının muhakkak engellenmesi” gerektiğini söyledi. Neredeyse herkesle tartıştı, herkesi ve bütün siyasi partileri eleştirdi.  

Sigrid Kaag neleri savundu? Hangi politika tercihleriyle Hollanda’nın ikinci partisi haline geldi, bakalım:

–Çevreci politikaları net ve güçlü şekilde savundu, ama Yeşil Sol ile tartıştı. “Siz ekonomik gerçekleri yok sayarak çevrenin korunabileceğini zannediyorsunuz. Hem ekonomiyi güçlü şekilde gözetmek, hem de çevreyi gözümüz gibi korumak zorundayız, bunun bir sentezini yapmak zorundayız” dedi.

–Klasik liberalizmin (ve iktidarın büyük ortağı başbakan Rutte’nin partisinin) laissez faire laissez passer tutumunu eleştirdi –bu ifade minimum kamu müdahalesinin savunulması anlamında “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” demek oluyor. Dezavantajlı toplumsal kesimlerin sorunlarının piyasa mekanizmasıyla çözülemeyeceğini savundu, fırsat eşitliğini sağlayacak sosyal destek programlarının şart ve elzem olduğunu belirtti. “Yardıma ve desteğe ihtiyacı olan herkese elimizi uzatmak zorundayız, gerek sosyal politikalarla gerekse eğitime çok güçlü yatırım yaparak yarışa çok gerilerden başlayan dezavantajlı toplumsal kesimler açısından eşit rekabet şartlarını sağlamalıyız” dedi. Liberalizmin klasik sloganına atıfla Laat iedereen vrij, maar niemand vallen diye başka bir sloganı öne çıkardı. “Herkes özgür olsun, ama kimse düşmesin” anlamına gelen bu ifade rekabetçi/bireyci bir anlayışı benimserken yarışta geri kalanların da ellerinden tutulması tutumunu yansıttı.

Bütün Hollanda gazetelerin birinci sayfalarında Sigrid Kaag’ın parti genel merkezinde masanın üstünde seçim zaferini kutladığı anın fotoğrafları vardı.

–Sağcı/ırkçı Wilders TV tartışmalarında Müslümanlara ve başörtüsüne saldırınca inanç ve ibadet özgürlüğünü çok net şekilde savundu, Wilders’ın insanlara inançları üzerinden ayrımcılık yaparak anayasal suç işlediğini belirtti, “Özgürlük insanların kendi tercihlerini yapabilmesidir, kadınlar nasıl isterlerse öyle giyinirler, medeni bir insanın başka insanların tercihlerine müdahale etme hakkı olamaz” dedi. (https://twitter.com/SigridKaag/status/1371818449555578883).

–Hollanda’da mültecilere karşı epey tepki var. Sol partiler hariç partilerin çoğu ilticaların çok sınırlandırmasını istiyor. Sigrid Kaag net şekilde mültecileri sahiplendi. “Her şeylerini geride bırakarak yeni bir hayat kurmaya çalışan bu insanlar burada misafir değiller; burada oturmak istedikleri sürece onlar artık bizim bir parçamızdır. Hollanda dünyanın en zengin ülkelerinden biridir, gerek Hollanda’daki gerekse başka ülkelerdeki mültecilere ayıracağımız kaynaklarla bu ülke batmaz. İnsansak insanlığımızın gereğini yapacağız, boynumuzun borcudur” dedi.

–İktidarın büyük ortağı VVD’de (başbakan Mart Rutte’nin partisi) ve sağcı partilerin tamamında İslam’a ve Müslümanlara mesafeli bir tutum varken 50 kişilik milletvekili aday listesinde –biri başörtülü olmak üzere– Faslı ve Türk kökenli 9 kişiye yer verdi.

–Özgürlükler, tolerans, çok-kültürlülük, bütün insanların insani vasıfları ve hukuku anlamında eşitliği gibi konuları vurguladı; bu anlamda felsefi denilecek güçlü argümanlar sundu ve savundu. Örnek olarak, mesela Sigrid Kaag’ın henüz parti lideri değilken (29 Eylül 2019’da) yaptığı şu konuşma metnine bakılabilir: https://www.rijksoverheid.nl/documenten/toespraken/2019/09/28/toespraak-minister-kaag-bij-symposium-tolerantie-in-turbulente-tijden.

Metin Flamanca, ama Google-çeviri hizmeti üzerinden İngilizce veya Türkçe olarak okuyabilirsiniz.




Sigrid Kaag’in eşiyle yakın zamanlarda çekilmiş bir fotoğrafı.

Bunların üstüne, ailesine ilişkin değişik saldırı ve eleştirilere maruz kaldı. Sigrid Kaag’ın kocası Filistinli diş hekimi bir Müslüman, Arafat’ın ilk kabinesinde sağlık bakan yardımcılığı yapmış olan Enis El-Kak. Çiftin 4 çocuğu var; çocuklarına hem Hıristiyan/Batı hem de Müslüman/Doğu kültürlerinde ortak olan Meryem/Mariam ve Adem/Adam gibi isimler vermişler. Sigrid Kaag ailesine laf edenlerin hepsinin ağzının payını verdi; tartışmaların tamamında kibar ve nazik ama dimdik ve çok netti.




Sağcılar Sigrid Kaag’a ailesi üzerinden saldırdıkça bir sürü insanın da sempatisini kazandı.

Sigrid Kaag çok iyi eğitimli, 6 dil bilen bir eski diplomat; anadili olan Flamancaya ilaveten İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca ve Arapça biliyor. Hollanda’da Arap Filolojisi eğitimi görmüş, sonrasında Mısır’daki Kahire Amerikan Üniversitesi’nden Ortadoğu Çalışmaları alanında yüksek lisans derecesi almış. Hollanda Dışişleri Bakanlığı’nda diplomat olarak çalışıyor iken Filistinli bir siyasetçiyle evlenmesi sonrasında bakanlığı nezdindeki “mahrem bilgilere erişim yetkisi” sınırlanınca bakanlıktan ayrılıp BM nezdinde çalışmaya başlamış. 1996’da, bir Hollanda kanalında yapılan İsrail-Filistin ihtilafıyla ilgili programa Doğu Kudüs’te yaşayan bir Hollandalı olarak katılmış, Filistin davasını savunmuş –bu kayıt Kaag’ın Filistin yanlısı ve İsrail karşıtı birisi olduğunu savunmak için Hollanda sağcıları tarafından hâlâ sosyal medyada paylaşılıyor: https://www.vpro.nl/speel~WO_VPRO_416130~nps-vpro-6-oktober-1996-buitenhof-israel-en-de-palestijnen-de-lange-vs-kaag~.html.




Hollanda sağcıları seçim kampanyası sırasında Sigrid Kaag’ı ailesi üzerinden itibarsızlaştırmaya çalıştılar ve bu fotoğrafı sosyal medyada çok paylaştılar. Arafat, Sigrid Kaag, kocası ve çocukları.

2017’ye kadar BM adına dünyanın değişik yerlerinde çalışmış ve yaşamış. 2017’de Hollanda’ya döndüğünde D66 partisinde siyasete girmiş, Mark Rutte’nin koalisyon hükümetinde Dış Ekonomik İlişkiler Bakanı olarak görev almış.
Kaag, “yapıcı ilericilik” (constructive progressive) adını verdikleri yaklaşımla partisini Hollanda’nın ikinci büyük partisi haline getirmeyi başardı. Ekonomi konusunda akılcı/pragmatik bir tutumdan taviz vermediler ancak (kelimeler aynen kendilerine ait) “kalpsiz bir akıl”la huzurlu ve sağlıklı bir toplum olamaz diyerek siyasi sağcıları eleştirdiler. Öte yandan solcuların ve yeşillerin siyasi çizgisine yönelik “akılsız bir kalp” eleştirisi geliştirdiler. Kaag yeni sentezlere ihtiyaç olduğunu savundu; idealizm ile gerçekçiliğin, pragmatizm ile ilerici siyasetin (progressive politics) bir sentezinin yapılması gerektiğini vurguladı. “Hedefleri büyük tutalım, ama bu hedeflere ulaşmak atılacak küçük/pratik adımlardan geçer, bunları iyi belirleyelim ve planlayalım” dedi. “Toplum olarak bir kriz içindeyiz, bu krizden çıkıp sağlıklı, huzurlu, başarılı ve güvenli bir topluma ulaşmak herkesi kapsayacak bir katılımcılıkla mümkün olur” ifadesini kullandı. Yapmacılıktan uzak ifade ve tutumlarıyla insanları etkiledi; anlaşılan söylemleri de epey insanda bir karşılık buldu ve D66 büyük bir sıçrama yaptı –hem de 5-6 ay gibi çok kısa bir süre zarfında. Seçim öncesinde yapılan araştırmalar Sigrid Kaag’ın birbirine rakip değişik partilerden destek alabileceğini gösterdi. Hıristiyan Demokrat, Yeşil Sol, Sosyalist Parti ve İşçi Partisi’nden insanlar ilgi göstermişler. (https://www.maurice.nl/peilingen/2020/06/21/lijsttrekkers-van-cda-en-d66/). Hıristiyan Demokrat seçmenler, genel tutumu kadar Sigrid Kaag’ın aile değerlerine bağlı olmasını da çok beğenmişler. Bu arada ilginç şekilde erkek seçmenler Sigrid Kaag’a kadınlardan daha çok destek vermiş.

ABD seçimleri dünyanın değişik ülkelerinde bir süredir güçlü olan otoriter-popülist siyasi dalganın sonunun yaklaştığını gösteriyordu. Hollanda’da Sigrid Kaag liderliğindeki D66’nın seçim başarısı ekonomik liberalizm ile sosyal dayanışmanın demokratik bir reform ajandasında yoğrularak yeni bir sentez yapılabileceği ümitlerini yeşertti. Devamı gelecek mi, zaman içinde göreceğiz.

- Advertisment -