Tarık Akan

 

Herşeyden önce  kuşağımın jönüydü, Ayhan Işık, Ediz Hun ve Göksel Arsoy’un önceki kuşağın hesabına yazıldığı bir dünyada karşı cinsten akranlarımızn başlıca ideallerindendi. 

Yılmaz Güney bıçkın delikanlılığını sadece oyunculuk, yönetmenlik ve yazarlığa, sanata değil dünya görüşü bellediği sosyalizmin de hizmetine koşmaya gönüllü çok yönlü bir yıldızıydı Yeşilçam’ın.

Orhan Pamuk ve Nuri Bilge Ceylan bizleri ödüle alıştırmadan çok önce Cannes82’de altın palmiyeyi alan Yol’un da senaryo müellifiydi. Yönetmeni Şerif Gören  o sarışın  jönden bir Anadolu köylüsü profili yaratabildiyse bunda ve o filmde biraraya getirdiği Akan da içlerinde, Halil Ergün, Şerif Sezer gibi sola eğilimli bir kuşak yetişmesinde de Güney’in payı eksik değildi. Bıçkın delikanlılıktan türeme solculuğun kaderini Yeşilçam da Anadolu solculuğuyla paylaşmış oldu. Marksizmin sınıfsal kökenini halkçılıkla, entelektüel tarihsel maddeci kökenini de ahlakçılıkla ikame etmek pahasına. 

 

Yol 1982 Real Serif Goren et Yilmaz Guney Tarik Akan Serif Sezer Halil Ergun Collection Christophel © Guney Film / Cactus Film

 

Önceki İçerik27 Mayıs darbesi neden kritik bir nokta?
Sonraki İçerikHakkari’de çatışma: üç şehit, üç yaralı